Bu filme karşı olan duygularımı nasıl tarif ederim hiç bilmiyorum. O kadar berbattı ki niye yaptınız bunu yani? Kız da adam da salak. Kıza adamdan ayrılması için tehdit mesajları geliyor ve kız hiç bir şey yapmıyor. O çocuktan sana hayır…devamıBu filme karşı olan duygularımı nasıl tarif ederim hiç bilmiyorum. O kadar berbattı ki niye yaptınız bunu yani?
Kız da adam da salak. Kıza adamdan ayrılması için tehdit mesajları geliyor ve kız hiç bir şey yapmıyor. O çocuktan sana hayır gelmeyeceğini anlamadın mı?
Oğlan da salak. Ya al pasaportunu kaç yurt dışına ne kastın bu kadar yani? Kasıntı bir çifttiniz.
Bunların dışında adam ve kadın arasında asla bir uyum yoktu. Bana geçmedi bu film. İnanılmaz gereksizdi.
Hayatımdan yaklaşık bir buçuk saat boşa gitti. Bir de sonunu getirmemişler devam filmi yapmak için. Umarım gelmez gelirse de izlemem zaten.
İlk defa izlediğim bir filmde başrol çiftin ölmesini ve sonun inanılmaz trajik bitmesini istedim. Hâlâ istiyorum. Buna harcadığınız parayı gidip bir yere bağışlasaydınız keşke.
Kısacası berbattı.
Kitapta yazarımız Franz Kafka'nın babasına olan kırgınlığı üzerinden yazdığı mektubu görüyoruz. Öncelikle kitabın dilini ve anlatımını hiç beğenmedim. Sanki karşımda samimi olmadığım biri vardı ve benimle sıradan bir şekilde sohbet ediyordu. Bende hiçbir şekilde bir bağ kurma hissi oluşturmadı. Bir…devamıKitapta yazarımız Franz Kafka'nın babasına olan kırgınlığı üzerinden yazdığı mektubu görüyoruz.
Öncelikle kitabın dilini ve anlatımını hiç beğenmedim. Sanki karşımda samimi olmadığım biri vardı ve benimle sıradan bir şekilde sohbet ediyordu. Bende hiçbir şekilde bir bağ kurma hissi oluşturmadı.
Bir de yazarın zihniyetine inanılmaz sinir oldum. Örneğin, babasının ona yaptığı kötü —ki bana göre çok da kötü olmayan— şeylerden bahsediyor, babasına sayıyor, sövüyor ve sonrasında da "Şu an olduğum kişiliğin sorumlusu tamamen siz değilsiniz elbette." diyor. Bu tavır beni gerçekten sinirlendirdi.
Kitapta bir kez daha şunu fark ettim: Erkeklerin geneli gerçekten geç olgunlaşıyor.
Ayrıca okuduğum Yahudi yazarların kitaplarında kadınların çoğunlukla objeleştirildiğini fark ettim. Elbette bu kitapta da bunun örnekleri vardı.
Genel olarak baktığımda, benim için tamamen zaman kaybıydı.
"Kızlar böyledir işte. Babalarını gerçekten tanıyana kadar, onlara taparlar. Sonra gerçekten kim olduklarını öğrendiklerinde yüzde ellisi nefret eder."
Bir insan kendini sevmediği sürece, başkalarının onu sevmesi bazen yeterli gelmez. Çünkü insan kendini sevmezse, aldığı sevgiyi de gerçekten kabul etmekte zorlanabilir. Kimsenin sevgisi, içimizde eksik bıraktığımız sevgiyi tamamen dolduramaz. Bu yüzden bana göre birine sadece “Seni seviyorum” demekten daha…devamıBir insan kendini sevmediği sürece, başkalarının onu sevmesi bazen yeterli gelmez. Çünkü insan kendini sevmezse, aldığı sevgiyi de gerçekten kabul etmekte zorlanabilir.
Kimsenin sevgisi, içimizde eksik bıraktığımız sevgiyi tamamen dolduramaz.
Bu yüzden bana göre birine sadece “Seni seviyorum” demekten daha anlamlı bir cümle var:
“Kendini çok sev.”
Çünkü ben kendimi sevmezsem, kimsenin sevgisi bana yeterli gelmez.
Belki de en değerli sevgi, önce kendimize verebildiğimiz sevgidir.
Kendinizi çok sevin...
Spoiler içeriyor
Normalde film yorumu yazmam ama bu film hakkında yazmak istedim. Filmi beğenip beğenmediğim arasında kaldım. Film hakkındaki düşüncelerim hâlâ çok belirsiz ve kendi içinde çelişkili. Kesin olan tek şey, filmin inanılmaz yavaş ilerlemesi. Neredeyse iki saat sürüyor ve bir süre…devamıNormalde film yorumu yazmam ama bu film hakkında yazmak istedim.
Filmi beğenip beğenmediğim arasında kaldım. Film hakkındaki düşüncelerim hâlâ çok belirsiz ve kendi içinde çelişkili.
Kesin olan tek şey, filmin inanılmaz yavaş ilerlemesi. Neredeyse iki saat sürüyor ve bir süre sonra gerçekten sıkmaya başlıyor. Bazı sahnelerde beni şaşırtmayı başardı ama asıl olaylar filmin son 45-50 dakikasında
yaşanıyor.
Çoğu korku filminde olduğu gibi mantıklı açıklayamadığım bazı şeyler var ama beni rahatsız eden kısım bu değildi. Aslında tam olarak neden emin olamasam da filmde eksik hissettiğim bir şey vardı.
Lucille ve Thomas arasında garip bir şey olduğunu sezmiştim ama "Saçmalama Hüma!" deyip geçiştirmiştim. Sonrasında olanlar ise gerçekten şaşırttı.
Lucille hayatında sadece kardeşi tarafından sevilmiş. Sorun şu ki, başka insanlar tarafından sevilmeyi hiç denememiş. Daha doğrusu, kardeşiyle birbirlerini sevdikleri kadar kimsenin onları sevemeyeceğine kendini inandırmış. Bu düşünceyle Thomas'ı manipüle ederek adeta kendine kelepçelemiş.
Onun adına üzüldüm ama tabii ki kardeşini bu kadar sevmesi ve ona romantik bir anlam yüklemesi bambaşka bir konu.
Filmi beğenip beğenmediğimden emin olamamamın sebebi ise sanırım sonunu çok beğenmiş olmam. Edith'in son kez Thomas'ın hayaletini görmesi bana çok anlamlı geldi. Çünkü Thomas ona öfkeli ya da üzgün bakmıyordu. Aksine, sanki minnettardı. Bence Edith, Thomas'ın gerçekleri görmesini sağladı ve onu Lucille'in kurduğu o görünmez kelepçeden kurtardı.
Yani sonuç olarak... galiba filmi beğendim. Tek seferlik izlenebilir. Bir daha izler miyim? Belki.