İnsan ve hayvan dostluğunun çift taraflı iyileştirici gücüne atıf yapan, yine güzel bir yol hikâyesi ile karşınızdayım. Geçen hafta 303 isimli bir film önermiştim, o filmdeki karavanın aynısı bu filmde de mevcut, o filmde 24 yaşında iki yetişkinin güncel sorunlar…devamıİnsan ve hayvan dostluğunun çift taraflı iyileştirici gücüne atıf yapan, yine güzel bir yol hikâyesi ile karşınızdayım. Geçen hafta 303 isimli bir film önermiştim, o filmdeki karavanın aynısı bu filmde de mevcut, o filmde 24 yaşında iki yetişkinin güncel sorunlar ve hayat üzerine yol boyu gerçekleştirdikleri bir sohbet üzerinden film ilerliyordu, bu film tam olarak öyle olmasa da benzer bir temada sayılır, peki nedir konusu kısaca bahsedeyim;
17 yaşında bir genç olan Hector (Biel Montoro), bir AVM'de bulaştığı hırsızlık suçu yüzünden ıslahevine gönderilir. Burada rehabilitasyon programının bir parçası olarak bir terapi köpeği ile vakit geçirir. Hector ile terapi köpeği arasında kısa sürede farklı ve de güçlü bir bağ oluşur. Hector, köpeğine tipinden dolayı "Koyun" ismini koyar. Köpeğe iyice alışan Hector, köpeğin aniden sahiplendirilmesi ile büyük bir yıkıma uğrar. Köpeği bulmaya karar veren Hector, ıslahevinden kaçarak Cantabria’ya doğru bir karavanla yola koyulur. Bu yolculuk, Hector’un ağabeyi Ismael (Nacho Sánchez) ve büyükannesi Cuca (Kandido Uranga) ile yeniden iletişim kurmasını sağlar.
İspanyol yapımı film ve dizilerde insanın kalbine dokunan bir şey var. Bu filmin de inanılmaz iyileştirici bir etkisi olduğunu söyleyebilirim, izleyince ne demek istediğimi çok iyi anlayacaksınız. Üstelik çok da eğlenceli bir film olduğunu söyleyebilirim. Ve film boyunca karavanın geçtiği köylerin muhteşem manzaraları da bonusunuz olsun. Puanım 8/10
Bu kısım sonrası SPOİLER içerir...
Film baştan sona bir iyileşme gösteriyor. Köpeğin iyileşmesi, büyükannenin iyileşmesi, abi & kardeş ilişkisinin iyileşmesi, iki sevgili arasındaki bozulan ilişkinin iyileşmesi gibi. İspanyol yapımı film ve dizilerde insanın kalbine dokunan bir şey var. Ayrıca çok önemli bir detay daha var ki, aslında çok da hoş bir detay. Hector aslında otizmli muhtemelen. Nereden anlıyoruz, çünkü göz teması kuramıyor, yaşıtları bahçede oynarken onlara eşlik edemiyor, kendini tecrit odasına aldırmak için sürekli ıslahevinden kaçıyor, ironileri anlayamıyor, sosyalleşme konusunda sorun yaşıyor. Filmin başındaki Hakime hanımın ceza hukuku kitabını okumasını istediğinde, sular seller gibi ezberlemekle kalmayıp kafasına koyduğu şeyleri yapma konusunda ortalama bir insandan daha ısrarlı ve yetenekli olması gibi şeylerden farklı bir çocuk olduğunu anlıyoruz ama film boyunca asla bu dile getirilmiyor.
Bu arada filmin vurucu noktalarından biri de; uğruna ıslahevinden kaçtığı terapi köpeği koyun'un diğer köpeklerle birlikte mutlu olduğunu gördüğünde Hector'un ondan vazgeçebilmesiydi. İnsan-hayvan dostluğunun çift taraflı iyileştirici gücüne oldukça güzel değinilen harika bir göndermeydi.