Yıllar önce izlediğim bir dizi vardı adını hiç bulamadım anımsayamıyorum da bir evin odaları sürekli büyüyordu odalar genişliyor ek odalar çıkıyordu evin içinden ne yazsam bir türlü bulamadım. Böyle bir dizi film gören bilen var mı ?
Spoiler vermeden söyleyebilirim ki: Tutsak (Prisoners), yalnızca bir kayıp çocuk vakasını anlatan sıradan bir polisiye değil. Her sahnesiyle gerilimi giderek artıran, izleyiciyi sürekli şüpheye düşüren ve “Ben olsam ne yapardım?” sorusunu sorduran güçlü bir psikolojik gerilim filmi. Oyunculukları, atmosferi ve…devamıSpoiler vermeden söyleyebilirim ki: Tutsak (Prisoners), yalnızca bir kayıp çocuk vakasını anlatan sıradan bir polisiye değil. Her sahnesiyle gerilimi giderek artıran, izleyiciyi sürekli şüpheye düşüren ve “Ben olsam ne yapardım?” sorusunu sorduran güçlü bir psikolojik gerilim filmi. Oyunculukları, atmosferi ve finaliyle uzun süre akılda kalıyor. Gerilim ve suç filmlerini sevenlerin kesinlikle kaçırmaması gereken yapımlardan biri.
Öyle filmler vardır ki mevsimiyle izlenir. Bence Mayıs Sıkıntısı da onlardan biri. Temmuz sıcağında izleyince filmin o ağır akan ritmi, kırsalın bunaltıcı dinginliği ve insanın içine çöken melankolisi daha da hissediliyor. Film tam anlamıyla bir görsel şölen. Çanakkale Yenice'nin yemyeşil…devamıÖyle filmler vardır ki mevsimiyle izlenir. Bence Mayıs Sıkıntısı da onlardan biri. Temmuz sıcağında izleyince filmin o ağır akan ritmi, kırsalın bunaltıcı dinginliği ve insanın içine çöken melankolisi daha da hissediliyor.
Film tam anlamıyla bir görsel şölen. Çanakkale Yenice'nin yemyeşil doğası, meşe ağaçları, tarlalar, toprak yollar... Adeta bir manzara ziyafeti sunuyor. Ama bütün bu güzelliğin içinde kırsal hayatın yalnızlığını ve o tarif edilmesi zor sıkıntısını da iliklerinize kadar hissettiriyor.
Aslında film bir şey anlatmıyor. Ya da anlatmaya çalışmıyor demek daha doğru olur. Bir mesaj verme, bir ders çıkarma gibi bir derdi yok. Sadece sizi karakterlerin hayatına sessizce misafir ediyor. Sanırım filmi bu yüzden çok sevdim.
Çünkü herkes kendi küçük telaşında... Baba, yıllardır emek verdiği arazisini ve ağaçlarını tapu-kadastro meselesi yüzünden kaybetmemeye çalışıyor.
Muzaffer, filmini çekebilmenin peşinde. Hatta bunun için kendi ailesini bile filmin doğal oyuncularına dönüştürüyor. Saffet ise üniversite sınav sonucunu mektupla bekleyen o efsanevi nesilden... Kasabaya sığamıyor; tek hayali İstanbul'a gidip çalışmak, yeni bir hayat kurmak. Küçük Ali'nin dünyası ise çok daha sade. Tek derdi, cebindeki yumurtayı kırmadan taşıyıp müzikli saatini kazanabilmek.
Film boyunca dikkatimi çeken bir başka ayrıntı da müzik seçimiydi. Üç Maymun'da Hatice Aslan'ın telefon zilinde defalarca duyduğumuz Yıldız Tilbe – Emi nasıl dönemin ruhunu hissettiriyorsa, burada da müzikli çakmaktan yükselen Lambada melodisi aynı etkiyi bırakıyor. Bence Nuri Bilge Ceylan bu tür küçük ama dönemin hafızasını taşıyan ayrıntıları özellikle seviyor. Hikâyeye doğrudan bir katkısı olmasa da sizi bir anda o yılların atmosferine götürüyor.
Bir de filmi daha özel kılan bir tarafı var. Hikâye, Nuri Bilge Ceylan'ın memleketi Çanakkale Yenice'de geçiyor. Filmde izlediğimiz anne ve baba gerçekten onun anne ve babası; Saffet'i canlandıran kişi ise kuzeni Mehmet Emin Toprak. Bugün anne ve babasının da, genç yaşta kaybettiği kuzeninin de artık hayatta olmadığını bilerek izleyince film, kurmaca olmanın ötesinde bir aile albümüne dönüşüyor.
Benim için Mayıs Sıkıntısı, büyük olayların değil, küçük hayatların filmi oldu. Belki de bu yüzden, jenerik aktığında akılda kalan şey hikâye değil; rüzgârın sesi, ağaçların gölgesi ve o kasabanın insanın içine işleyen sessizliği oluyo
Bazı karşılaşmalar vardır kısa süren ama etkisi yıllar sürer. “Kaderde varsa olur” fikrini romantik bir şekilde işliyor. Gerçek hayattaysa ilişkilerin yürümesi çoğu zaman sadece kaderle değil, iki insanın davranışları, emeği ve birbirine gösterdiği saygıyla da şekillenir. En sevdiğim yanı, aşkı…devamıBazı karşılaşmalar vardır kısa süren ama etkisi yıllar sürer. “Kaderde varsa olur” fikrini romantik bir şekilde işliyor. Gerçek hayattaysa ilişkilerin yürümesi çoğu zaman sadece kaderle değil, iki insanın davranışları, emeği ve birbirine gösterdiği saygıyla da şekillenir. En sevdiğim yanı, aşkı küçük anlarla anlatmasıydı. Kalabalık bir şehirde yaşanan kısa bir tesadüfün, yıllar sonra bile iki insanın hayatını sessizce şekillendirebilmesi… Serendipity, aşkın yalnızca kavuşmaktan ibaret olmadığını bazen beklemek, bazen vazgeçmek, bazen de yıllar geçse bile aynı hissi içinde taşıyabilmek olduğunu anlatan sıcacık bir film. Gerilim ve psikoloji severim demeyi bırakıp itiraf ediyorum. Ben romantik film izlemekten bir tık hoşlanıyorum.
10 Şubat 1974 "..... bana istisnasız herkes kızıyor; kafalarındaki ‘ben’i bozduğum için. ben onların hayallerinde tutarlıyım. belki kendi hayalimde de tutarlıyım.yaşarken bu iki tutarlığın da dışındayım.her şeyle sırasında alay ettiğim halde kendimi gülünç durumlarda buluyorum. Bu durumlar geçtikten sonra kendimle…devamı10 Şubat 1974
".....
bana istisnasız herkes kızıyor; kafalarındaki ‘ben’i bozduğum için. ben onların hayallerinde tutarlıyım. belki kendi hayalimde de tutarlıyım.yaşarken bu iki tutarlığın da dışındayım.her şeyle sırasında alay ettiğim halde kendimi gülünç durumlarda buluyorum. Bu durumlar geçtikten sonra kendimle de alay ediyorum. yalnız, artık hissediyorum ki, bunun sonu yok.
Saatlerce hiçbir şey yapmadan evde oturuyorum ; sonra,tam çıkarken, evde kalsaydım bir şeyler yapabilirdim gibi hissediyorum.
galiba hep acele ettim.Hep yapması gereken çok şey olduğunu hissedip,hiçbir şey yapmak istemeyen biriydim.İçimde adı boş ukdeler biriktirdim.Dolduracak birini bekledim,kendimden umudu kestikten sonra.Sonra beklemekten de vazgeçtim."
yazın neden yeni bölüm çekilmiyor üzüntüsü yaşadım tam şu an, eski bölümlerden seyrettik tv’de ve soruları anımsamak bile aynı seyir tadını vermedi 😔 sorulardan yarışmacılara, yarışmacılardan sunucuya kadar ailecek her şeye kulp bulabildiğimiz bir yapım 🫶🏻 keşke dört mevsim çekilse……devamıyazın neden yeni bölüm çekilmiyor üzüntüsü yaşadım tam şu an, eski bölümlerden seyrettik tv’de ve soruları anımsamak bile aynı seyir tadını vermedi 😔 sorulardan yarışmacılara, yarışmacılardan sunucuya kadar ailecek her şeye kulp bulabildiğimiz bir yapım 🫶🏻 keşke dört mevsim çekilse… katılıp katılmamak arasında kalıyorum bazen, çoğu zaman da basit bir kelimeyi aklıma getiremezsem yakın çevreme kepaze olurum diyerek kendimi frenliyorum 📿
Baya keyif alarak izledim paradoksal geçmiş gelecek zaman tarzı konularda işlenen film arayanlara tam tavsiye. Gerçekten de ne oluyorsa son 30 40 dakika içinde oluyor ve kendinizi olayları anlamaya çalışırken buluyorsunuz.