"Güneş tepede yükselirken sabahın ilk ışınları küçük bir kulübenin yer yer yırtılmış, soluk perdesinden içeri sızarken, cüce gözünü alan ışığı engellemek için kıllı ve kocaman elleriyle yüzünü kapadı. Sonra homurdanarak olduğu yerde bir tur döndü. Üzerine çekiştirmekle uğraştığı battaniyeye dolanınca…devamı"Güneş tepede yükselirken sabahın ilk ışınları küçük bir kulübenin yer yer yırtılmış, soluk perdesinden içeri sızarken, cüce gözünü alan ışığı engellemek için kıllı ve kocaman elleriyle yüzünü kapadı. Sonra homurdanarak olduğu yerde bir tur döndü. Üzerine çekiştirmekle uğraştığı battaniyeye dolanınca bir küfür koyverdi.
Sonunda battaniyeden kurtulmayı başardığı an onu zalimce tekmeleyip bir köşeye fırlattı. Uykusu kaçmıştı artık. Bir süre boş boş tavanı seyretti. İşçiliğinin doruklarındayken yapmıştı bu evi. Nerdeyse bir asır geçmişti üzerinden. Yine de aynı dün yapılmış gibi zamana meydan okuyan bu mütevazı yapı, birkaç asır daha götürürdü onları. Göğsü kabarırcasına marifetini anlatır dururdu hep çevresine. Madeni damarların pek verimli dönemlerinde,oldukça değerli elementlerden istifade ettiğini inkar edemezdi. Yalnız bir cüce için emek çok daha önemliydi. En değersiz metalle bile harikalar yaratması cücenin itibarını oldukça kamçılardı. O sırada dışardan, karısı Hilda'nın bahçede oynayan çocuklara sövdüğünü işitmesiyle bu düşüncelerden sıyrıldı. Anlaşılan eşi de sabaha harika bir enerjiyle başlamıştı."
Alıntı değildir ^^ 🖋
"Nerede iki insan gördümse, orada hep bir güç istenci, kudret gördüm. Uşağın istencinde bile efendi olma iradesi gördüm. Daha güçlü olanın iradesi, zayıfı hizmet etmeye ikna eder. Bu irade, hep daha zayıflara efendilik etmek istediğinden, hiç vazgeçmek istemeyeceği tek hazzı…devamı"Nerede iki insan gördümse, orada hep bir güç istenci, kudret gördüm. Uşağın istencinde bile efendi olma iradesi gördüm. Daha güçlü olanın iradesi, zayıfı hizmet etmeye ikna eder.
Bu irade, hep daha zayıflara efendilik etmek istediğinden, hiç vazgeçmek istemeyeceği tek hazzı olacaktır onun..."
~Friedrich Nietzsche
"Dylan' ın hikâyesini yazmam gerektiğini düşünüyorum çünkü onu yeterince sık görmüyorum. Yani, onu hep görüyorum -asla ayrı kalmıyoruz- ama bir insanı görünmez yapan şey, onu her gün görmek. İnsanlar birbirine eşlik ederken yok olurlar."