Sadece ilk sezonunu izleyip bıraktığım başyapıtlardan bir tanesidir. İzleyenlere göre sadece ilk sezonu izlenmeliymiş bende öyle yaptım. İlk sezonunu başlı başına mükemmel. Felsefe ve ağır akışı sevenler için güzel bir yapıt. Rast ın bunalımları sorgulayıcı bakış açısına sahip olması depresif…devamıSadece ilk sezonunu izleyip bıraktığım başyapıtlardan bir tanesidir. İzleyenlere göre sadece ilk sezonu izlenmeliymiş bende öyle yaptım. İlk sezonunu başlı başına mükemmel. Felsefe ve ağır akışı sevenler için güzel bir yapıt. Rast ın bunalımları sorgulayıcı bakış açısına sahip olması depresif tavırları bence bize bir çok şeyi sorgulatıyor ( insan bilinci evrende büyük bir hatadır…) karakterlerin gelişimleri ve sürekli kendileri ile olan iç çatışmaları güzel işlenmiş . Sonlara doğru yaklaştıkça rast ın kaseti takıp izlettiği video bi aralar gündemde olan ve ara ara tekrar gündeme gelen epstein dosyasını andırmıştı bence filmin o sahnesi başlı başına tartışılmalı. Felsefi olarak güzel ve ağır işleyen bir film klasik dedektif ve polisiye dizi filmlerinden ayıran bir nokta bence.
Çocuklarımızın ölüm ve saldırı korkusu yaşamadıkları, mutlu ve sağlıklı kutlayacakları nice 23 Nisan'lara... 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun. 🖤
2.dünya savaşının bir kısmını anlatan güzel bir film. Ama ben olaya farklı bir pencereden baktım. Bence film savaştan çok savaşın insanlar üzerindeki kalıcı ve yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Brad Pitt in filmin daha ilk sahnelerinde atın üzerindeki askeri öldürüp…devamı2.dünya savaşının bir kısmını anlatan güzel bir film. Ama ben olaya farklı bir pencereden baktım. Bence film savaştan çok savaşın insanlar üzerindeki kalıcı ve yıkıcı etkilerini gözler önüne seriyor. Brad Pitt in filmin daha ilk sahnelerinde atın üzerindeki askeri öldürüp beyaz ata zarar vermemesi bence karakterin içinde kalan son masumiyetini ve son iyiliğini gösteriyor. Neredeyse tüm karakterler üzerinden savaşın etkisi güzelce işleniyor kadınlar çocuklar ve savaş zamanı asla sınır tanımayan erkekler. Savaşlar zafer ve mağlubiyetlerden daha çok insanlığa verdiği zararla konuşulmalı bu filmde bunu bence gayet güzel bir şekilde anlatıyor. Savaşların insanların üzerinde bıraktığı etkiyi hafife almamak gerekiyor ya da ben çok hümanist yaklaşıyorum bilemem. Film in adında da anlaşıldığı üzere hiddet ve elem bence dediklerime bir işarettir.
Romcom ve gençlik filmlerini severim. Fakat filmin öyle ahım şahım bir yanı yoktu. İzlenir mi izlenir ama çok da gerekli değil. Olaylar gereksiz şekilde çok hızlı ilerledi. Esas kız ve esas oğlanın ilişkisi daha derin olabilirdi, çok yüzeysel kalmış.
İki gündür her şey daha yolunda, dışarı daha kolay çıkmaya başladım ve nefes alabildiğimi hissediyorum. Bu yıl benim için çok özel olacak inşallah bunun için çabalayacağım. Sizinde ne kadar hedefiniz ve hayaliniz varsa gerçek olur umarım. Bahsetmek isterseniz dinlerim...
Bir dizide de karakterler üzülünce sinirlenince rahatlamak için sigara içmesin be kardeşim. Bi de son sahnede patron kişisinin içtiği ne öyle bak gali. Miray Daneri tanımam bu dizilere dayanmıyor Allahtan. Sonuçta sürekli ağlayacakmış gibi bakması hiiç anlamadığım dudak dolgusu olduğundan…devamıBir dizide de karakterler üzülünce sinirlenince rahatlamak için sigara içmesin be kardeşim. Bi de son sahnede patron kişisinin içtiği ne öyle bak gali.
Miray Daneri tanımam bu dizilere dayanmıyor Allahtan. Sonuçta sürekli ağlayacakmış gibi bakması hiiç anlamadığım dudak dolgusu olduğundan mı yoksa oyunculuğundan mı bilemiyorum artık.
Şimdi aşk sandıkları saçma sapan şeye laf ederdim de birkaç sene önce ben de böyle bir şey için yemiş bitirmiştim kendimi işte insan geriye dönüp bakınca çok pişman oluyor. Gerçi benimki gerçekleşmemiş ve sadece kendime çektirdiğim bir eziyetten ibaretti onlarınkiyle bir tutamam. Neyse bu kadar tirattan sonra yorumuma gelelim.
Masumiyet müzesinde füsun neydiyse biz izleyenler için aktan da oydu. Sekiz bölüm eziyet gibi sürekli başa sarmalarını izledik. Bir de üstüne madem birbirimizi seviyoruz neden ayrılıyoruz diyorlar sizin sevgi anlayışınız bu mu kardeşim? Ay dizi bir de ilk dört bölümü verildikten sonra devam etti ya sanki iki sezon gibi oldu. İlk bölümlerde bu kız nişanlıydı be.
Aktanın ama biz ayrıydık demesi Friendsde Ross’un biz ayrıydık demesiyle aynı. Ee ayrıydıysanız aynı günde başka kadına mı gitmelisin cnm? Ha bu kadın da Hale ha başkası da değil. Nasıl sinir olarak izledim o tavırlarını ya, beni dövün ama ben yine de dicem o kızın giyinmesi teşhircilik üstsüz gezse o kadar dikkat çekici olmaz. Hoh rahatladım.
Mert Ramoyu izleyemediğim bir dönem oldu çağrışım yapıyordu bana şimdi nasıl da izleyebiliyorum. Aslında bir yandan da dizide olanları o kadar anlayarak izliyorum ki hele Lal’e hiç kızamıyorum bu yüzden. İnsan kendine yapıyor ne yapıyorsa ve evet biz benzemekten kaçtığımız kişilere benzerken buluyoruz kendimizi. Keşke bunu anneme ve babama da anlatabilsem. Mesela ağaçta yetişmediğimi onlar bana ne verirse benim o olduğumu. Çocuk boş bir tuval sen onu nasıl boyarsan öyle oluyor ha tabii kendi karakterimiz de var onu da unutmamak lazım. Ama ağaç da yaş iken eğiliyor.
Film tarihinin gelmiş geçmiş en mükemmel eseridir. Filmdeki felsefi diyaloglar; özgür irade kavramı, her şeyin bir yanılsama olduğu gerçeği, vermek istediği mesajlar azımsanmayacak kadar mükemmel ve önemli.Filmdeki karakterlerin isimleri geminin adı şehrin adı hepsi birer mesaj içeriyor hem felsefi olarak…devamıFilm tarihinin gelmiş geçmiş en mükemmel eseridir. Filmdeki felsefi diyaloglar; özgür irade kavramı, her şeyin bir yanılsama olduğu gerçeği, vermek istediği mesajlar azımsanmayacak kadar mükemmel ve önemli.Filmdeki karakterlerin isimleri geminin adı şehrin adı hepsi birer mesaj içeriyor hem felsefi olarak hem tarihsel olarak bu kadar mesaj veren bir film gelmedi ve gelmeyecek.1999 yılında çekildiğine asla inanamadığım bir şey bu.Matrix hakkında yazmaya çalışsam saatlerce satırlarca bir ton şey yazarım. Diyeceğim şu ki; aksiyon sahneleri değil, asıl olay felsefesi tarihsel mesajları ve insanların yüzyıllardır yüzleşemedikleri gerçeklerle birebir yüzleştiren ve sorgulatan bir yapım. Böylesi gelmedi ve gelmeyecek…
Yazmak isteyip yazmaya elimin gitmediği o kadar olay var ki… Alıntılar bırakabiliyorum yaşananların acımasızlığı karşısında. “Talât Paşa, kişiliği ve eylemleriyle tarihteki yerini almıştır.Yakın tarihin günümüze kadar yansıyan çekişmeleri, hatta kimi siyasi gelenekleri nedeniyle, bugün de kimilerince yerin dibine batırılmakta, kimi…devamıYazmak isteyip yazmaya elimin gitmediği o kadar olay var ki… Alıntılar bırakabiliyorum yaşananların acımasızlığı karşısında.
“Talât Paşa, kişiliği ve eylemleriyle tarihteki yerini almıştır.Yakın tarihin günümüze kadar yansıyan çekişmeleri, hatta kimi siyasi gelenekleri nedeniyle, bugün de kimilerince yerin dibine batırılmakta, kimi çevrelerce de yerlere göklere sığdırılamamaktadır. Artık onun tarih içerisindeki yerine oturtulması zamanı gelmiştir. Tarih olayları ise, kişisel eğilimlere göre değil, bilimin gözlüğüyle incelenip değerlendirilmelidir.”sf: 9
“Anadolu'da, çeşitli illerde ve İstanbul'da Ermeniler, öteki milliyetlere göre her zaman daha tasasız ve mutlu bir hayat sürüyorlardı. Vatanın bütün yararlı şeylerini paylaşan bu halk, onun kederlerine ve yüklerine asla katılmıyordu. Ülkenin mutluluğundan da, ıstıraplarından da çıkar sağlıyorlardı; vatan için hiçbir savaşa katılmadılar ve bu uğurda bir damla kan dökmediler.”sf:57
“Tarih, bu çeşit nankörlüğün bir eşini yazmamıştır.”sf:57
“Birçok acı durumlar bana göstermişti ki, Hristiyanların Müslümanlara yaptıkları zulümler Avrupa'da büyük bir hoşgörüyle, sessiz karşılandığı halde, Müslümanların en ufak bir hareketi gereğinden fazla büyütülüyordu.”sf:62
“Ermenilerin Türklere tahammül edemedikleri herkesçe bilinmektedir. Buna karşılık her zaman ezilen rolü takınmış ve bilgi dereceleri ve dinleri sonucu olarak en ağır işlemlerin kurbanı olduklarına bütün dünyayı gerçekten inandırabilmişlerdir.”sf:75
“Masum ve silahsız Türkleri öldüren haydutların şiddetle cezalandırılacağı vaadi, eskisi gibi ölü bir sözden ibaret kalmıştır.”sf:91
“Bütün bu vahşilik ve cinayetler karşısında savaşı kazananlar susuyor ve eylemleri yapanları alkışlıyorlar. Demek ki dünyada, biri kazananlara, biri yitirenlere özgü olmak üzere iki türlü adalet varmış. Gerçekte yalnızca bir tek adalet bulunmalı; bu adalet uygulanamadığı takdirde bunu yerine getirecek manevi bir güç vardır ve zaman da uygulanmasına engel olamayacaktır.”sf:110
“Talât Paşa, bana bir mektup göndererek, Ermeni kıyımından sorumlu tutulmaması gerektiğini, bunu kanıtlayacak durumda olduğunu ve kanıtlamayı çok istediğini bildirdi.”sf:143
“Giyimi düzgün ve özenliydi ama, yoksulluğu göze çarpıyordu.”sf:143
“Ve 15 Mart 1921'de, Sogoman Teyleryan adlı bir Ermeni genci tarafından vurularak öldürüldü.” sf:8
"Beni bir gün sokakta
vuracaklar. Alnımdan kan akarak yere, serileceğim.Yatakta ölmek nasip olmayacak.Ziyanı yok, varsın vursunlar. Vatan, benim ölümümle birşey kaybedecek değildir. Bir Talat gider, bin Talat yetişir!"
"Şehit Talat ayrıdır vatanından,gayrı kan damlar delik potininden,bir devlet kurulur sol batınından,Talat'tan geriye bir vatan kalır..."