For F. There is a pleasure in the pathless woods... There is a rapture on the lonely shore... There is society, where none intrudes... By the deep sea, and music in its roar... I love not man the less, but…devamıFor F.
There is a pleasure in the pathless woods...
There is a rapture on the lonely shore...
There is society, where none intrudes...
By the deep sea, and music in its roar...
I love not man the less, but nature more...
From these our interviews, in which I steal...
From all I may be, or have been before.
To mingle with the universe, and feel...
What I can ne'er express, yet cannot all conceal.
–Byron
O kırmızı ışıkta ki yağmurlu sahne... Hiç unutmayacağım sahnelerden biri oldu; kapı kolunu tuttuğu o bir kaç saniyede boğazım düğümlendi. Birkaç dakika içinde alınan kararlar, ihtimaller ve keşkeler... Francesca gitseydi nasıl olurdu diye düşünmemek elde değil. Kalmasını anlamak da hiç zor değil. Zaman içinde sıradanlaşabilecek bir aşkın peşinden gitmek mi, yoksa dört günün hatırasını sonsuza dek kalbinde taşımak mı? Beni en çok etkileyen şeylerden biri de çocuklarının, annelerine sadece bir ebeveyn değil bir zamanlar hayalleri, tutkuları olan bir birey gözüyle bakmaya başlamaları oldu.
"I gave my life to my family, I wish to give Robert what is left of me."
"Gerçek cesaret, ne zaman can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir." Kitabı okuduktan sonra üç film olduğunu görünce şaşırmıştım, sürelerini görünce daha çok şaşırdım. Üç yüz küsür sayfalık kitaptan, extended versiyonuyla dokuz saatlik senaryo çıkarmışlar. Kitaba göre değişiklikler ve fazlasıyla…devamı"Gerçek cesaret, ne zaman can alacağını değil, ne zaman esirgeyeceğini bilmektir."
Kitabı okuduktan sonra üç film olduğunu görünce şaşırmıştım, sürelerini görünce daha çok şaşırdım. Üç yüz küsür sayfalık kitaptan, extended versiyonuyla dokuz saatlik senaryo çıkarmışlar. Kitaba göre değişiklikler ve fazlasıyla eklentiler vardı. Filmde daha gerçekçi bir macera içindeyiz; karakterler daha derin, olay örgüsü de daha zengin ama kitabın o masalsı havası da kaybolmamış. Eski dostları da görmüş olduk: Galadriel, Elrond, Frodo, Gandalf ve lanet Saruman. Legolas şu an yok ama ileriki filmlerde karşımıza çıkacağını biliyorum. Kitapta olmayan yeni karakterler de eklenmiş; Tauriel ve Hobbit kitabında doğrudan yer almayan Boz Büyücü Radagast gibi. Açıkçası hoşuma gitti, hatta "keşke radagast kitapta da olsaydı," dedim. Kitabın masalsı havasına yakışır bir karaktermiş. Bu da Peter Jackson'ın başarısı kitabı olması gerektiği gibi genişletmiş. Yine de bir LOTR değil elbette. Cüceler de bir yere kadar; kitapları okurken tamam da filmde on üç cüce artı buçukluk hobbit biraz zorluyor ve CGI kullanımının fazlalığı bazı yerlerde animasyon izliyormuş gibi hissettirdi.
"Sam: Fact is, Frodo Baggins coluldn't have done it without me." Bu review, Samwise Gamgee -my dear sam- için saygı duruşudur. Kendisi en sevdiğim LOTR karakteri. "Yüzüğü sizin için taşıyamam ama sizi taşıyabilirim" dedikten sonra Frodo'yu Seyit Onbaşı gibi taşıdığı…devamı"Sam: Fact is, Frodo Baggins coluldn't have done it without me."
Bu review, Samwise Gamgee -my dear sam- için saygı duruşudur. Kendisi en sevdiğim LOTR karakteri. "Yüzüğü sizin için taşıyamam ama sizi taşıyabilirim" dedikten sonra Frodo'yu Seyit Onbaşı gibi taşıdığı sahnede hönküre hönküre ağladım. Değeri bilinmedi; anca "for frodo, for frodo" biride çıkıp birde bizim bahçıvan sam vardı demiyor yazıklar olsun.
Seride de favorim net bu film oldu yada ben her şeyin bitişiyle fazla duygulandım. Yüzük Kardeşliği ve İki Kule filminde sahnelerin çoğunu izlerken ben bu filmi daha önce izledim hissine kapılmıştım bu filmde bunu hiç yaşamadım. İlk defa izlemenin tadı da bir başka oluyor. Ortamda Yüzüklerin Efendisi konusu açılınca artık gariban bir şekilde boynumuz bükülmeyecek😞 Bir de Star Wars serisini halledebilirsek gönül rahatlığıyla başım dik yürüyebileceğim.
O kadar değinmek istediğim konu vardı ki nereden başlayıp ne anlatsam bilemedim sanırım kendimi ifade edemiyeceğim. Filmi de izleyeli bir hafta oldu, sıcağı sıcağına yorum atmayınca her şeyi unutmuşum gibi hissediyorum. En çok aklımda Éowyn ve Faramir'in sahnelerinin azlığı kalmış. Kestiniz mi ne yaptınız bilmiyorum geri ekleyin seride daha iyi bir çift yok Aragorn ile Arwen'i bile sollarlar çok yakışıyorlardı sahnelerinin azlığı beni üzdü. Legolas'ın filin üzerinde yaptığı şovu da başkası yapsa zorlama gelirdi ama legolasım yapabilir, bir sorun görmüyorum. Sıra Hobbit üçlemesini izlemede Legolas orda da olacağı için mutluyum henüz vedalaşmak için hazır değildim. CGI Legolası gördükten sonra keşke vedalaşsaydık demem umarım😐
"My Precious!" Ben ikinci filmi ilk filmden daha çok seviyorum. Sebebi de diğer filmin devamı olduğu için sorry ama ben filmlere tek parça bakamıyorum benim için üstüne katarak ilerliyor ve karakterlerle daha fazla vakit geçirdiğim için değerleri artıyor. Mesela Boromir'e…devamı"My Precious!"
Ben ikinci filmi ilk filmden daha çok seviyorum. Sebebi de diğer filmin devamı olduğu için sorry ama ben filmlere tek parça bakamıyorum benim için üstüne katarak ilerliyor ve karakterlerle daha fazla vakit geçirdiğim için değerleri artıyor. Mesela Boromir'e ancak bu filmde ısınabildim. Bir bütün olarak bakınca, iki filmin ortasında köprü kurmada başarılı ve yollarının ayrılmasıyla üç ayrı olay örgüsü anlatılması da daha iyi olmuş. Sadece extended izlediğim için ent sahneleri biraz yordu sıkılmadım ama yoruldum.
Helm's Deep savaşı izlediğim en iyi savaş sahnesi. Zaten çok da savaş sahnesi izlemedim, benim izlediğim dizi ve filmlerde pek böyle sahneler olmaz ama zaten kaç tane vardır ki? Gece ve yağmurlu havada olmasının etkisi bambaşka. Bu filmde Faramir'e çok gıcık olmuştum ama The Return of King de gönlümü kazandı. Keşke Éowyn ile daha erken karşılaşsaydıylar, birbirleri için yaratılmış gibiler. Aragorn yerine Faramir'i seçerdim.
Sam'im, ben senden razıyım, Allah da senden razı olsun. Allah herkese senin gibi dost nasip etsin; sen olmasan Frodo, Shire'ın dışına bile çıkamazdı.
"it's your sam, don't know yor sam?"
"A wizard is never late, Frodo Baggins. Nornis he early. He arrives precisely when he means to." Benim geç kalmışlıktan büyücü olmadığım anlaşılıyordur. Konuya "sonunda Yüzüklerin Efendisi'ne başladım," diye gireceğim ama aslında bitirdim bile; şimdi review giriyorum. Hem kitaplara hem…devamı"A wizard is never late, Frodo Baggins. Nornis he early. He arrives precisely when he means to."
Benim geç kalmışlıktan büyücü olmadığım anlaşılıyordur. Konuya "sonunda Yüzüklerin Efendisi'ne başladım," diye gireceğim ama aslında bitirdim bile; şimdi review giriyorum. Hem kitaplara hem filmlere aynı anda dalınca burayla uğraşmak istemedim. Seriyi de okuma kararı aldım, şükür bu günleri de gördük. Önce Hobbit'i okudum sonra Yüzük Kardeşliği'nin tam ortalarındayken dedim ben dayanamıyorum filmi izleyeceğim. Böylece seriyi okumayı bitirmemişken tüm filmleri izledim. Bu zamana kadar "Önce kitapları okuyacağım," diye direttim direttim sonuç olarak okumadan izlemiş bulundum. Neyse olsun, en azından evrene girmeyi başarabildim.
Yüzüklerin Efendisi filmlerinin, özellikle ilk filmin hafızamda ne kadar yer ettiğini unutmuşum; izledikçe hatırladım. Özellikle Gollum karakteri bu serideki en ikonik karakter çocukken acayip korkardım. Elflere olan aşkım da depreşti. Çocukken Legolas'a aşıktım, büyüdüm sanmayın ki değiştim hayır hâlâ Legolas'a aşığım. Benim Transformers'taki Megan Fox'um Legolas beyefendidir. -clean boyların atası- Arwen zaten bambaşka bir konudur ki o atlar ile olan kovalamacanın ardından nehri geçip nazgûllara kılıç çektiği sahneyi tüm film boyunca bekledim. Bilge, filozof misali konuşan; ak uzun sakallı, uzun saçlı büyücü dedelere olan sevgimizden Gandalf'ı da çok severim. Kendimi Dumbledore ve Gandalf'a emanet etmek istiyorum.
Bu arada tüm seriyi extended olarak izledim. O kadar bekledim, maraton yapacaksam hakkını vermeliyim diye düşündüm. İlk filme dört puan vermem tamamen diğer filmleri düşünürek verdiğim içindir, yoksa seriye komple puanım beş; hem de yıldızlısından!!!🌟
"I would have followed you, my brother... my captain... my king."
"Pleasure Island" kısmı ve sonrası tam bir felaketti. Oraya kadar Pinokyo'yu da önce izlediğimi düşünüyordum ama böyle bir şey izlemediğime eminim. Zihnimin derinliklerinde bir pinokyo var ama bu o değil. Aradım taradım ama bulamadım; belki hafızamda, okuduğum bir hikâye izlemişim…devamı"Pleasure Island" kısmı ve sonrası tam bir felaketti. Oraya kadar Pinokyo'yu da önce izlediğimi düşünüyordum ama böyle bir şey izlemediğime eminim. Zihnimin derinliklerinde bir pinokyo var ama bu o değil. Aradım taradım ama bulamadım; belki hafızamda, okuduğum bir hikâye izlemişim gibi kaldı, bilemiyorum.
🪵
Benim hatırladığım Pinokyo daha masum bir hikâyeydi, bu kadar karanlık değildi. Animasyonu izledikten sonra gidip Carlo Collodi'nin orijinal Pinokyo eserini araştırdım, birtakım farklar olsa da o da en az bu kadar karanlık. Ayrıca burnu da hep uzuyordu diye hatırlıyorum oysa sadece bir kez uzuyor.
Disney animasyonlarını kronolojik sırayla izleme kararı aldım, büyük ihtimalle bitirmem bir yılı geçkin sürer. Altmıştan fazla film var, bende de çok sık animasyon izleyecek motivasyon yok. Aslında "Büyük Pixar Teorisi"ne göre Pixar animasyonlarını baştan izlemeyi düşünüyordum ama aniden kafama bu…devamıDisney animasyonlarını kronolojik sırayla izleme kararı aldım, büyük ihtimalle bitirmem bir yılı geçkin sürer. Altmıştan fazla film var, bende de çok sık animasyon izleyecek motivasyon yok. Aslında "Büyük Pixar Teorisi"ne göre Pixar animasyonlarını baştan izlemeyi düşünüyordum ama aniden kafama bu esti.
🍎
Pamuk prenses masalını çok sevmiyorum, çocukken de sevmezdim; diğer disney prensesleri kadar ilgimi çekmiyor. Zaten izlerken sıkıldım ama animasyon tarihindeki yerini takdir ediyorum zamanına göre bir başyapıt.