Bazen unutuyorum asıl sonsuzluğu Gömüldükçe gömülüyorum kederime Tüm aydınlıklara kör oluyorum Sanki bir daha hiç güneş doğmayacak Ay geceyi bir daha hiç aydınlatmayacakmış gibi...
Yanlış zamanda büyüdüm Daha fazla emeklemem gerekiyordu Dizlerim daha çok kanamalı Yürümek için daha çok düşmeliydim Yine de geriye bakmaktan yoruldum İlerlermek istiyorum sonunu düşünmeden Bir adım dahi olsa kendimden uzaklaşmak Yetecek yaşamak için nedenler bulmama.
Hayatın ters şeridindeyim Hayal kırıklıklarına çarpa çarpa Parçalıyorum yüreğimi Bu yüzden büyüdükçe büyüyor yalnızlığım Odamın duvarlarında kayboluyorum Bir çıkış yolu bulamıyorum Tüm kapılar üzerime kilitlenmiş sanki Aldığım her nefes pişmanlığım oluyor Sorulara boğuyorum kendimi Yetişemiyorum cevaplamaya hiçbirini.
Nerede olmak istediğimi bilmiyorum Sadece olduğum yerden çok uzaklarda Yalnızca yüzümün değil içiminde güldüğü Dört mevsimi doya doya yaşadığım Keşkelerimi unuttuğum İyikilerle huzurlu uykulara daldığım Yeni bir hayat düşlüyorum.
Uzak ihtimaller denizinde boğulmaktayım Ne sevmek ne de sevilmek ihtimal dahilinde İçimi parçalayan bu savaştan galip çıkmakta Yaşam giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor Nereden baksam umutsuzluk akıyor oluk oluk Nefes almak için bahaneler üretme çabası içerisindeyim Aradıkça kayboluyorum hülyalara…devamıUzak ihtimaller denizinde boğulmaktayım
Ne sevmek ne de sevilmek ihtimal dahilinde
İçimi parçalayan bu savaştan galip çıkmakta
Yaşam giderek içinden çıkılmaz bir hal alıyor
Nereden baksam umutsuzluk akıyor oluk oluk
Nefes almak için bahaneler üretme çabası içerisindeyim
Aradıkça kayboluyorum hülyalara dalarak
Sonra uyanıyor yeniden dalıyorum
Uzaklara.
Farklı bir hikayenin kahramanı olmak istiyorum Vakitsiz bir düşün kurbanı olduğumu unutarak Yeniden çıkıyorum güneş düşmeden yeryüzüne Arıyorum arıyorum aradıkça aynı yerde kayboluyorum Düşüyorum, gülüyorum doyamadığım yenilmelerime Ağlamak istiyorum, düşman kesilmiş gözyaşlerım bile Yaşamak ne zorlu ve sonu gelmez geliyor…devamıFarklı bir hikayenin kahramanı olmak istiyorum
Vakitsiz bir düşün kurbanı olduğumu unutarak
Yeniden çıkıyorum güneş düşmeden yeryüzüne
Arıyorum arıyorum aradıkça aynı yerde kayboluyorum
Düşüyorum, gülüyorum doyamadığım yenilmelerime
Ağlamak istiyorum, düşman kesilmiş gözyaşlerım bile
Yaşamak ne zorlu ve sonu gelmez geliyor bazen
Yine de bitmesin düşeyim ta ki yok olana dek.
Düşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek... Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti. Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız... Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın…devamıDüşünüyorum da, sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek... Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi, naif yönlerimizin keşfedilmesi, cesaretsizliğimizin anlaşılması, korkularımızın paylaşılması sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti. Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız... Ve ne kadar güçlü korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında. Hissedilmeden, el değmeden, sevgimizi göstermeden. İstiridyeler, deniz minareleri, midyeler. Kirpiler ve kaplumbağalar gibi.
Sahi koruyor mu bizi bu çatlamamış sert kabuk? Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi? Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize? Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi? Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak. Ne çıkar ateşböceği sansalar beni? Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin o uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz? Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine. O da çözülecek belki. Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince. Oysa bir görebilsek bunu. Kalmadı böyle insanlar demesek. Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak. Kırılmaktan korkmasak. İncinsek, yaralansak. Ne olur bir darbe daha alsak. Yeniden açsak kendimizi, atabilsek o kabuğu. Denesek. Risk alsak. Yanılsak. Fark etmez. Tekrar, tekrar bıkmadan denesek. Ve kucaklaşsak yeniden. Tıpkı eskisi gibi. Ne olduğunu anlayamadığımız o onbeş yıldan öncesi gibi.
O zaman fark edeceğiz. Ne kadar özlediğimizi birbirimizi. Neler biriktirdiğimizi, kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi. Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa. Vakit az, paylaşmak, sarılmak için. Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır. Yüreği daha fazla küstürmemek lazım. Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan. Ve koşullar bir türlü düzelmeyen. Sevgiye çok ihtiyacımız var. Ufukta kara bir kış görünüyor. Ancak birbirimize sokulursak atlatırız o günleri. Kırın o sert, o ağır kabuklarınızı. Kurtulun bu yükten. Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize. Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri. Hem hepimiz bir yıldızız. Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi.
Rabindranath Tagore
İyileşmesini umduğum yaralarım Gerçekleşmesi ihtimal dışı hayallerim var Sanırım imkansızlar için yaşıyorum Kendi hayatımı başka hayatlar için tükettim Uzun zamandır neden yaşıyorum sorusuyla Kendimi uykuya yenik düşmüş buluyorum Cevabını bulamadığım o kadar çok şey var ki Sanki sorular bittiğinde hayatta…devamıİyileşmesini umduğum yaralarım
Gerçekleşmesi ihtimal dışı hayallerim var
Sanırım imkansızlar için yaşıyorum
Kendi hayatımı başka hayatlar için tükettim
Uzun zamandır neden yaşıyorum sorusuyla
Kendimi uykuya yenik düşmüş buluyorum
Cevabını bulamadığım o kadar çok şey var ki
Sanki sorular bittiğinde hayatta bitecekmiş gibi.