"Kızlar böyledir işte. Babalarını gerçekten tanıyana kadar, onlara taparlar. Sonra gerçekten kim olduklarını öğrendiklerinde yüzde ellisi nefret eder."
Bir insan kendini sevmediği sürece, başkalarının onu sevmesi bazen yeterli gelmez. Çünkü insan kendini sevmezse, aldığı sevgiyi de gerçekten kabul etmekte zorlanabilir. Kimsenin sevgisi, içimizde eksik bıraktığımız sevgiyi tamamen dolduramaz. Bu yüzden bana göre birine sadece “Seni seviyorum” demekten daha…devamıBir insan kendini sevmediği sürece, başkalarının onu sevmesi bazen yeterli gelmez. Çünkü insan kendini sevmezse, aldığı sevgiyi de gerçekten kabul etmekte zorlanabilir.
Kimsenin sevgisi, içimizde eksik bıraktığımız sevgiyi tamamen dolduramaz.
Bu yüzden bana göre birine sadece “Seni seviyorum” demekten daha anlamlı bir cümle var:
“Kendini çok sev.”
Çünkü ben kendimi sevmezsem, kimsenin sevgisi bana yeterli gelmez.
Belki de en değerli sevgi, önce kendimize verebildiğimiz sevgidir.
Kendinizi çok sevin...
Spoiler içeriyor
Normalde film yorumu yazmam ama bu film hakkında yazmak istedim. Filmi beğenip beğenmediğim arasında kaldım. Film hakkındaki düşüncelerim hâlâ çok belirsiz ve kendi içinde çelişkili. Kesin olan tek şey, filmin inanılmaz yavaş ilerlemesi. Neredeyse iki saat sürüyor ve bir süre…devamıNormalde film yorumu yazmam ama bu film hakkında yazmak istedim.
Filmi beğenip beğenmediğim arasında kaldım. Film hakkındaki düşüncelerim hâlâ çok belirsiz ve kendi içinde çelişkili.
Kesin olan tek şey, filmin inanılmaz yavaş ilerlemesi. Neredeyse iki saat sürüyor ve bir süre sonra gerçekten sıkmaya başlıyor. Bazı sahnelerde beni şaşırtmayı başardı ama asıl olaylar filmin son 45-50 dakikasında
yaşanıyor.
Çoğu korku filminde olduğu gibi mantıklı açıklayamadığım bazı şeyler var ama beni rahatsız eden kısım bu değildi. Aslında tam olarak neden emin olamasam da filmde eksik hissettiğim bir şey vardı.
Lucille ve Thomas arasında garip bir şey olduğunu sezmiştim ama "Saçmalama Hüma!" deyip geçiştirmiştim. Sonrasında olanlar ise gerçekten şaşırttı.
Lucille hayatında sadece kardeşi tarafından sevilmiş. Sorun şu ki, başka insanlar tarafından sevilmeyi hiç denememiş. Daha doğrusu, kardeşiyle birbirlerini sevdikleri kadar kimsenin onları sevemeyeceğine kendini inandırmış. Bu düşünceyle Thomas'ı manipüle ederek adeta kendine kelepçelemiş.
Onun adına üzüldüm ama tabii ki kardeşini bu kadar sevmesi ve ona romantik bir anlam yüklemesi bambaşka bir konu.
Filmi beğenip beğenmediğimden emin olamamamın sebebi ise sanırım sonunu çok beğenmiş olmam. Edith'in son kez Thomas'ın hayaletini görmesi bana çok anlamlı geldi. Çünkü Thomas ona öfkeli ya da üzgün bakmıyordu. Aksine, sanki minnettardı. Bence Edith, Thomas'ın gerçekleri görmesini sağladı ve onu Lucille'in kurduğu o görünmez kelepçeden kurtardı.
Yani sonuç olarak... galiba filmi beğendim. Tek seferlik izlenebilir. Bir daha izler miyim? Belki.