"Başlamakta olan bilginin ilk işareti ölmek arzusudur. Bu yaşam dayanılmaz görünür, bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğreneceği yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda inanca dair…devamı"Başlamakta olan bilginin ilk işareti ölmek arzusudur. Bu yaşam dayanılmaz görünür, bir başkası ise erişilmez. İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmeyi öğreneceği yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda inanca dair bir kalıntı etkili olur, nakil sırasında efendi tesadüfen geçitten geçerken tutukluya bakıp şöyle diyecektir: "Onu bir daha hücreye kapatmayın. Bana geliyor."
(Sayfa 11)
"Sonsuzdur yol, ne kısaltılacak ne de eklenecek bir şey vardır, ama yine de herkes kendi çocuksu arşınını tutar yolun üstüne. “Gerçekten de bu bir arşınlık yolu gitmen gerek, bu sana hatırlatılacak."
(Sayfa 39)
"Yok edilemez tektir; her insan tek başına böyledir ve aynı zamanda bu herkesin ortak noktasıdır, dolayısıyla insanları birbirine bağlayan eşi benzeri olmayan parçalanmaz bir bağ vardır."
(Sayfa 70)
"Bir dayanak çıkınca özgürleşir ruh ancak."
(Sayfa 77)
"İlk Günah'tan beri İyi ve Kötü'yü ayırt etme yeteneğimiz aşağı yukarı birbirine eşittir; yine de tam bu noktada özel üstünlüklerimizi ararız. Ancak bu bilginin ötesinde gerçek farklılıklar başlar. Bunun aksi bir görünüm olması şuna dayanıyor: İnsan yalnızca bilgiyle yetinemez, aynı zamanda buna göre davranmak için çaba göstermesi gerekir. Ancak bunu yapabilecek güçle donatılmamıştır, dolayısıyla kendini yok etmek zorundadır, gerekli gücü ele geçirememe riskine rağmen bu son denemeyi yapmaktan başka bir şey kalmaz kendisine (Bilgi Ağacı'nın yemişlerini yeme yasağındaki ölüm tehdidinin anlamı da budur; belki eceliyle ölümün başlangıçtaki anlamı da buydu). Şimdi bu denemeyi yapmaktan korkar; İyi ya da Kötü bilgisinden vazgeçmeyi bile yeğler ("İlk Günah" kavramı, kaynağını bu korkudan alır) ama bir kere olmuş olan iptal edilemez, sadece belirsizleştirilebilir. İşte bu amaçla güdülenmeler oluşur. Tüm dünya bunlarla doludur, hatta gözle görülür bütün dünya, bir anlık huzur arayan insanın güdülenmesinden başka bir şey değildir belki de. Bilgi gerçeğini çarpıtma, bilgiyi öncelikli amaç edinme denemesi."
(Sayfa 85)
Modern edebiyatının en büyük isimlerinden biri olan Çek yazar Franz Kafka'nın 1917-18 yıllarında yazıldığı tahmin edilen aforizma eseri. Çok kişisel olduğunu düşündüğüm (günlük gibi) bir kitap. Hiç beklemediğim konulardan bahsetmiş. (bu noktada biraz Halil Cibran'ı anımsattı) Bazılarına katıldım ancak bazı görüşleri ise çok sığ veyahut yetersiz geldi. Önsözünde Ferit Edgü'nün kafka üzerine olan görüşleri hoşuma gitti. Baya içselleştirmiş. Okunması zorunlu olmalı mı hayır.. Ancak modern edebiyat seviyorsanız veya Kafkayı merak ediyorsanız tavsiye ederim.