Guardiola,hayranlık beslediğim sayılı insanlardan biri. Futbolu basit gören,oyunculara sadece çıkın gol atın dendiğini sanan milyon tane insan var. Ama öyle değil arkadaşlar,milyon tane taktik,özel formasyon,oyuncu psikolojisi kontrolü,teknik,fiziksel rejenerasyon gibi trilyon tane etken içeren ve fanatizimden çok akıl,mantık ve umudun egemen…devamıGuardiola,hayranlık beslediğim sayılı insanlardan biri. Futbolu basit gören,oyunculara sadece çıkın gol atın dendiğini sanan milyon tane insan var. Ama öyle değil arkadaşlar,milyon tane taktik,özel formasyon,oyuncu psikolojisi kontrolü,teknik,fiziksel rejenerasyon gibi trilyon tane etken içeren ve fanatizimden çok akıl,mantık ve umudun egemen olması gereken bir spor bu. Neyse bu konu uzar. İzlediğim bu tarz,en detaylı,baymadan,sıkmadan anlatan en iyi belgesel dizi. Kulüp tarihi,Guardiola'nın taktiksel zekası,büyük sakatlıkların oyuncular üstünde ki fiziksel ve mental etki,soyunma odası atmosferi,bir grubun lideri olabilmek,arka planda kalan personellerin önemi,profesyonel sözleşme görüşmeleri,milyon euroluk transfer süreçleri,oyuncu kişiliklerinin gerek oyuna gerek oyun dışına etkisi,Arapların futbola etkisi,ağır yenilgilerin yarattığı travmalar ve tabii ki büyük bir şehrin büyük iki takımından biri olmanın verdiği baskı kontrolünü ele alan bu harika belgesel doğallığı öyle üst düzey tutuyor ki bir an siz kendinizi kulüp personeli gibi hissediyorsunuz. 2018 Sezonu hem Premier Lig tarihi hemde City tarihi için önemli bir sezondu. İzlerseniz şunu fark edeceksiniz ki sanki olaylar daha fazla izlensin diye kurgulanmış. Ama hayır bu yaklaşık 60 maçlık periyotta izleyenlere sunulan şeyin aynısı. Burada milyon tane konuya değinip sizleri sıkmak istemem fakat iki konuya değinmek istiyorum. İlki Guardiola. Kendisinin taktiksel zekasını tanımlamak için ufak bir örnek;rivayete göre Guardiola kaybettiği maçların ardından kendini bodruma kilitleyip maç kayıtlarından sonuç çıkarana kadar o kayıtları izler. Yine kendisinin "32 dakika kuralı" adında bir kuralı var bu kural Guardiola'nın futbol konuşmadan geçirebildiği süreyi temsil ediyor. Umarım bu örnekler futbol düşkünlüğü ve taktiksel zekasını iyi şekilde kavramanızı sağlamıştır. Kendisinin taktiksel yönü hariç bir teknik direktörde bulunması gereken yegane şey olan motivasyon tarafı ise cidden taktire şayan şekilde. Kendisi yarım bir aksan ile takımı öyle fazla ayakta tutuyor ve adeta onlara kan pompalıyor ki onu bir an bunun için seçilmiş bir mesih felan sanıyor izleyen kişi. Kendisi takımı öyle bi' yönetiyor ki takım bir ara yenilmeyi unutuyor ve Guardiola'da bunun ilk kayıplarında kendilerine nasıl bir etki yaratacağını bilmiyor çünkü hiç kaybetmemişler. Burada sabaha kadar hocayı överim o yüzden öteki konuya dönüyorum. Arapların City tarihine müthiş etkisi. Bilmem kaç senesinde Şeyh Mansur keyfine takımı satın alıyor ve müthiş bir maddi destek veriyor. Tüm yıldızları topluyor,yeni tesisler yapıyor ve başarı odaklı bir takım kurmak için ederi 10 olan oyunculara sırf şov için 1000 veriyor. Bunları başta şahsi keyifi için yapsada sonrasında bunu bir yatırım aracına dönüştürüp her kıtadan bir kulüp satın alarak City Futbol Grubu kuruyor. Ama değinmek istediğim tek ve kısa nokta şu ki araplar başta olmak üzere kulüp satın alan milyarderler sadece şov için oyuncuların ederlerinin 10 katını vermesi tüm oyuncu piyasasının amına koyuyor. Eskiden bir oyuncuya üç haneli rakamlar ödenmesi demek o oyuncunun size tek başına kupalar kazandırması ve oyuncunun bir Megastar olacağı anlamına gelirdi şimdi ise iki bacağı olup düz pas atan herkesin fiyatı 80 Milyonlardan açılıyor ki bu da ciddi anlamda hem oyuncu üstündeki baskı anlamında hemde bu kulüp gelirlerini düşürüp kulüpleri kendi liglerini kurmaya teşvik etmesi anlamında sorun çıkartıyor. Futbol bir endstüri oldu,keşke olmasaydı. Fazla uzattım ama buraya kadar okuduysanız lütfen izleyin,çok beğeneceksiniz. Futbol saçmalık değildir arkadaşlar hiçbir boku kitlesi üzerinden eleştirmeyin. İzleyin,izlettirin dostlar.
Bu Diziye 10 Üzerinden Puanım
10⭐