Hepimizin bildiği gibi spor dünyasında en fazla ilgiyi çeken alan futboldur. “Futbol sadece sahada oynan bir oyundur” sözü benim için pek geçerli değil çünkü futbol hem içerde hem de dışarıda oynana bir oyundur, bunu bu film ile çok daha iyi…devamıHepimizin bildiği gibi spor dünyasında en fazla ilgiyi çeken alan futboldur. “Futbol sadece sahada oynan bir oyundur” sözü benim için pek geçerli değil çünkü futbol hem içerde hem de dışarıda oynana bir oyundur, bunu bu film ile çok daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Şimdi sizlere futbolu anlatmayacağım elbette lakin futbolu seven her taraftarın her seyircinin büyüleneceği bir film olacaktır. Filmden konusundan sizlere bahsedecek olursam: Sarhoş olmak ve dövüşmek. Hayatta başka yapacak ne varki ' Son derece zengin oda arkadaşını koruyabilmek adına bir suçu üzerine alan ve Amerika'nın en iyi üniversitesinden Harvard'dan atılan Matt, İngiltere'de yaşayan ablasının yanına gider. Londra'da tanışacağı yeni arkadaşları, West Ham United'ın ünlü taraftar grubu GSE'nin önde gelen üyeleridir ve onun gazetecilik okuduğunu bilmemektedirler. Başta eniştesinin kardeşi Pete olmak üzere bu arkadaşlarının futbol tutkusunun diğer sırrı ise holiganlık ve İngiltere çapında ün salmaktır. Çok geçmeden Matt de aynı tutkuları paylaşır ve geçmişin acıları Matt'in holiganlık zamanlarında tekrar ortaya çıkacaktır. Film başından sonuna kadar soluksuz şekilde sizleri içine çekiyor, taraftar ve holiganlık arasında ki çizgiyi en iyi biçimde özetleyen ender filmlerden, bu yorumlarımı genel olarak birinci film için yazıyorum lakin ikinci ve üçüncü filmi de seyirlik sizler için iyi olabilir lakin şimdiden söylemek gerekirse birincinin yerini benim gözümde asla tutamayacaktır. Şimdiden herkese iyi seyirler...
Benim filme puanım: 8.5
Filmden alıntı: Kendini iyi hissetmek arkadaşlarının arkanı kolladığını bilmek değil, senin onların arkasını kolladığını bilmendir.
Zenginlik olgusu her zaman bir tartışma haline gelmiştir, insanlığın bir bölümü para ile saadet olmayacağı yönünde ısrarla yorum yaparken diğer bölümü ise paranın tüm sıkıntıların üstesinden geleceği yönünde ama benim için en önemli bölüm ise sağlık alanıyla ilgili ne yaparsa…devamıZenginlik olgusu her zaman bir tartışma haline gelmiştir, insanlığın bir bölümü para ile saadet olmayacağı yönünde ısrarla yorum yaparken diğer bölümü ise paranın tüm sıkıntıların üstesinden geleceği yönünde ama benim için en önemli bölüm ise sağlık alanıyla ilgili ne yaparsa yapsın insan sağlıklı bir vücuda sahip olmadığı sürece hep yakınmalar ile geçirir ömrünü çünkü bizler kendimizde eksik gördüğümüz şeyler üzerinden yakınmayı severiz elimizdekiler sürekli elimizde olduğu için varlığını pek fark edemiyoruz maalesef... Bugün karışınıza farklı bir konusu olan bilim kurgu filmi ile çıkıyorum, filmin içeriğinden sizlere bahsedecek olursam: Kanserden ölmek üzere olan oldukça zengin bir adam olan Damian , daha önce uygulanmamış bir tedaviyi kabul eder ve kendini bir anda daha genç ve diri bir bedenin içinde buluverir. Ne var ki; Damian artık sadece yeni bir bedene sahip değildir. Kendisinin bildiği her şeyin tamamen değişmesine ve hayatının alt üst olmasına sebep olan başka detaylar da vardır ve hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Damian'ın sahip olduğu bu bedenin kökenleri hakkında bilgi sahibi oldukça , onu öldürmek üzere olan gizli servisin farkına varır. Damian'ın yeni bedeninin "eski sahibi" de gizli servis tarafından aranan bir adamdır. Film sizleri ne yukarılara uçuracak ne de sıkıntıdan yerin dibine sokacak yeri geldiğinde diyaloglar üzerinden anlamanızı sağlayacak yeri geldiğinde ise aksiyon sahnelerinin başarılı çekimleri ile tatmin edecek, çoğu kişi bilim kurgu noktasında soru işaretleri bıraksalar da seyirlik sizler için yerinde olacağını düşünüyorum şimdiden herkese iyi seyirler...
Benim filme puanım: 7.5
Filmden alıntı: "Steve Jobs 20 yıl daha yaşasaydı ya da Einstein’in 30 – 40 yılı daha olsaydı insanlık için ne harika şeyler üretebilirlerdi bir düşünün.."Ölümsüzlük gerçek olsaydı, siz neyi tercih ederdiniz? Bir deha uğruna ölmeyi mi? Yoksa ölümsüz olmayı mı?
Bu tarz filmlere yorum yapmak ciddi anlamda zor oluyor, filmi belirli dönemlerde üstünden yıllar geçmesine rağmen seri halinde 3 veya 4 defa bitirdiğimi hatırlıyorum. İlk izlediğim yaşlarda çok fazla etkisinde kaldım dönemi açısından uzun bir sene beni büyülemeyi başarmıştı gerek…devamıBu tarz filmlere yorum yapmak ciddi anlamda zor oluyor, filmi belirli dönemlerde üstünden yıllar geçmesine rağmen seri halinde 3 veya 4 defa bitirdiğimi hatırlıyorum. İlk izlediğim yaşlarda çok fazla etkisinde kaldım dönemi açısından uzun bir sene beni büyülemeyi başarmıştı gerek konunun ilgi çekiciliği olsun gerekse sahnelerin muazzam çekimleri beni bu filme karşı hep pozitif açıdan etkilemiştir. Yakın zamanlarda tekrar tekrar izlediğim de ilk izlediğim etkiyi tam olarak almış olmasam da hala benim için en iyi üç seri filminden biri olarak kalacaktır. Bu yorumu sadece ilk film için değil tüm serilerin genel toplamı adına yapıyorum, her bir bölüm ayrı ayrı yorumu hak edecek güzelliğe sahip olmasına rağmen benim için ilk 3 bölüm ayrı bir seviyede yerini korumaya devam edecektir. Şuan bu seriyi izlemeyen insanların olduğunu düşünmüyorum ama gelecek nesillerin de zevkle ve keyifle bu filmi izleyeceğini düşünüyorum. Önceden çekilmiş olan filmlerin bende her zaman ayrı ve özel yeri vardır. Bu ikon haline gelmiş kült filmden biraz olsun bahsedecek olursam: Harry Potter'ın ailesi ağır ve şaibeli bir trafik kazasında ölmüştür. Öksüz ve yetim kalan Harry'nin sığınabileceği tek yer, arasının pek de iyi olmadığı teyzesinin yanıdır. Harry, tüm hayatı boyunca idari ailesi tarafından kötü davranışlarla büyütülür. Ancak Harry Potter artık 11 yaşındadır ve Harry'nin hayalleri ve yetenekleri günden güne su yüzüne çıkmaktadır. Kısa süre sonra Hogwarts büyücülük okuluna davet edilir. Artık tek amacı, ailesinin bu şüpheli kazasını araştırmak ve muhataplarını cezalandırmaktır. Çocukların gözdesi olmasına rağmen büyük insanlarında içten içe güzel anılar beslediği unutulması zor filmlerden, insanların rahat hissetmek eğlenmek için izlendiğini de çoğu kez gördüm. Şimdiden filmi izlemeyen ve tekrar izlemek isteyen herkese iyi seyirler...
Benim filme puanım 9.0
Filmden alıntı: “Ölüler için üzülme Harry, yaşayanlar için üzül. ...
Bizler hayat yaşantımız düz bir çizgide ilerlediği anlarda ne ilerisi ne de gerisi için pek fazla düşünebiliyoruz, başımıza bir olay gelmediği sürece sorgulamayı bırakıyoruz bu herhangi bir an olabilir, birini kaybettiğimizde, yalnız kaldığımız da veya ölümle burun buruna geldiğimiz çoğu…devamıBizler hayat yaşantımız düz bir çizgide ilerlediği anlarda ne ilerisi ne de gerisi için pek fazla düşünebiliyoruz, başımıza bir olay gelmediği sürece sorgulamayı bırakıyoruz bu herhangi bir an olabilir, birini kaybettiğimizde, yalnız kaldığımız da veya ölümle burun buruna geldiğimiz çoğu anlarda sorgulamaya başlarız dediğim gibi bunlar farklılık gösterebilir ama insan bir evresinde bunları düşünmeye elbet başlar... Bugün karşımızda cidden ölümün sessiz soluğunu iliklerinize kadar hissedeceğiniz tek mekan filmi ile çıkıyoruz, filmin konusundan bahsedecek olursam: 1943 yılında Auschwitz’de loş bir barakada bir fizikçi bir eldiven imalatçısı iki haham bir hukuk profesörü ve pek çok suçludan oluşan bir grup erkek kader bekleyişlerini sürdürürken verdikleri hayatta kalma mücadelesinin yanı sıra varoluş amaçlarını da sorgulamaya başlarlar. Gaz odasına götürülmek üzere seçilip seçilmeyeceklerini çaresiz bir şekilde anlamaya çalışırken Tanrı’nın bu kadar acıya neden izin verdiği sorusunun cevaplarını ararlar * Oyunculukların göz doldurduğu, bir saniye bile sıkılmadığım ve tek mekânda geçmesine rağmen ustaca kotarılmış bir film. Diyaloglar üzerine kurulmuş olan bu film bir an olsun sizi olay örgüsünden koparmıyor meraklı gözler ile filmi takip etmenizi sağlıyor, yer yer filme sizde dahil olup bir kaç kelime söylemek istiyorsunuz yeri geliyor sadece dinleyip herkesi anlamaya çalışıyorsunuz izlerken ne zaman bittiğini anlamayacağınız bu filmi izlemenizi tavsiye ederim iyi seyirler...
Benim filme puanım: 8.3
Filmden alıntı: - artık tanrı suçlu, şimdi ne yapacağız? + Şimdi dua edeceğiz!
Bazı yapımları izlerken ve yorum yaparken bir çok şeye dikkat ediyoruz, çoğu kişi film izlerken seyir zevki açısından tatmin edici mi değil mi bunun sonucunda bir filme başarılı veya başarısız vurgusu yapar ama bir diğer seçenek ise filmin içinde alt…devamıBazı yapımları izlerken ve yorum yaparken bir çok şeye dikkat ediyoruz, çoğu kişi film izlerken seyir zevki açısından tatmin edici mi değil mi bunun sonucunda bir filme başarılı veya başarısız vurgusu yapar ama bir diğer seçenek ise filmin içinde alt metin var mı? Ve biz ne kadarını algılayabiliyoruz. Bazı filmlerin seyir zevki tadı damağımızda kaldığı için izleriz bazılarını ise hiçbir ayrıntıyı kaçırmamak için işte karşınızda böyle bir yapım var, seyir zevki açısından sizleri göklere çıkarmaya bilir belki de ama film bittikten sonra kaçırdığınız yerlerin detaylarına, arka kısımlarına baktığınız zaman o ince detaylar işte filmin gerçek puanını sizlere verdirecektir. Filmin içeriğinden bahsedecek olursam sizlere: yazar Jack Torrance’ın, kış sezonunda kapalı olan Overlook Oteli’nin bakımını üstlenerek, ailesiyle birlikte otele taşınması sonrasında gelişen metafiziksel olayları konu alır. Jack’in doğaüstü sezgilere sahip olan küçük oğlu, zamanla otelin içerisinde yalnız olmadıklarını, geçmiş ve gelecekten gelen hayaletlerle birlikte yaşadıklarını görür ve ailesini buna inandırmaya çalışır. Aile bir kar fırtınası sebebiyle dağda konuşlanan bu otelde mahsur kaldığındaysa Jack doğaüstü varlıklar tarafından ele geçirilir ve yavaş yavaş aklını kaybetmeye başlar. Yakın bir tarih olmadığı için verdikleri ince mesajları ilk izlediğinizde anlayıp yorumlamanız sizler için zor olacaktır ama gerek öncesi alıntıları ile gerekse gelecek nesillere örnek göstermek amacı ile en başarılı filmlerden biri olacaktır. Film hala bir çok eleştiri yazılarına, alt mesajların gün yüzüne çıkmasına günümüzde bile devam etmektedir. Ayrı parantez açmamış gereken isimse Jack Nicholas çoğu filminde olduğu gibi bu filmde de muazzam bir oyunculuk göstermiş. Şuan belki seyir zevki açısından sizleri tatmin etmeyebilir pek lakin film bittikten sonra ki alt mesajların fazlalığı sizi filme çok daha yakın kılacaktır herkese iyi seyirler...
Benim filme puanım: 8.0
Filmden alıntı: Bazı yerler insanlar gibidir. Bazıları parlar bazıları parlamaz.
Hayatın herkes için bölümlere ayrılmış parçaları vardır ve herkes bunları yaşayarak yaşamını devam ettirir, kimilerinin yaşam çizgisi hayatları boyunca düz bir şekilde devam eder kimileri de hayatının her bir anı farklı bölümlerden oluşur. Bazen düz çizginin yukarı veya aşağı inmesi…devamıHayatın herkes için bölümlere ayrılmış parçaları vardır ve herkes bunları yaşayarak yaşamını devam ettirir, kimilerinin yaşam çizgisi hayatları boyunca düz bir şekilde devam eder kimileri de hayatının her bir anı farklı bölümlerden oluşur. Bazen düz çizginin yukarı veya aşağı inmesi bizler için iyi olabilir çünkü bulunduğumuz yerin dışına çıkarız ve hayatı farklı bir göz ile görmeye başlarız, ışığı görmek, kurtuluşa ermek içinde karanlığın uçsuz bucaksız kısımlarına düşmek bizim için belki de bir kurtuluş olacaktır. Bugün karşımızda hemen hemen herkesin bilgi sahibi olduğu insan haklarının savunucusu Malcolm X' in hayatını konu olan muhteşem bir biyografi filmi ile birlikteyiz. Süresi sizlere ilk bakıldığında korkutucu görünebilir lakin filmi açmaya başladığınız andan bitiş anına kadar filmin nasıl bittiğini anlamayacaksınız hele de yakın tarihe biraz ilginiz varsa... Filmden sizlere bahsedecek olursam: Babası Ku Klux Klan tarafından öldürülen Malcolm, çağdaşı bir çok zenci gibi umutsuz ve zor bir çocukluk geçirir. Neticesinde hayatı günlük yaşayan hedonist bir hırsıza dönüşür. Sonunda hapise girdiğinde İslam öğretisi kendisini yeniden tanımlamasına yardımcı olur. Burada dahil olduğu toplulukta kendini bulur ve yükselmeye başlar. Hapisten çıkınca Malcolm, adeta bir mesih işlevi yüklenir ve kendilerini birer suçlu yapan toplumsal adaletsizliğe başkaldırır. Burada ayriyeten parantez açmak istediğim kişi Dansel Washington... Filmi tek başına sırtlasa desek yeridir. Film dönemin Amerikasını, siyah beyaz ayrımını en iyi şekilde ele almış bir karakter üzerinden bizlere ırkçılığı ve o dönemin dine bakış açısını usta bir şekilde ele almıştır şimdiden vakit kaybetmeden bu filmi izlemenizi tavsiye ederim iyi seyirler...
Benim filme puanım: 8.5
Filmden alıntı: Bir insan, aklındakileri söyleyecek cesareti olmadığında korkar.
Her insanın ortak noktada buluştuğu bir an vardır ve bunlardan biri de kişinin geçmişidir. Geçmişte yaşadığımız üzücü ve mutlu anlar hepimiz adına hemen hemen yaşanmıştır, yaş ilerledikçe geçmişte bir gölge peşimizden gelir, siz o gölgenin durmasını istedikçe o da sizin…devamıHer insanın ortak noktada buluştuğu bir an vardır ve bunlardan biri de kişinin geçmişidir. Geçmişte yaşadığımız üzücü ve mutlu anlar hepimiz adına hemen hemen yaşanmıştır, yaş ilerledikçe geçmişte bir gölge peşimizden gelir, siz o gölgenin durmasını istedikçe o da sizin durmanızı ister ve ondan kurtulmak istersiniz o yükün size artık çok ağır geldiğini düşünürsünüz, kangren olmuş parmağı kesip atar gibi ondan tamamen kurtulmak, ama unuttuğumuz bir şey var kestiğimiz yerin dışına da sıçrayan bölgeler fazlasıyla çoğalmıştır. Size bir şans sunuyorlar ve geçmişinizi siliyorlar hadi bu konuyu biraz daha spesifik yapalım sizler için, aklınızdan ve kalbinizden bir zamanlar ömür boyu dahi olsa ayrılmayacağınızı düşündüğünüz kişiyi artık silmek istiyorsunuz konu şimdi biraz daha ilgi çekici olmuştur umarım sizler için tüm yaşanmışlıklar tüm hatıralar bir anda yok oluyor ve o kişi sanki daha önce size hiç dokunmamış gibi yok oluyor, o unutulması imkansız olan anlar ve yaşadığınız tüm acılarda... Gelelim biraz da filmin detaylı konusuna filmde: ayrıldığı sevgilisinden kalan hatırlarını sildiren bir adamın hikayesini anlatıyor. İki yıl boyunca beraber olduğu sevgilisinden oldukça şaşırtıcı bir haber alan Joel Barish, bir teknolojik deneye katılan sevgilisine ilişkilerini tamamen hafızasından silinmeden hatırlatmaya çalışmaktadır. Yani Barish’in kim olduğunu bile hatırlamamaktadır. Bu gelişme üzerine küplere binen adam, aynı prosedürü kendi üzerinde de gerçekleştirmek ister.Film, adamın hafızaları silinirken, yaşanılan ilişkiyi gözler önüne serer. Adam da bir kez daha oldukça iyi başlayan ve sonradan tadı kaçan ilişkiyi izler. Fakat zaman geçtikçe ve sıra yaşanılan güzel şeylere gelince, üzerindeki müdahaleyi durdurmak ister. Pişman olmuştur! Dram ve romantik filmler arasından herkesin uzun süredir favori filmleri arasında yerini tekrar tekrar almıştır, konusunun ilgi çekiciliği ve oyuncuların usta işi performansları filmi her zaman parmakla göstermekten geri kalmamıştır hala izlemeyenler varsa bir an önce izlemesini tavsiye ediyorum iyi seyirler...
Benim filme puanım: 8.4
Filmden alıntı: "Birini aklınızdan silebilirsiniz, ama onu kalbinizden atmak bambaşka bir hikayedir
İnsanı insan yapan bazı davranışlar ve duygu durumları vardır. Bunlar içinde üzüntü, sinirlenme, bencillik ve kibir gibi öğeleri içerir, bugün üstünde duracağım noktalardan biri ise kibir. Kibir insanı yalnızlığı mahkûm eder. Kibirli insan sadece kendisini dinler ve başaramayacağı bir konu…devamıİnsanı insan yapan bazı davranışlar ve duygu durumları vardır. Bunlar içinde üzüntü, sinirlenme, bencillik ve kibir gibi öğeleri içerir, bugün üstünde duracağım noktalardan biri ise kibir. Kibir insanı yalnızlığı mahkûm eder. Kibirli insan sadece kendisini dinler ve başaramayacağı bir konu olduğunu asla aklına getirmez ve en büyük sorunlarından biri de asla kabullenmek istememeleri, içinde yaşadığı bu savaş durumundan sadece içinde bir seçim yaparak kurtulabilir... Bugün karşınıza bol bol metaforlara yer vermiş, kurgusal yapısı ile çoğu kişi tarafından beğeniler kazanmış olan bu film, paralel zaman atlamaları ile de seyircinin zihni ile oynadığını izledikten sonra bizlere gösteriyor sizlere filmden bahsedecek olursam: geçmiş, bugün ve gelecekten üç ayrı hikâye sunuyor izleyiciye. Her biri aşka dair sonsuzluğun peşinde olan erkekler hakkında. Mayalı bir kâşif, esir düşmüş kraliçesini kurtarmak için hayat ağacını aramaktadır. Türlü ağaçlar üzerine çalışan bir tıp araştırmacısı, ölmek üzere olan karısını kurtaracak bir ilaç aramaktadır. Bir uzay yolcusu ise hava kabarcığı içindeki kapsül halindeki yaşlı bir ağaç ile seyahat etmektedir. Nebula ile örtülü, ölmek üzere olan bir yıldıza doğru yol almaktadır. Aşkı ve ölümsüzlüğü arayan üç hikâye kesişir. Filmi bitirdikten sonra herkesin aklında ufak tefek boşluklar oluşacaktır ve bu boşlukları film bittikten sonra analizlerine bakarak kaçırmış olduğunuz yerleri metaforların anlamlarını çok daha kolay biçimde algılayacaksınız, sizleri düşünmeye bol bol iten dram yerleri sizleri tatmin etmeye yetecek cinsten ve oyunculuklar cidden alkışlanmaya değer şimdiden herkese iyi seyirler...
Benim filme puanım: 7.8
Filmden alıntı: Her gölge, ne kadar koyu olursa olsun, sabah güneşi tarafından tehdit edilir.
Obsesif bozukluğu; insanların sürekli tekrar eden düşüncelere sahip olması ve bu düşüncelerin kendisini rahatsız etmesinden ötürü, bu davranışlarını rahatlamak amacıyla sürekli tekrar eden davranışlarda bulunmasıyla karakterize bir durumdur. Bu tanımlamalardan sonra böyle bir kişiye ne kadar yakın olabilirsiniz sadece aynı…devamıObsesif bozukluğu; insanların sürekli tekrar eden düşüncelere sahip olması ve bu düşüncelerin kendisini rahatsız etmesinden ötürü, bu davranışlarını rahatlamak amacıyla sürekli tekrar eden davranışlarda bulunmasıyla karakterize bir durumdur. Bu tanımlamalardan sonra böyle bir kişiye ne kadar yakın olabilirsiniz sadece aynı ortamda bulunmak kaydı ile bile olsa hemen hemen herkes için kabullenmesi zor bir gerçek olacaktır çünkü bazılarımız o kadar da anlayışlı değil tahammül seviyemiz bazı şeyler adına ciddi anlamda çok az, peki böyle biri ile ilişki kurmanız sizlere söylerse herhalde çoğumuz yine buna olumsuz yaklaşacaktır. Bizler mantıklarımız ile hareket ettiğimiz zamanlar neyi yapıp yapmayacağımızı daha olayın başından söylebiliriz lakin olayın içine girdiğimiz zaman ve artık zihnimiz ile değil de duygularımız ile hareket etmeye başladığımız zaman belki de sevgi tüm kusurları yok edebilecek nitelikte olacaktır. Bugün karşınıza çok anlamlı bir film ile çıkıyorum izlemesi keyifli, sahneleri eğlenceli bir başyapıt... Şimdi sizlere filmin genel konusundan bahsedecek olursam: Melvin Udall oldukça zor bir insandır. Obsesif kompulsif ve başarılı bir yazar olan Udall, sahip olduğu korkular sebebiyle sokak kapısını dört kez kapamakta, Yahudilerden ve siyahîlerden nefret etmekte ve tüm bu ayrımcı özelliklerini hiçbir şekilde gizlememektedir. Eşcinsel bir komşusu olan Simon’un da hayatını sürdürdüğü Greenwich Village’da yaşamaktadır. Bir gün Simon saldırıya uğrayıp hastaneye kaldırılır. Ona yardım etmek zorunda kalacak olan Melvin’in hayatı bir daha asla eskisi gibi olmayacaktır. Film çok akıcı bir biçimde ilerlemese de oyunculukların usta işi kabiliyetleri ile film size kendini yeni sahip olduğunuz bir evcil hayvan gibi içinizi ısıtıyor. Bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum iyi seyirler...
Benim filme puanım: 8.0
Filmden alıntı: - Kadınları bu kadar iyi nasıl yazabiliyorsun? - Bir erkeği düşünüyorum, sonra da mantık ve sorumluluğu çıkarıyorum.
Bazı olaylar içinde olmadığımız sürece bizleri içine çekmez bunun en büyük nedenlerinden ikisi ise o konu hakkında bilgisiz olmamız ve ilgi çekici bir biçimde bizlere aktarılmamış olması yatar bugün karşınıza çoğu kişinin izlediği izlemediyse bile bir yerlerden aklında yer edilmiş…devamıBazı olaylar içinde olmadığımız sürece bizleri içine çekmez bunun en büyük nedenlerinden ikisi ise o konu hakkında bilgisiz olmamız ve ilgi çekici bir biçimde bizlere aktarılmamış olması yatar bugün karşınıza çoğu kişinin izlediği izlemediyse bile bir yerlerden aklında yer edilmiş olan çok başarılı bir polisiye filmi var, filmde çoğunlukla bir katilin üzerinden ve din konusu üzerinden muazzam tasvirlere yer veren bu kült yapım çoğu kişinin şimdiden favori filmleri arasında yerini almıştır. Filmin konusundan bahsedecek olursam genel olarak: seri cinayetler işleyen bir katilin peşine düşen iki polis dedektifinin hikayesini anlatıyor. Bir seri katil 7 ölümcül günahı işleyenleri kendi yöntemleriyle öldürmektedir. Yedi Ölümcül Günah, Hıristiyanlık inançlarına göre Kibir, Açgözlülük, Şehvet Düşkünlüğü, Kıskançlık, Oburluk, Yıkıcılık ve Tembellik'tir. İki polis dedektifi bu seri katilin peşindedir. Film, Amerika'da gösterime girdiği hafta 14.000.000 dolar gelir elde etmişti. Yönetmen David Fincher imzalı film,sürükleyici konusu ve oyuncuların performanslarıyla tüm dünyada gişede büyük başarı yakalamıştı. Filmin içeriğine girmeden anlayamadığımız ender güzellikte bir gerilim filmi, film ağır işlemesine ve karanlık bir havaya sahip olmasına rağmen konunun eşsiz güzelliği ve oyunculukların en yüksek seviyelerde olduğu, filmin oyuncuları değil de oyuncuların filmi taşıdığı bir başyapıt hala izlememiş olanlar varsa bir an önce izlemesini tavsiye ediyorum iyi seyirler...
Benim filme puanım: 8.8
Filmden alıntı: “Ernest Hemingway, ‘Dünya güzel bir yer ve de uğruna savaşmaya değer’ demiş. Ben cümlenin ikinci yarısına katılıyorum.”