İlk okuduğumda, hikâyenin yazıldığı dönemin ne kadar eski olduğuna rağmen, hissettirdiklerinin ne kadar tanıdık geldiğine şaşırdım. Ali Bey’in başına gelenler, aslında çoğumuzun hayatında bir şekilde yaşadığı veya yakından gördüğü olaylara benziyor. Kalbimizi yanlış kişilere kaptırmamız, bizi uyaranları dinlemememiz ve sonunda…devamıİlk okuduğumda, hikâyenin yazıldığı dönemin ne kadar eski olduğuna rağmen, hissettirdiklerinin ne kadar tanıdık geldiğine şaşırdım. Ali Bey’in başına gelenler, aslında çoğumuzun hayatında bir şekilde yaşadığı veya yakından gördüğü olaylara benziyor. Kalbimizi yanlış kişilere kaptırmamız, bizi uyaranları dinlemememiz ve sonunda “keşke” dememiz… Bu kitap tam da bunları anlatıyor.
Ali Bey’in hikâyesini okurken bazen ona kızdım, bazen acıdım, bazen de “Ben olsam ne yapardım?” diye düşündüm. Namık Kemal, sadece bir aşk hikâyesi yazmamış aslında; insanın kendini sorgulamasına, hatalarından ders çıkarmasına ve en önemlisi, her düşüşün bir uyanışla sonuçlanabileceğine inandıran bir eser bırakmış.
-"Öyle derin uyudum ki bedenimde birikmiş olanca yorgunluğu, hücrelerimden damla damla çıkartıp attım ve yarı karanlıkta dans eden bir kelebek gördüm rüyamda." -"Başucuma diz çöktü ve gözlerimin içine baktı. Bende onunkilere baktım ama gözleri bana hiçbir şey söylemiyordu.Garip bir şeffaflığa…devamı-"Öyle derin uyudum ki bedenimde birikmiş olanca yorgunluğu, hücrelerimden damla damla çıkartıp attım ve yarı karanlıkta dans eden bir kelebek gördüm rüyamda."
-"Başucuma diz çöktü ve gözlerimin içine baktı. Bende onunkilere baktım ama gözleri bana hiçbir şey söylemiyordu.Garip bir şeffaflığa bürünmüşlerdi, başka dünyaya açılan pencere gibiydiler ama derinliklerine ne kadar bakarsam bakayım hiçbir şey göremedim. Yüzlerimiz birbirine ancak otuz santim uzaktaydı ama aramızda sanki ışık yılları bulunuyordu."
-"Bedenimin üzerinden esip geçen bir rüzgar gibiydi, ne ağırlığı vardı, ne sınır çizgileri; kendimi onunla sarmalayamıyordum. manzaralar gözlerimin önünden ağır ağır geçiyor, kulaklarım bana söylenenleri duymuyordu."
-"Sanki dünyanın bir ucunda terk edilmiş insanlar gibiydik. Ay ışığından doğan gölgeler ile mum ışığında titreyen gölgeler, beyaz duvarlarda birleşiyor, birbirlerinden eriyorlardı."
Bazı hoşuma giden yerleri paylaşmak istedim. Kitaba gelicek olursak garip bir kitap bazen çok durgun bazen çok sürükleyici oldu ama hakkını yemek istemiyorum biraz eğlendim okurken. Sadece fazla bilinmezlik vardı kitabın içerisinde. Bunun dışında güzel eğlenceli bı kitaptı ama okunması tavsiye edilecek kadar değil...
Çok güzeldi ağladığım yerler oldu ama birazcık Finch karakterini yansıtamamislar, sorunlarına açıklık getirememisler o yüzden 10 üzerinden 7 puan verirdim sanırımm. Romantik film izlemeyi seviyorsanız tavsiye ederim.
Arkadaşlar ben yeraltı edebiyatına başlamak istiyorum da acaba nerden başlamalıyım? Yeni türlere pek açık olmayan bir insanım ama çok meraklıyım aynı zamanda.Acaba hangi kitaptan başlarsam daha iyi olur???
İsminin hakkını veren çerezlik bir film. Sadece bunalımda olmadığınız zamn izlerseniz daha iyi olur sizin için yoksa adamların her bi kelimesine gözleriniz dolabilir benim gibi😔😔
TÜRK KIZI Pınar başına geldi Bir elinde güğümü; Çattı yay kaşlarını Görünce güldüğümü, Bağlamıştı gönlümü Saçlarının düğümü. Bilmiyordum bu örgü Acaba bir büğü mü? Sordum: Nerdedir yerin? Nedir senin değerin? Yedi kıral vurulmuş, Ne bu ceylan gözlerin? Hangisine varırsın Bu…devamıTÜRK KIZI
Pınar başına geldi
Bir elinde güğümü;
Çattı yay kaşlarını
Görünce güldüğümü,
Bağlamıştı gönlümü
Saçlarının düğümü.
Bilmiyordum bu örgü
Acaba bir büğü mü?
Sordum: Nerdedir yerin?
Nedir senin değerin?
Yedi kıral vurulmuş,
Ne bu ceylan gözlerin?
Hangisine varırsın
Bu yedi ünlü erin?
Şöyle dedi bakarak
Göklere derin derin:
Kıralların taçları
Beni bağlar mı büğü mü?
Orduları açamaz
Gönlümdeki düğümü.
Saraylarda süremem
Dağlarda sürdüğümü.
Bin cihana değişmem
Şu öksüz Türklüğümü...
Kitabın içinden en sevdiğim şiir bu oldu, gerçekten harika...