Spoiler içeriyor
Filmde Damien adlı bir çocuk Amerika'nın Londra büyükelçisinin ölen çocuğunun üzerine bebekken evlat edinilir. Ancak Damien aslında Şeytan'ın çocuğu olan bir Deccal'dir. Amacı ise evlat olduğu babasının siyasi gücünü kullanarak gelecekte dünyadaki gücü ele geçirmek ve insanlığa hükmektir. Yani Deccal'in…devamıFilmde Damien adlı bir çocuk Amerika'nın Londra büyükelçisinin ölen çocuğunun üzerine bebekken evlat edinilir. Ancak Damien aslında Şeytan'ın çocuğu olan bir Deccal'dir. Amacı ise evlat olduğu babasının siyasi gücünü kullanarak gelecekte dünyadaki gücü ele geçirmek ve insanlığa hükmektir. Yani Deccal'in gelişi politika içerisinde olacağı belirtilmiştir. Filmdeki müzikler de çok kaliteli. Film çekildiği 1976 yılına göre oldukça kaliteli.
Ancak filmin sadece içeriğindeki kurgusal lanet bir yana filmin çekimiyle ilgili reel anlamda da birtakım lanetler söz konusudur. Filmin başrol oyuncusu Gregory Peck filmin çekimi için Londra’ya giderken uçağına yıldırım düşmüştür. Bu havacılıkta nadir görülen mümkün bir şey olarak görülse de aynı şey filmin yapımcısı Mace Neufeld'in Londra’ya giderken onun uçağının da başına da gelir. Aynı zamanda filmin çekimi için kiralanmak istenen bir uçağın düşmesi ve uçağın içindeki herkesin ölmesi filmin lanetli olabileceğine dair kuşkuları uyandırır. Yapımcı Mace Neufeld’in Londra’da kaldığı otelin yanındaki yere bir terör saldırısının düzenlenmesi filmin lanetliliğine dair kuşkuları pekiştirdi. Diğer yandan filmdeki hayvanat bahçesi eğitmeninin aslanlar tarafından parçalanmış olması filmle ilgili laneti akla tekrar getirmiştir. Filmin özel efekt sorumlusu John Richardson Hollanda’da trafik kazası geçirmiştir ve bu kazadan kendisi sağ kurtulsa da kız arkadaşı hayatını kaybetmiştir. Kazada kız arkadaşı aynı filmdeki sahnede olduğu gibi kafası koparak ölmüştür. İşin el ilginç yanı ise kazanın gerçekleştiği yer Hollanda’nın Ommen şehrine 66.6 km uzaklıkta olması. Yani şehir ismi film ismi ile aynı. 666 ise filmdeki Şeytan’ın oğlunun lanetli numarasıdır.
Dizi biri öğretmen biri papaz olan iki kardeşin bir anda kendilerini suç dünyasının içinde bulmasını eğlenceli bı yerden işliyor. Bu arada iki kardeşin didişmesi çok keyifliydi çünkü çok gerçekçiydi. Her ortamda birbirleriyle tartışmaları ve bu tartışmaları hızlı konuşarak, bağırarak birbirlerini…devamıDizi biri öğretmen biri papaz olan iki kardeşin bir anda kendilerini suç dünyasının içinde bulmasını eğlenceli bı yerden işliyor. Bu arada iki kardeşin didişmesi çok keyifliydi çünkü çok gerçekçiydi. Her ortamda birbirleriyle tartışmaları ve bu tartışmaları hızlı konuşarak, bağırarak birbirlerini bastırmaya çalışmaları tam kardeş davranışı 😂
Evet itiraf ediyorum Boran Kuzum var diye sırf Türk damarım tuttuğu için izledim. Ama iyi ki izlemişim çünkü akıcı ilerledi ve 6 bölüm olduğu için hemen bitti.
Bu arada Boran Kuzum diziye de karaktere de inanılmaz yakışmış. Hatta cuk oturmuş!
orda zihnimin bir köşesinde olduğu gibi kalacaktı. Hayatımda birçok şeyler daha beni korkutabilir, başıma türlü felaketler gelebilirdi. fakat bu müthişti, onu kaybetme ihtimali ve bunun korkusu artık yoktu.
Bir kitap okurken önceki sayfaya geri dönme seçeneğinin olmadığını hayal et. O kitabı ne kadar dikkatli okuduğunu bir düşün. Hayatta işte böyle. - alıntı.
söyleşir evvelce biz bu tenhalarda ziyade gülüşürdük pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler zamanlar değişti ayrılık girdi araya hicrana düştük bugün ah nerde gençliğimiz sahilde savruluşları başıboş dalgaların yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller elde…devamısöyleşir
evvelce biz bu tenhalarda
ziyade gülüşürdük
pır pır yaldızlanırdı kanatları kahkaha kuşlarının
ne meseller söylenirdi mercan koz nargileler
zamanlar değişti
ayrılık girdi araya
hicrana düştük bugün
ah nerde gençliğimiz
sahilde savruluşları başıboş dalgaların
yeri göğü çınlatan tumturaklı gazeller
elde var hüzün
o şehrayin fakat çıkar mı akıldan
çarkıfeleklerin renk renk geceye dağılması
sırılsıklam aşık incesaz
kadehlerin mehtaba kaldırılması
adeta düğün
hayat zamanda iz bırakmaz
bir boşluğa düşersin bir boşluktan
birikip yeniden sıçramak için
elde var hüzün.
Let the sky fall. İskoçya sahneleri muazzamdı, her sahneyi tablo diye duvara asabilirim. Ama Türkiye'de çekilen sahneler neydi öyle ya? Nerenin türkiyesi bu arkadaş? Kendi ülkelerinde mavi ve soğuk filtre, bize gelince sarı filtre... Türkiye'yi Sahra Çölü'nün ortasında sanıyorlar heralde,…devamıLet the sky fall.
İskoçya sahneleri muazzamdı, her sahneyi tablo diye duvara asabilirim. Ama Türkiye'de çekilen sahneler neydi öyle ya? Nerenin türkiyesi bu arkadaş? Kendi ülkelerinde mavi ve soğuk filtre, bize gelince sarı filtre... Türkiye'yi Sahra Çölü'nün ortasında sanıyorlar heralde, altımızda da bir deve eksikti. Sinirimi bu filmden çıkarıyor gibi gözükebilirim ama Hollywood dizi ve filmlerinin Türkiye'de çekilen tüm sahnelerinden nefret ediyorum. Buna izin verenlerden daha çok nefret ediyorum.
Filme gelirsek; Casino Royale'den daha kötü, Quantum of Solace'tan daha iyiydi. Javier Bardem'in kötü adam olması tamam da hikâyesini beğenmedim. Her şey çok tahmin edilebilirdi, Joker çakması gibi olmuş. Senayo sıkıcı ve saçma sapan şeyler var; üzerine düşünürsem daha da saçmalaşıyor, o yüzden çok da üzerinde durmayacağım. James Bond serisinin fanı değilim, sadece zevk için izliyorum. İnsanın canı bazen aksiyon filmi çekiyor, o yüzden çok takılmıyorum. Bu filmi Sinamatografisi ve güzel aksiyon sahneleri bir şekilde kurtarır ve filmin soundtrack'inin "Skyfall" olması benim için başlı başına büyük bir artı.