Bir saat kırk beş dakikalık bir film nasıl bu kadar sıkıcı olabilir, gerçekten anlamıyorum. 1.25 hızda izlemek bile kurtarmadı. Robert Pattinson izlemek isterseniz tam bir görsel şölen ama onun dışında gereksiz abartılmış bir film maalesef.
Üçüncü sezon da diğerleri gibiydi denebilir zaten çok büyük beklentiyle izlenen bir dizi değil ama son sezon aşırı sıkıcıydı. Çerezlik bir dizi evet ama bu kadar da sıkmamalıydı.
Okurken başta herkesin birbirine karışmadığı, martıların özgürce yaşadığı huzurlu adanın verdiği sakinlik; zamanla bu dinginliğin yerini fark ettirmeden büyüyen bir baskı ve huzursuzluk hissine bıraktı. Kitap bu yönüyle, huzurun ne kadar kırılgan olduğunu, insan eliyle nasıl kolayca yok edilebildiğini ve…devamıOkurken başta herkesin birbirine karışmadığı, martıların özgürce yaşadığı huzurlu adanın verdiği sakinlik; zamanla bu dinginliğin yerini fark ettirmeden büyüyen bir baskı ve huzursuzluk hissine bıraktı. Kitap bu yönüyle, huzurun ne kadar kırılgan olduğunu, insan eliyle nasıl kolayca yok edilebildiğini ve toplumların da aynı şekilde nasıl hızlıca değişebileceğini çarpıcı biçimde hissettirdi.
Öncelikle edebi olmayan bir yorum eklemem gerekirse biraz drama queen biri Werther bence, abart yani.. Sonrasında ise inceleme yazabilmek için öncelikle kitabı okuduktan sonra biraz zaman geçmesi gerekiyor. Çünkü kesinlikle bir süre etkisinden çıkamıyorsunuz. Yani bir solukta okunup bir süre…devamıÖncelikle edebi olmayan bir yorum eklemem gerekirse biraz drama queen biri Werther bence, abart yani..
Sonrasında ise inceleme yazabilmek için öncelikle kitabı okuduktan sonra biraz zaman geçmesi gerekiyor. Çünkü kesinlikle bir süre etkisinden çıkamıyorsunuz. Yani bir solukta okunup bir süre hazmedilmesi gerekiyor. Beni etkileyen kısımlarından birinden bahsetmem gerekirse bu betimlemeleri olur sanırım muazzam şekilde tasvir edilmiş olan betimlemeleri. Ve tabii ki acıları, okurken bütün yaşananları kendi içinizde hissettiğiniz acıları..
Kısa ve çok kafa yormayan bir film izlemek istiyorsanız akıyor, üst düzey bir yapıt beklememek lazım. Çerezlik bir film ve seri olduğu için önceki filmlerdeki olayları bir tık hatırlamak gerekiyor ama çokta gerekli mi derseniz bence değil. İzlenir.
Kitapta yer alan “evrene mesaj gönderme” ya da “enerji frekanslarıyla gerçekliği değiştirme” gibi iddiaların bilimsel temellere dayanmadığını düşünüyorum ve bu durum kitabın bazı bölümlerini sorgulanabilir hale getiriyor; ayrıca bireyin yaşadığı olumsuzlukları yalnızca kendi düşüncelerine bağlamasını, sosyal ve çevresel faktörleri göz…devamıKitapta yer alan “evrene mesaj gönderme” ya da “enerji frekanslarıyla gerçekliği değiştirme” gibi iddiaların bilimsel temellere dayanmadığını düşünüyorum ve bu durum kitabın bazı bölümlerini sorgulanabilir hale getiriyor; ayrıca bireyin yaşadığı olumsuzlukları yalnızca kendi düşüncelerine bağlamasını, sosyal ve çevresel faktörleri göz ardı etmesi açısından eleştiriyorum. Sonuç olarak Rezonans Kanunu’nun motivasyon ve farkındalık kazandırma açısından etkili olduğunu düşünüyorum ancak sunduğu fikirlerin bilimsel gerçeklikten ziyade kişisel inanç ve yorumlara dayandığını göz önünde bulunduruyor ve bu nedenle kitabın eleştirel bir bakış açısıyla okunması gerektiğini düşünüyorum açıkçası.
Baudelaire kardeşlerin başına sürekli talihsiz şeyler gelmesine rağmen birbirlerinden hiç vazgeçmemeleri ve zekâlarıyla her durumdan çıkmaya çalışmaları müthiş keyifliydi. Dizi hem biraz karanlık hem de garip bir şekilde eğlenceli bir atmosfere sahipti. Özellikle Neil Patrick Harris’in oynadığı Kont Olaf karakteri…devamıBaudelaire kardeşlerin başına sürekli talihsiz şeyler gelmesine rağmen birbirlerinden hiç vazgeçmemeleri ve zekâlarıyla her durumdan çıkmaya çalışmaları müthiş keyifliydi. Dizi hem biraz karanlık hem de garip bir şekilde eğlenceli bir atmosfere sahipti. Özellikle Neil Patrick Harris’in oynadığı Kont Olaf karakteri o kadar abartılı ve ilginçti ki çoğunlukla sinir olsam da bir kısımda kahkaha atarak izlemek çok keyifli oluyordu. İzlerken bir yandan üzülüp bir yandan da merakla “acaba şimdi ne olacak?” diye düşündüğüm, gerçekten aklımda kalan dizilerden biri.
Modern bilimin en merak uyandırıcı sorularından biri evrenin nasıl başladığı, nasıl işlediği ve nereye doğru gittiğidir bence. Ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking’in kaleme aldığı Zamanın Kısa Tarihi, bu sorulara bilimsel ama aynı zamanda anlaşılabilir bir dille yanıt arayan önemli eserlerden…devamıModern bilimin en merak uyandırıcı sorularından biri evrenin nasıl başladığı, nasıl işlediği ve nereye doğru gittiğidir bence. Ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking’in kaleme aldığı Zamanın Kısa Tarihi, bu sorulara bilimsel ama aynı zamanda anlaşılabilir bir dille yanıt arayan önemli eserlerden biri. 1988 yılında yayımlanan kitap, karmaşık kozmoloji ve fizik konularını geniş kitlelere ulaştırması bakımından bilim tarihi açısından da özel bir yere sahip. Hawking, kitap boyunca evrenin doğasını anlamaya yönelik insanlığın düşünsel serüvenini anlatır. Anlatı, Antik Yunan filozoflarının evren tasavvurundan başlayarak Newton fiziğine, Einstein’ın görelilik teorisine ve modern kuantum mekaniğine kadar uzanır. Bu yönüyle kitap yalnızca bir fizik kitabı değil, aynı zamanda bilimsel düşüncenin tarihsel gelişimini de gözler önüne seren bir rehber niteliğinde denilebilir.
Kardeşimin Hikayesi romanını okurken en çok hoşuma giden şey, hikâyenin başta oldukça sakin ve sıradan görünmesine rağmen sayfalar ilerledikçe altındaki gerçeklerin yavaş yavaş ortaya çıkması oldu. Özellikle anlatıcının geçmişine dair parçalar ortaya çıktıkça olaylara bakışımın değiştiğini hissettim. Kitabın sonunda birçok…devamıKardeşimin Hikayesi romanını okurken en çok hoşuma giden şey, hikâyenin başta oldukça sakin ve sıradan görünmesine rağmen sayfalar ilerledikçe altındaki gerçeklerin yavaş yavaş ortaya çıkması oldu. Özellikle anlatıcının geçmişine dair parçalar ortaya çıktıkça olaylara bakışımın değiştiğini hissettim. Kitabın sonunda birçok şeyin aslında sandığım gibi olmadığını fark etmek beni oldukça etkiledi. Okurken hem merak duygumu canlı tutan hem de insanın iç dünyasına dair düşündüren bir roman olduğunu düşünüyorum.
Canavarın trajedisi: Film, gotik atmosferiyle yalnızlık ve yaratım sorumluluğu temasını o kadar etkileyici hissettiriyor ki, canavarın trajedisi korkudan çok zihinsel bir empati uyandırıyor. Klasik bir hikâyeyi yeniden anlatırken bu kadar duygusal ve düşünsel kalabilmesi gerçekten etkileyici. Ama sonunda affetmesi… ne…devamıCanavarın trajedisi:
Film, gotik atmosferiyle yalnızlık ve yaratım sorumluluğu temasını o kadar etkileyici hissettiriyor ki, canavarın trajedisi korkudan çok zihinsel bir empati uyandırıyor. Klasik bir hikâyeyi yeniden anlatırken bu kadar duygusal ve düşünsel kalabilmesi gerçekten etkileyici. Ama sonunda affetmesi… ne münasebet!
Uzun zamandır film izlemeye vakit bulamayan biri olarak, yaptığım bu açılışın bu kadar keyifli bir filmle olması..