“Ne var ki söz söylemeyi bana erkenden yasakladın. "Tek söz itiraz istemem!" şeklindeki tehdidin ve bunu söylerken elini kaldırman o zamandan beri peşimi bırakmıyor.Senin karşında -söz konusu senin meselelerin olunca mükemmel bir hatipsindir- tutuk ve kekeleyen konuşma tarzı edindim, buna…devamı“Ne var ki söz söylemeyi bana erkenden yasakladın. "Tek söz itiraz istemem!" şeklindeki tehdidin ve bunu söylerken elini kaldırman o zamandan beri peşimi bırakmıyor.Senin karşında -söz konusu senin meselelerin olunca mükemmel bir hatipsindir- tutuk ve kekeleyen konuşma tarzı edindim, buna da katlanamadın, ben de sonunda sustum.”
"Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: "Yahu bu ağaç…devamı"Bu devir, sıradan insanın en parlak zamanı; duygusuzluğun, bilgisizliğin, tembelliğin, yeteneksizliğin, hazıra konmak isteyen bir kuşağın devridir. Kimse bir şeyin üzerinde durup düşünmüyor. Kendisine bir ülkü edinen çok az. Umutlu birisi çıkıp iki ağaç dikse herkes gülüyor: "Yahu bu ağaç büyüyünceye kadar yaşayacak misin sen?" Öte yanda iyilik isteyenler, insanlığın bin yıl sonraki geleceğini kendilerine dert ediniyorlar. İnsanları birbirine bağlayan ülkü tümden yitti, kayıplara karıştı. Herkes, yarın sabah çekip gidecekleri bir handaymış gibi yaşıyor. Herkes kendini düşünüyor. Kendisi kapabileceği kadar kapsın, geride kalanlar isterse açlıktan, soğuktan ölsün, vız geliyor..."
“Ah bu boşluk! Göğsümün içinde, şurada hissettiğim bu korkunç boşluk! - Eğer onu bir kez olsun, bir kez olsun şu kalbe bastırabilsen, bu boşluktan eser kalmaz diye düşünüyorum çoğunlukla.”
“ 'kirli çamaşırları olmak.' diye bir deyim vardır. Benim için o çamaşırlar doğduğum anda kirliydiler ve ben büyüdükçe temizlenmek yerine daha pis ve iğrenç hâle geldiler, ta ki her gece milyonlarca farklı cehennemin azabını çekecek kadar kokusu ağırlaşana dek. Öyleydiler…devamı“ 'kirli çamaşırları olmak.' diye bir deyim vardır. Benim için o çamaşırlar doğduğum anda kirliydiler ve ben büyüdükçe temizlenmek yerine daha pis ve iğrenç hâle geldiler, ta ki her gece milyonlarca farklı cehennemin azabını çekecek kadar kokusu ağırlaşana dek. Öyleydiler öylesine ama (şüphesiz bu dediğim kulağa çok tuhaf gelecek), yavaş yavaş bana kendi kokumdan daha tanıdık gelmeye başladılar.”
"Bu oda karanlık" diyordum, "bu oda yalnız bugün değil. her zaman böyle karanlık... Burada kitaplarımla ben yaşarız ve bize aydınlık getirecek kimsemiz yok....Ben burada yalnızlığı bardak bardak içiyorum.