Takıntılar filmi, İspanyol yapımı Toc Toc’tan uyarlanan ve Türk sinemasına adapte edilen başarılı bir komedi örneği. Orijinal filmi daha önce izlemiş biri olarak söyleyebilirim ki Türk versiyonu, özellikle kültürel dokunuşları ve karakterlerin doğallığı ile ayrı bir tat katıyor. Filmin en…devamıTakıntılar filmi, İspanyol yapımı Toc Toc’tan uyarlanan ve Türk sinemasına adapte edilen başarılı bir komedi örneği. Orijinal filmi daha önce izlemiş biri olarak söyleyebilirim ki Türk versiyonu, özellikle kültürel dokunuşları ve karakterlerin doğallığı ile ayrı bir tat katıyor. Filmin en dikkat çeken yönlerinden biri kuşkusuz Zafer Alagöz’ün performansı. Kontrolsüz küfürlü çıkışlarıyla neredeyse tüm sahnelere damgasını vuruyor ve filmi sırtlayan isim haline geliyor. Onun varlığı, hikâyeye hem mizah hem de enerji katıyor.
Altı karakterin her biri farklı bir obsesif kompulsif bozukluğu temsil ediyor. Mikrop fobisiyle sürekli dezenfektan arayan, simetri takıntısıyla en küçük dengesizliğe bile tahammül edemeyen, kapıları ve eşyaları defalarca kontrol eden ya da istemsizce küfür eden karakterler bir araya geldiğinde ortaya hem eğlenceli hem de düşündürücü bir tablo çıkıyor. Bu insanların tek başlarına mücadele ettikleri takıntılar, bir grup içinde paylaşıldığında aslında onları birbirine bağlayan ortak bir zemin haline geliyor.
Filmin atmosferi sıcak ve samimi. Seyirciyi güldürürken aynı zamanda empati kurmaya da davet ediyor. Her karakterin kendi içinde yaşadığı zorluklar, dışarıdan tuhaf ya da komik görünse de aslında derin bir insanlık hâlini yansıtıyor. Doktorun gecikmesiyle başlayan bu bekleyiş süreci, farkında olmadan bir tür grup terapisine dönüşüyor. İzleyici olarak biz de onların küçük çatışmalarına, dayanışmalarına ve kendilerini açma anlarına tanıklık ediyoruz.
Genel olarak Takıntılar, orijinalinden izler taşısa da Türk kültürüne uyarlanmış haliyle oldukça keyifli bir film. Kahkahalar attırırken insana kendini sorgulatan, küçük zaafların ve takıntıların hayatımızdaki yeri üzerine düşündüren sıcak bir yapım olmuş.
Filmde 6 karakterin her biri farklı OKB (Obsesif Kompulsif Bozukluk) türünü temsil ediyor. İşte kısa özetleri: Zafer Algöz’ün hayat verdiği Hikmet, konuşurken küfür etmeden duramayan bir karakter. Bu yönüyle gündelik hayatın en basit anları bile onun için işkenceye dönüşüyor; ne iş bulabiliyor ne de ilişkiler kurabiliyor. Ecem Erkek’in canlandırdığı Defne, her söylediğini iki kere tekrar etmek zorunda hisseden biri. Sohbet etmek ya da sosyal ilişkiler kurmak onun için neredeyse imkânsız hale geliyor.
Bora Akkaş’ın oynadığı Efe karakteri, hayatını simetri üzerine kurmuş. İsminin “Efecan” olmasına rağmen, simetriyi bozduğu için “Can” kısmını atarak sadece “Efe”yi kullanıyor. Çizgilere basmadan yürümek gibi küçük alışkanlıklar onun için takıntıya dönüşmüş, bu da ilişkilerini sağlıklı sürdürememesine yol açıyor.
Son olarak Özge Özberk’in canlandırdığı Kumru, evhamlı yapısıyla sürekli bir şeyleri kontrol etmek zorunda hissediyor. Nazara inanıyor, evde bir şeyleri açık bırakmış olma korkusuyla yaşamak onun ruh halini ve dışa vuran duruşunu tamamen belirliyor.