Gayet sağlam bir kara mizah dizisi. Bir oturuşta bitti diyebilirim akıcı ve sürükleyici. Oyuncu kadrosu mükemmel bir uyum içinde. Bir sonraki sezonu merakla bekliyorum. Giray mimik babası resmen ya bana yengemi hatırlatıyor. (Derya Pınar Ak ile ilk defa tanıştım bu…devamıGayet sağlam bir kara mizah dizisi. Bir oturuşta bitti diyebilirim akıcı ve sürükleyici. Oyuncu kadrosu mükemmel bir uyum içinde. Bir sonraki sezonu merakla bekliyorum.
Giray mimik babası resmen ya bana yengemi hatırlatıyor.
(Derya Pınar Ak ile ilk defa tanıştım bu dizide ama güzelliğine ve tatlılığına hayran kaldım 😍)
2. Sezon
TEK KELİMEYLE BAYILDIM.
Şimdi de üçüncü sezonu merakla bekliyorum
Dizi çok sakin ilerliyor ama garip bir şekilde sürükleyici de diyebilirim. Öykü Karayel'in muazzam ötesi oyunculuğu beni hayran bıraktı diyebilirim. Sanki Öykü hiç Öykü olmamış, hep Meryem'miş öyle bir oyunculuk! Dizinin toplumsal sorunlara bu kadar çıplak yaklaşması da ayrıca şaşırtıcı.…devamıDizi çok sakin ilerliyor ama garip bir şekilde sürükleyici de diyebilirim.
Öykü Karayel'in muazzam ötesi oyunculuğu beni hayran bıraktı diyebilirim. Sanki Öykü hiç Öykü olmamış, hep Meryem'miş öyle bir oyunculuk! Dizinin toplumsal sorunlara bu kadar çıplak yaklaşması da ayrıca şaşırtıcı. Ruhiye için de kocaman bir ❤️.
Bu arada Derya Karadaş ve Öner Erkan için 🖤
Hayır benim adım Kabak annem bana hep öyle derdi... Şunu söyleyebilirim ki izlediğim en iyi animasyonlardan biri! Kabaçığın hikayesini izlerken gözleriniz hep dolu dolu olacak ama yüzünüzde hep bir gülümseme de bırakacak. Çünkü kabaçığın hikayesi ajitasyon pompalamamış, duygu sömürüsünden uzak…devamıHayır benim adım Kabak annem bana hep öyle derdi...
Şunu söyleyebilirim ki izlediğim en iyi animasyonlardan biri!
Kabaçığın hikayesini izlerken gözleriniz hep dolu dolu olacak ama yüzünüzde hep bir gülümseme de bırakacak. Çünkü kabaçığın hikayesi ajitasyon pompalamamış, duygu sömürüsünden uzak ama ona rağmen gerçekliğin sert rüzgarıyla savrulan bir animasyon. Animasyonun en güzel yanı çocukluğun, saflığın o masumane yanlarını hiç abartmadan sergilemiş olmaları. Korkunç olayların inanılmaz bir nahiflikle anlatıldığı çocuklara ebeveynleri himayesinde izletilebilinecek bir animasyon.
Spoiler!
Alkolik annesini yanlışlıkla öldüren bir çocuğun yetimhaneye gönderilmesi ve oradaki diğer çocukların trajik hikayelerini konu ediniyor.
"Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundasınız, bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız!" Dedi Bay Pilkington. Kitap sınıflaşmanın, bağnaz ve aptalların, her şeyi bilmesine rağmen susanların, her söylenene inananların, hiçbir şeyi sorgulamayanların; ezikliğe, hor görülmeye, ve önlerine koyulan her…devamı"Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundasınız, bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız!" Dedi Bay Pilkington.
Kitap sınıflaşmanın, bağnaz ve aptalların, her şeyi bilmesine rağmen susanların, her söylenene inananların, hiçbir şeyi sorgulamayanların; ezikliğe, hor görülmeye, ve önlerine koyulan her şeyle yetinmelerine mahkûm olduklarını belirtmiş. Stalinizimi eleştirmiştir. Roman hayvanlar âlemini anlatıyormuş gibi gözükerek insanları devletleri, çeşitli devlet adamlarını devrimleri, yasaları kısaca insana ve topluma dair pek çok şeyi hicvetmiştir. Kara mizah yapmıştır. Napeleon romanın baş kahramanı (!) Hain ve sinsi olan bu domuz, hayvanları kandıran iktidar için her türlü kötülüğü yapmaya hazır bir hayvandır. Bu hayvandan her devlette en az bir tane bulunduğu tartışılmaz ama önemli olan bu tür iktidar düşkünlerine aldanmamak.
Simru... Simru bir aşk romanı. Eski Türk filmleri havasında, saçma tesadüfler serpiştirilmiş vasat bir aşk romanı. İkinci hikayeye de zoraki bir aşk acısı sıkıştırılmış, okurken ne gerek var demekten kendimi alamadım. Hikayeyle hiç alakası olmayan sayfalarca yazılmış saçma sapan aşk…devamıSimru...
Simru bir aşk romanı. Eski Türk filmleri havasında, saçma tesadüfler serpiştirilmiş vasat bir aşk romanı. İkinci hikayeye de zoraki bir aşk acısı sıkıştırılmış, okurken ne gerek var demekten kendimi alamadım. Hikayeyle hiç alakası olmayan sayfalarca yazılmış saçma sapan aşk mektubu çok çok vasat. Tavsiye etmiyorum. Ütopik bir roman. Gerçek hayatta öyle şeyler hiç olmaz. Kurgu kötü. Simru niye hala ergenlik çağı aşkı Çağrı'yı unutamamış? Ceyhun'a aşık mı? Değilse niye onun "Su neden yanmaz?" diye yazdığı kağıt parçasını kolyesinde taşıyor? Ceyhun yoksa bir bilge mi? Ali'nin içler açısı hikayesi yapıştırma olmuş, yüreğimi burkmadı ne yazık ki! Böyle zor durumda olan bir aileye yardım edecek bir kurum yok muymuş? Kadın kahraman niye hep güzel olmak zorunda? Estetik cerrahi hele de yanık sonrası cerrahi işlemler öyle bir kaç ayda bitmez, yıllar alır bunların düzeltilmesi ve genellikle de o kadar büyük yanıkların sekelleri mükemmel biçimde iyileşemez. Elli bin lira da bu ameliyatlara yetmez. Daha fazla çok daha fazladır maliyetleri. Miras konusu ise iyice saçmalık... Arka kapak yazısı ile kitabın içeriği arasında bir bağ kuramadım. Ön kapaktaki ihanet ile ilgili sözlerin de içerik ile bir ilgisi yok. Kim kime ihanet etmiş anlayamadım. Daha fazla yazmak istemiyorum. Çünkü her yanı dökülüyor kitabın.
(İçindeki bir kaç güzel cümle için de teşekkür ederim.)
Hararetli hararetli okurken pat diye sona geldim ve bunun verdiği üzüntü içerisindeyim diyebilirim. Irvın D. Yalom Nietzsche'nin kendisinin başlı başına bir yapıt olduğunu kanıtlamış bize. Muazzam gerçekçi bir anlatım içinde olan kitap, okurken her seferinde kendinizi okumayı bırakmış, düşüncelerle cebelleşiyorken…devamıHararetli hararetli okurken pat diye sona geldim ve bunun verdiği üzüntü içerisindeyim diyebilirim. Irvın D. Yalom Nietzsche'nin kendisinin başlı başına bir yapıt olduğunu kanıtlamış bize. Muazzam gerçekçi bir anlatım içinde olan kitap, okurken her seferinde kendinizi okumayı bırakmış, düşüncelerle cebelleşiyorken bulabilirsiniz. Çoğu zaman sınırlarımı zorlayan ve çoğu zaman da düşüncelerimi onaylatan bir kitap oldu. Felsefe ve edebiyat bir ahenk içinde dans ediyor diyebilirim. Bu kitap Freudun dediği gibi beyindeki karmaşık düşüncelerin saklandığı depoyu açığa çıkarıyor.
#Nietzsche Ağladığında' yı okuduğumda, Nietzsche'nin sürekli oğlum dediği Zerdüşt'ü okumak için sabırsızlanıyordum açıkçası. Kitaba ilk başladığımda ben bu kitabı bitirebilecek miyim düşüncesi sardı. Çünkü neredeyse her cümleyi okurken tekrarlıyordum. Ama kitabın ortalarına geldiğimde Nietzsche'nin dilini çözdüğümü söyleyebilirim. Nietzsche Zerdüşt'ü bir…devamı#Nietzsche Ağladığında' yı okuduğumda, Nietzsche'nin sürekli oğlum dediği Zerdüşt'ü okumak için sabırsızlanıyordum açıkçası. Kitaba ilk başladığımda ben bu kitabı bitirebilecek miyim düşüncesi sardı. Çünkü neredeyse her cümleyi okurken tekrarlıyordum. Ama kitabın ortalarına geldiğimde Nietzsche'nin dilini çözdüğümü söyleyebilirim. Nietzsche Zerdüşt'ü bir tokat gibi yapıştırmış topluma. Öyle bir tokat ki bu uzun bir süre kendinize gelemiyorsunuz. Nietzsche kitabın başında Herkes için ve hiçkimse için bir kitap derken anlamamıştım ama şu cümlesi anlamama yetti " Ben sadece benimkiler için bir yasayım, ben herkes için bir yasa değilim. Ama bana ait olanın kemikleri güçlü, ayakları hafif olmalı." O aslında kimse için yazmıyor ama o duymak isteyen herkes için yazıyor. Felsefeden hoşlanmayan herkesin dahi okuması gereken bir kitap, kendinizi "aramak" için okuyun :)
Spoiler içeriyor
Sonunu bildiğim bir kitabı hiç bu kadar heyecanla ve ümitle okumamıştım, evet evet ümitle. Kitap edebi olarak büyük bir kalemle yazılmış diyemiyeceğim fakat Werther'in aşkı ve acısı sizi derinden etkileyecek, gözlerinizi nemli kılacak buna eminim. Spoiler! Kitapta genç Werther'in, nişanlı…devamıSonunu bildiğim bir kitabı hiç bu kadar heyecanla ve ümitle okumamıştım, evet evet ümitle. Kitap edebi olarak büyük bir kalemle yazılmış diyemiyeceğim fakat Werther'in aşkı ve acısı sizi derinden etkileyecek, gözlerinizi nemli kılacak buna eminim.
Spoiler!
Kitapta genç Werther'in, nişanlı olan sevgili Charlotte'ye karşı imkansız aşkından söz ediliyor. Werther aşkının imkansızlığını kabullenince ölümü de kabul etmiş oluyor diyebiliriz. Aslında Werther'in ruhunda hep melankoli ve dram var. Onun ruhunu kendimle bağdaştırdım ve bu son biraz beni ürküttü. Çünkü Werther gibi bunu sürekli düşünüyor ama asla uygulamaya geçmeyeceğimi biliyordum. Ama şunu söyleyebilirim ki kitap insanları asla intihara sürükleyecek bir kitap değil. Daha çok bu yanlışı gözler önüne seriyor diyebilirim tabii doğru düşünüp sentezleyen insanlar için. Goethe kitabı yazarken bir gencin sadece aşk ıstırapına değil dönemin tabakalaşmasına ve bu tabakada eriyen insanlarına da değiniyor. Kitabın diline gelince çeviri mi kitabı sadeleştirmişti yoksa kitap mı akıcı bir dille yazılmıştı bilmiyorum ama kitabı okumanızla bitirmeniz bir oluyor diyebilirim.