+Neden konuşmuyorsun? Seni de kırdılar dimi, seni de yordular.. Konuşmak rahatlatır derler, konuşsana bağır istersen, kır dök. -Yorgun değilim ben. +Konuşsana o zaman -Konuşsam ne anlatacaksın ki? Bu da geçer mi diyeceksin, boşver bee mi diyeceksin.! Sıcak bardağa soğuk su…devamı+Neden konuşmuyorsun?
Seni de kırdılar dimi, seni de yordular..
Konuşmak rahatlatır derler, konuşsana bağır istersen, kır dök.
-Yorgun değilim ben.
+Konuşsana o zaman
-Konuşsam ne anlatacaksın ki?
Bu da geçer mi diyeceksin, boşver bee mi diyeceksin.!
Sıcak bardağa soğuk su mu dökeceksin?
Sıcak bardağa soğuk su dökülmez, çatlatırsın... Hem bağırmak sadece konuşmakla mı olur, sen hiç bağıra bağıra susmadın mı?
' Göz kapaklarıma yağanlar değil, gözlerimden yağanlardı sorun. yazılanlardan çok yazılmayanlar, konuştuklarımızdan çok susulanlar... hepsi sorundu. hayallerin verdiği titrek umutlara karşın tutulmamış sözlerin sembolüydüm belki de bu dünyada. ondandır sorunlar kim bilir? '
“Diyebilirsin ki, bir insanı fotoğraflardan ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın.Belki de çok az... O zaman şöyle demeliyim: Seni az tanıyorum... Az... Sen de fark ettin mi? Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış…devamı“Diyebilirsin ki, bir insanı fotoğraflardan ve hakkındaki haberlerden ne kadar tanıyabilirsin? Haklısın.Belki de çok az...
O zaman şöyle demeliyim:
Seni az tanıyorum... Az...
Sen de fark ettin mi? Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe var. O alfabeyle yazılmış on binlerce kelime ve yüz binlerce cümle var. Sana söylemek isteyip de yazamadığım o sözler bile iki harfin arasında. Biri başlangıç, diğeri son. Ama sanki birbirleri için yaratılmışlar. Yan yana gelip de birlikte okunmak için. Aralarında her harfi teker teker aşıp birbirlerine kavuşmuş gibiler. Senin ve benim gibi...
Bu yüzden belki de az çoktan fazladır. Belki de az, hayat ve ölüm kadardır! Belki de, seni az tanıyorum demek;seni kendimden çok iyi biliyorum demektir. Bilmesem de öğrenmek için her şeyi yaparım demektir. Belki de az, her şey demektir. Ve belki de benim sana söyleyebileceğim tek şeydir...”
‘Şehitler tepesi boş değil, Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için; Rüzgar bekliyor! Destanı öksüz, sükûtu derin meçhul askerin; Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye Yattığı toprak belli, Tuttuğu bayrak belli, Kim demiş meçhul asker diye?’ hendek 793.. saygıyla 🇹🇷
Son zamanlarda düşüncelerim ya da olsa da olmasa da bunları kelimelere dökmeye cesaretim kaybolmuş gibi. hani derler ya 'kimsenin okumayacağını bildiğin bir deftere bile yazılamaz bazı şeyler' O durum gibi. Ya da çoğu zaman kendi kendime bile kalamadığım anlar oluyor,…devamıSon zamanlarda düşüncelerim ya da olsa da olmasa da bunları kelimelere dökmeye cesaretim kaybolmuş gibi.
hani derler ya 'kimsenin okumayacağını bildiğin bir deftere bile yazılamaz bazı şeyler'
O durum gibi.
Ya da çoğu zaman kendi kendime bile kalamadığım anlar oluyor,
Hayır yalnızım,çok yalnızım hem de
demek istediğim zihnimde ki düşünceler ile yalnız kalamıyorum-kalmak istemiyorum-
sonu iki elim başımın arasında ağlayarak sonlanacağını biliyorum çünkü.
dışarıda yürürken ya da gökyüzündeyken bile olabildiğince müzik açıyorum.
sırf eşlik edeyim, düşünceler dağılsın, anlığına da olsa unutmak güzel şey çünkü
tabi bazı şeyleri göz ardı ederek.
dağılsın diye düşündüklerim birikip uyurken bile baş ağrımı arttırması gibi.
her neyse işte
kafam dağınık düşüncelerim dağınık ben dağınığım kendime bile tahammülüm yok şu sıralar
öylesine yazılmış şeyler bunlar
uzun zamandır bir araya getiremediğim kelimeler yerini bulduğu yere geçip birleşiyorlar işte.
Hisler, düşünceler birbirine girmiş Sessizlik, herkesi titreten bu çığlık üzerine düşmüştü. Ve o an anladım. Gitmek istemiyordum. Sadece, gitmem gerektiğini farkettim.