“İşte sen o çamurdan çıktın Martin Eden. Gözlerini büyük bir parlaklığa açarak arıttın…Biraz histeri, biraz da melodram ha? Boş ver, olur böyle şeyler…Burada duramazsın. Devam etmek zorundasın. Biliyorsun ki sonuna kadar gitmek zorundasın.”
Spoiler içeriyor
Aslı ve Murat’ın hikayesi, aslında kendi tarafımızdan kapattığımız kapıların ardında kimi bıraktığımızın hikayesi. Aslı, Murat’ı özgür bırakmak adına tek başına bir karar verdi; ona "bekler misin?" diye sormadan, kapıyı kendi üzerine kilitledi. Oysa o kapıyı öyle sıkı kapatmasaydı, diğer tarafta…devamıAslı ve Murat’ın hikayesi, aslında kendi tarafımızdan kapattığımız kapıların ardında kimi bıraktığımızın hikayesi. Aslı, Murat’ı özgür bırakmak adına tek başına bir karar verdi; ona "bekler misin?" diye sormadan, kapıyı kendi üzerine kilitledi. Oysa o kapıyı öyle sıkı kapatmasaydı, diğer tarafta kapıyı aşındırmaya hazır birinin beklediğini fark edebilirdi.
Sonunda Aslı akademik zirveye ulaştı ama elinde koca bir yalnızlık kaldı. Murat ise hayatına devam edebilmek için "yaşanması gereken bu" dedi ve bir evlilik yaptı. Ancak bu tablonun en ağır yükünü, sesi hiç duyulmayan o "diğer kadın" taşıdı. Kocasının başka birini sevdiğini bilmek, üstelik kendi kızına o kadının isminin (Aslım) verilmesini kabullenmek... Bu, Aslı’nın gidişinden bile daha ağır bir bedel.
Bu hikaye bana şunu öğretti: En doğru görünen kararda bile, sevdiğimiz insanın iradesini yok sayıp kapıyı kilitlemek yerine, ne olursa olsun o kapıyı aralık bırakma cesaretini göstermeliyiz.
Spoiler içeriyor
“Aşk iki kişilik basit bir oyun. İlk aşık olan kaybeder. Biliyorum sen oyunları kazanmak derdinde değilsin ama kaybetmekten de ürkersin. Sakın korkup kaçma bu oyunun kaybedeni zaten benim.”
“Doğuda rüzgar var, Geliyor sis. Yolda bir şey var, Eli kulağında. Kestiremiyorum şimdiden. Nedir bu gelen? Ama hissediyorum ki olacaklar, Olmuştu önceden.”
Şeytan, uyuyakaldı bir gün. Rüzgâr sert esti. Üç tüy düştü şeytandan dünyaya. Biri paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa. O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı. -Dostoyevski
Ölümüm çok güzeldi… ansızın oldu. Ama sanki bekliyordum bunun olmasını. Sinematik bir ölüm için tüm bileşenler tamdı çünkü. Hava henüz aydınlanıyordu. Kulağımdaki şarkı ‘Moving on now, moving fast.’ diyordu. Tam o an da bir ışık aldı gözümü. Gerisi yok. Ölümüm…devamıÖlümüm çok güzeldi… ansızın oldu. Ama sanki bekliyordum bunun olmasını. Sinematik bir ölüm için tüm bileşenler tamdı çünkü. Hava henüz aydınlanıyordu. Kulağımdaki şarkı ‘Moving on now, moving fast.’ diyordu. Tam o an da bir ışık aldı gözümü. Gerisi yok.
Ölümüm çok güzeldi… ödüllü bir sahne gibi. Gözümü kamaştırıyordu. Kulağımda yankılandı. ‘ I am lost, in a rainbow.’ Bir an da kayboldum. Gözümü açamıyordum. Ama gökkuşağına ulaştığımı hissediyordum. Hayır, hayır. Gökkuşağı bendim. Var olmuş tüm benler, bir aradaydı. Son kez, benim için.
Ölümüm çok güzeldi… Gün aydınlanmaya henüz hazırlanırken ben de aydınlığıma kavuşmaya hazırdım. Kulağımdaki şarkı en iyi kısmına geldiğinde ben de tüm zamanlarımın en iyi benleriyle bir araya gelmiştim. Her şey birdi. Her şey bir andan ibaretti. Bir adım attım. Bir ses duydum. Bir çığlığı hissettim. Evet, duymadım hissettim. Çünkü dudaklarımdan firar edemedi çığlığım. Belki o anki ben değildi, o çığlığı atan. Bir ışık gördüm. Ah, göz kamaştırıcı. Bir ışıltı.
Ölümüm çok güzeldi… Her güzel şey gibi bir anda oldu, bir anda bitiverdi.
P.S.: ‘In This Shirt’ ‘le beraber.✨🤞🏽