Zamanın Rengi Siyah saçlarla geldik bu dünyaya… Gençliğin, tazeliğin, bilinmezliğin rengiydi saçlarımız. Elimizde tertemiz, bembeyaz bir defter vardı. Henüz hiçbir satır yazılmamıştı; ne pişmanlık vardı içinde, ne umut dolu hayallerin gerçekleşmemiş hüzünleri. Yıllar aktı… Her sabah biraz daha eksildi siyahlar…devamıZamanın Rengi
Siyah saçlarla geldik bu dünyaya… Gençliğin, tazeliğin, bilinmezliğin rengiydi saçlarımız. Elimizde tertemiz, bembeyaz bir defter vardı. Henüz hiçbir satır yazılmamıştı; ne pişmanlık vardı içinde, ne umut dolu hayallerin gerçekleşmemiş hüzünleri.
Yıllar aktı… Her sabah biraz daha eksildi siyahlar saçımızdan, her akşam biraz daha doldu o beyaz defter. Birine yardım ettik, birini kırdık. Sevdik, özledik, bekledik… Gözyaşlarıyla ıslanmış sayfalar da oldu, kahkahalarla silinmiş dertler de. Her iz bir renge dönüştü, her renk karardı zamanla. Ve biz, siyah saçlarımızdan beyaza geçerken, tertemiz defterimizi siyaha boyadık yaşadıklarımızla.
Şimdi geriye dönüp baktığımızda anlıyoruz: Zaman beyazı soldurmaz, biz yazdıkça karartıyoruz onu. Ve belki de mesele, defteri simsiyah yapmamak değil; o siyahlıkların içinde parlayan birkaç beyaz satır bırakabilmek.