Özellikle ikinci filmin yanında çok sönük kalmış. Bu sefer eşeğin dublajı da sarmadı, Shrek serisine bakılınca vasatın altında kalan ama tek başına bakılınca vasatın biraz üstü denilebilir.
YKS sonrası film izlemek...🧘🏻♀️ Vicdan azabı olmadan film izlemenin tadını unutmuşum. Geçen yıl sınav sonrası ilk izlediğim filmlerden birisi İspanyol versiyonunun ikincisiydi; bu yılda Londra versiyonun ikincisi izleyerek geleneği bozmadım. Londra versiyonu, ispanyol filmlerine her konuda bin basar, çok daha…devamıYKS sonrası film izlemek...🧘🏻♀️
Vicdan azabı olmadan film izlemenin tadını unutmuşum. Geçen yıl sınav sonrası ilk izlediğim filmlerden birisi İspanyol versiyonunun ikincisiydi; bu yılda Londra versiyonun ikincisi izleyerek geleneği bozmadım. Londra versiyonu, ispanyol filmlerine her konuda bin basar, çok daha üstte. İspanyol versiyonun önde olduğu tek konu toksiklik ve tabii oyuncuların berbat oyunculuğu. Londra versiyonudaki Nick'i ilk filmde sevmiştim ama olay örgüsünden mecbur green flagden red flage doğru yol aldı. Yine en iyi haline getirmeye çalışmışlar ama böyle bir hikayeyi düzeltsen nereye kadar düzelteceksin? Yazarın yazdığı kitaptan anca böyle bir şey çıkar. Kitaplarını tabii ki okumadım ama dünyanın en kötü şeyi olduğuna dair şüphem yok. Noah'ın kıyafet dolabını da komple bana kargolarsanız sevinirim.
Bu filmden beklediğim bu değildi hem güldürecek hem ağlatacak diye beklemiştim. Hiç güldürmedi ama sağ olsun biraz duygulandırdı. Ayrıca kendi dilinde izlemekte çok zorlandım. Normalde Fransızca kulağıma estetik gelir, dublaj izlemeyi tercih etmem ama bunu bir dublajdan bir Fransızcaya atlaya…devamıBu filmden beklediğim bu değildi hem güldürecek hem ağlatacak diye beklemiştim. Hiç güldürmedi ama sağ olsun biraz duygulandırdı. Ayrıca kendi dilinde izlemekte çok zorlandım. Normalde Fransızca kulağıma estetik gelir, dublaj izlemeyi tercih etmem ama bunu bir dublajdan bir Fransızcaya atlaya atlaya izleyebildim çünkü ikisi de rahatsız etti.
𝚅𝚊𝚑 𝚋𝚎𝚗𝚒𝚖 𝙿𝚊𝚗𝚍𝚘𝚛𝚊'𝚖 𝚟𝚊𝚑𝚑... Bu filmi izleyeceğim diye seriye baştan başlayıp ilk iki filmi izledikten sonra bunu izlemeyi unutmuşum. O dönem fan modumu açmıştım. Her gece yatmadan önce meşhur "Jake Sully- Beast" editi izlemeden başımı yastığa koymazdım. Ne kadar edit…devamı𝚅𝚊𝚑 𝚋𝚎𝚗𝚒𝚖 𝙿𝚊𝚗𝚍𝚘𝚛𝚊'𝚖 𝚟𝚊𝚑𝚑...
Bu filmi izleyeceğim diye seriye baştan başlayıp ilk iki filmi izledikten sonra bunu izlemeyi unutmuşum. O dönem fan modumu açmıştım. Her gece yatmadan önce meşhur "Jake Sully- Beast" editi izlemeden başımı yastığa koymazdım.
Ne kadar edit izlediysem, üçüncü film hafızamda izledim olarak kalmış. Neyse, izlemesem de olurmuş; ikinci filmin aynısı. Özellikle bazı sahnelerde yanlışlıkla ikinci filmi açtım zannettim. İlk filmi zaten çok seviyorum; çocukken izlediğimde hafızamda ikonik sahneleriyle yer etmiş, hiç unutamadığım bir filmdir. İkinci film de yine güzeldi; yeni karakterler tanıtıldı, evren genişledi, görsel şölen bambaşkaydı ve aksiyonu güzeldi. Üçüncü filme geçtik Eee peki ne oldu şimdi? Her şey bunda da var. Evreni bi tık daha genişletip yeni, ateşli bir kötü karakter tanıttılar; başka hiç bir şey yok. Hâlâ izlemesi zevkli ama bir yerden sonra kabak tadı vermeye başladı. Zaten üç saatlik film izle izle bitmiyor.
Quaritch karakterini de üç filmdir ana kötü karakter olarak izlemek sıktı. Çabuk karakter gelişimini tamamlayıp Na'vi halkına geçiş yapsın, Varang ile de evlensin. Aynı tas aynı hamam; filmin sonunda ölüyor, geri diriliyor. Bununla üç olacak bu arada, kesin yine ölmemiştir.
Lo'ak sende babanın sözünü dinle çocuğum yaa sinir ettin. Ben hayatımın hiçbir evresinde kurallara başkaldıran, asi bir çocuk olmadığım için karakterle bağ kurmakta zorlanıyorum. Lo'ak da yerinde hiç duramıyor. Sully çocuklarından en ilgimi çeken Neteyam'dı, onu da izlemek nasip olmadı.
Ayrıca Eywa'nın fiziksel olarak bir forma bürünmesi hiç hoşuma gitmedi. Gizemli ve sihirli bir havası vardı, şimdi bütün büyü bozuldu. Kaşının olması ve insana benzemesi ayrı bir sıçıp sıvama olmuş.
"Yalan söylediğini anlayabiliyorum, gözlerin seğiriyor." "Görüyor musun? Gözlerime bak, bir şey görüyor musun? Hiçbir şey yok değil mi, orada hiçbir şey yok." Öncelikle filmi izlemek ızdıraplıydı, çok sinirlendim. Haksızlığa uğramak kadar çaresiz hissettiren başka hiçbir şey yok. Toplum tarafından organize…devamı"Yalan söylediğini anlayabiliyorum, gözlerin seğiriyor."
"Görüyor musun? Gözlerime bak, bir şey görüyor musun? Hiçbir şey yok değil mi, orada hiçbir şey yok."
Öncelikle filmi izlemek ızdıraplıydı, çok sinirlendim. Haksızlığa uğramak kadar çaresiz hissettiren başka hiçbir şey yok. Toplum tarafından organize bir şekilde linçlenmeyi, masum olduğunu bildiğin halde herkesin sana karşı durmasının hissiyatını güzel işlemişler; bunu hissettim. Kötü muamele gördüğü sahnelerde ekrandan içeri dalıp Lucas'ı kanatlarımın altına almak, onun yerine konuşmak, hatta onu savunmak istedim.
Klara'nın konuşturulmaya çalışıldığı sahne tepemi attırdı; kızı resmen sıkıştırdılar ve ağzından laf alamayınca baş sallamayla yetindiler. Pedagog falan değilim ama o adamın yetkili biri olduğunu sanmıyorum. Sonrasında olanlar daha çok canımı sıktı. Çocuk kendini ifade etmeye çalıştıkça dinlemeyip sorgusuz sualsiz adamın hayatının içine ettiler.
Ben Klara'ya da sinir olamadım. (Yine de Briony ile Klara arasında bir akrabalık var mı? Araştırma talep ediyorum.) Her şey için onu suçlamak daha kolay olurdu ama dört yaşındaki çocuğa uygunsuz fotoğrafları gösteren abisi ve yargısız sualsiz infaz yapan eşi dostu dışında burada suçlu yok. "Çoçuklar yalan söylemez" lafı kadar da saçma bir şey duymadım. Herkes dönüp kendi çocukluğuna baksa, bir kişi de çıkıp "Ben hiç doğrudan şaşmadım," diyemez. Şahsen ben çocukken daha fazla yalan söylerdim; çünkü o yaşta, söylediği şeylerin nelere yol açabileceğini bilecek bir farkındalık olmuyor.
Son sahne; mahkeme tarafından aklansa bile insanların vicdanında hiç bir zaman aklanamayacağını, üzerine yapışan bu iftiranın ve lekenin hep peşinden geleceğini gösteren son derece etkili bir sahne olmuş. Beğendim.
Filmi de zaten genel olarak beğendim, izlediğime pişman etmedi ama bir taraftan da beklentilerimin altında kaldı. Bu platformda filmle ilgili çok güzel övgüler okudum, buradan görüp izleme listeme ekledim. Genellikle gördüğüm puanların hepsi de heveslendiriciydi. Daha fazla gerilim ve çaresiz hissetmeyi beklemiştim; karakterin kendini aklamaya çalışmasını görmek isterdim, haraketkeri pasif kaldı.
Ayrıca o köpekten ne istediniz? O suçlu da siz mi masumsunuz, allahsızlar😡
– 𝘞𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶 ? – 𝘐'𝘮 𝘢 𝘴𝘱𝘢𝘳𝘳𝘰𝘸, 𝘴𝘩𝘦'𝘴 𝘢 𝘥𝘰𝘷𝘦- – 𝘕𝘰, 𝘐 𝘴𝘢𝘪𝘥 𝘸𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶? – 𝘐'𝘮 𝘢 𝘳𝘢𝘷𝘦𝘯.. Wes Anderson'ın daha önce iki filmini izledim. İkiside en popüler, en…devamı– 𝘞𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶 ?
– 𝘐'𝘮 𝘢 𝘴𝘱𝘢𝘳𝘳𝘰𝘸, 𝘴𝘩𝘦'𝘴 𝘢 𝘥𝘰𝘷𝘦-
– 𝘕𝘰, 𝘐 𝘴𝘢𝘪𝘥 𝘸𝘩𝘢𝘵 𝘬𝘪𝘯𝘥 𝘰𝘧 𝘣𝘪𝘳𝘥 𝘢𝘳𝘦 𝘺𝘰𝘶?
– 𝘐'𝘮 𝘢 𝘳𝘢𝘷𝘦𝘯..
Wes Anderson'ın daha önce iki filmini izledim. İkiside en popüler, en yüksek puanlı filmleriydi. İkisini de çok sevip favorilerim arasına almama rağmen, geri kalan filmlere karşı bir önyargım var; niyeyse beğenmeyeceğimi düşünüyorum. Bunu da ortalama buldum; beğendiğim sahneler vardı ama biraz ilerlemeye başlasa hemen tıkanıyordu, akıcı değildi. İyi ki yönetmenin kendine has bir tarzı varda renkler, göz doyuran sahneler ve perspektif derken bir şekilde izlettiriyor. Yoksa yok.
Bu şovu izlemek bana sadece Elizabet, Jane ya da Mary olmadığımı fark ettirdi (Lydia olmadığımın zaten farkındaydım). Ben aslında hepsiyim. Diziyi izlerken Mary ile birçok ortak noktamız olduğunu fark ettim ama aynı zamanda Jane'in karakteri ile benim yengeç burcu kişiliğim…devamıBu şovu izlemek bana sadece Elizabet, Jane ya da Mary olmadığımı fark ettirdi (Lydia olmadığımın zaten farkındaydım). Ben aslında hepsiyim. Diziyi izlerken Mary ile birçok ortak noktamız olduğunu fark ettim ama aynı zamanda Jane'in karakteri ile benim yengeç burcu kişiliğim de örtüşüyor; fakat kendimi tamamıyla onun yerine de koyamam. Elizabeth ile olan benzerliklerim de yabana atılamaz ama onun kadar dışa dönük ve özgüvenli olamam. Hepsinden bşr tutam serpersek ben ortaya çıkıyorum.
Gurur ve Önyargı'yı çok seviyorum ve hikâyeye hangi taraftan bakacak olsak benim için daha da derinleşiyor. Odağım şimdi de yeni çıkacak olan uyarlamasında.
Miras oğullara kalır, kanser ize kızlara... Bitmesine yirmi dakika kala öyle bir ağlamaya başladım ki son dakikakar bulanıktı hiçbir şeyi göremedim. Bazı anları geri sarıp baştan izledim. En son Babam ve Oğlum'da bu kadar ağlamıştım. Tayland ile bu kadar ortak…devamıMiras oğullara kalır, kanser ize kızlara...
Bitmesine yirmi dakika kala öyle bir ağlamaya başladım ki son dakikakar bulanıktı hiçbir şeyi göremedim. Bazı anları geri sarıp baştan izledim. En son Babam ve Oğlum'da bu kadar ağlamıştım. Tayland ile bu kadar ortak kültüre sahip olduğumuzu da bilmiyordum, aile dinamikleri bize benziyor. Borç içinde yüzen hayırsız ama kardeşlerinden daha çok sevilen dayıyı bile eksik etmemişler. Arada böyle beni yerden yere vuracağını emin olduğum bir film açıyorum, iki ay falan dramdan uzak duruyorum. Şimdi bunu atlatabilmek için en az beş romcom izlemem gerekiyor.