"Bu sevdanın sonu yok Haydar" demiştin bana.Unuttun mu? Doğruymuş. Bu sevda sonsuz emmioğlu. Ucu bucağı yok. Hatta onun Armağan'a bile ihtiyacı yok. Nereye gitsem Armağan benimle. Ben tepeden tırnağa Armağan kestim zaten. Aynada kendime baksam yeter karşımda hep onu görüyorum.…devamı"Bu sevdanın sonu yok Haydar" demiştin bana.Unuttun mu? Doğruymuş. Bu sevda sonsuz emmioğlu. Ucu bucağı yok. Hatta onun Armağan'a bile ihtiyacı yok. Nereye gitsem Armağan benimle. Ben tepeden tırnağa Armağan kestim zaten. Aynada kendime baksam yeter karşımda hep onu görüyorum. Böyle daha iyi emmioğlu bir gün çekip gittiğini görmektense hep benimle kaldığını yaşamak daha iyi.
"Bir memleket gibidir gemi. Her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır, kaidelere uyulmalıdır, kanunlara, nizamlara… Ben de bu memleketin başşeyi gibiyim; başbakanı gibiyim mesela. Her şey benden sorulur. Denize çıktın mıydı bu küçücük gemi bir memleket oluverir. Aslında bir başbakandan…devamı"Bir memleket gibidir gemi. Her şey düzenli ve kontrol altında olmalıdır, kaidelere uyulmalıdır, kanunlara, nizamlara… Ben de bu memleketin başşeyi gibiyim; başbakanı gibiyim mesela. Her şey benden sorulur. Denize çıktın mıydı bu küçücük gemi bir memleket oluverir. Aslında bir başbakandan daha çok görevim var; çünkü onun bakanları var, adamları var, falanı var filanı var, benim yok. Bu gemide güvenlik de eğitim de sağlık da eğlence de benden sorulur. Kamil de başbakanın en kıyak yardımcısı; siz de vatandaş, aynı zamanda memur gibisiniz. Bu yüzden çok kıyak, çok disiplinli ve çakı gibi olmalıyız. Sürekli kendimizi ve birbirimizi kollamalıyız.."
“İçine atıyon, hiç iyi birşey değil atma, dünyadaki bütün büyük hastalıkların ana sebebi bu içine atmak. Atma konuşmak mı istiyon konuş, ağlamak mı istiyon, ne yapmak istiyorsan onu yap ama içine atma..”
''Eğer hiç uyumuyorsan, en kötü kabusundan nasıl uyanacaksın?'' "Herkes kendini yalnız hisseder Trevor, bu utanılacak bir şey değil." Son sahnesinde huzur bulduğum film.
"Ben hala senin gözlerine bakarken konuşamıyorum. Bir sürü şey söylemek geliyor içimden ondan sonra hepsini birbirine karıştırıyorum. İşte bu yüzden sürekli saçmalıyorum. Sensiz öyle dağıldım ki toparlayamıyorum. O fırtına kopmuş da alabora olmuş gibiyim."
"Anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denen o umutsuz düşü... Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte. Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o farklılık... Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz…devamı"Anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denen o umutsuz düşü... Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte. Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o farklılık... Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık. İçinin görülmesi, ele geçirilmek, eksiltilmek... ve hatta belki de yok edilmek. Her ses, her kelime yalan, her jest sahte. Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi. İntihar mı? Hayır. Fazlasıyla iğrenç. İnsan yapamaz. Ama hareketsiz kalabilir, susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz Birkaç farklı yüz taşımaya, Ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Hayat her şeyin içine sızar. ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile olmaz."
"– Tanrının kendini göstermesini, benimle konuşmasını istiyorum. Karanlıkta ona sesleniyorum ama sanki hiç kimse yok. + Belki de kimse yoktur. – O halde yaşam korkunç bir şey. Her şeyin bir hiç olduğunu bilen biri ölüm karşısında yaşayamaz. + Çoğu insan…devamı"– Tanrının kendini göstermesini, benimle konuşmasını istiyorum. Karanlıkta ona sesleniyorum ama sanki hiç kimse yok.
+ Belki de kimse yoktur.
– O halde yaşam korkunç bir şey. Her şeyin bir hiç olduğunu bilen biri ölüm karşısında yaşayamaz.
+ Çoğu insan ne ölümü ne de yaşamın hiçliğini düşünür.
– Ama bir gün hayatın sonlarında karanlıkla yüzleşmeleri gerekecek.
+ O gün…
– Korkumuzdan bir imge yaratır ve sonra o imgeye tanrı adını veririz."
Yukarıdaki replik hoşunuza gittiyse izleyin.Gitmediyse ekrana boş boş baktığınız,sizin için zaman kaybı olan sıkıcı bir film olacaktır.