Çok konuşmayı, "çok bilmek" zannetme gafletine düşmeyin, eğer düştüyseniz de lütfen yanımdan uzaklaşın ya ben kırmamak için dinlemekten yoruldum. Lütfen gidin!
"Her şey zıddı ile kaimdir" sözü tüm hayatın özeti gibi geliyor bana. Gündüzün değerini bilmek için o zifiri karanlığı tatmak, doymanın tadına varmak için o açlığı hissetmek gerekiyor. Huzur da tam böyle bir şey. Sanki hep varmış gibi davrandığımızda şeffaflaşıyor,…devamı"Her şey zıddı ile kaimdir" sözü tüm hayatın özeti gibi geliyor bana. Gündüzün değerini bilmek için o zifiri karanlığı tatmak, doymanın tadına varmak için o açlığı hissetmek gerekiyor.
Huzur da tam böyle bir şey. Sanki hep varmış gibi davrandığımızda şeffaflaşıyor, görünmez oluyor. Ama bazen çevresel faktörler yüzünden, bazen de aslında ortada elle tutulur bir sebep yokken ansızın gelen o ruhsal sıkıntılar göğsümüze bir taş gibi oturduğunda anlıyoruz huzurun ne büyük bir lüks olduğunu. Çünkü huzur sadece "dertlerin yokluğu" değil, etrafımızda kopan fırtınaların arasında sığınabildiğimiz bir liman, deliksiz uyunabilen bi uyku benim için. İnsan o limandan uzaklaşıp dalgalarla boğuşmaya başlayınca, gece uykularından olunca "Meğer önceden ne kadar hafifmişim ya" diyor.
Kendi adıma konuşacak olursam, sahip olduğum huzurun farkına varıp şükrünü edebilmek de huzurumu ikiye katlıyor. Bunu da öyle anlardan birinde yazıyorum işte (şey sütlü tatlı hazırlarken yazdım).
Velhasıl arkadaşlar arada bir huzurumuzun kaçması, tadımızın tuzumuzun bozulması aslında bir uyarı mekanizması. Yani bazen o içsel fırtınalar, bize elimizdeki sakinliğin ne kadar büyük bir hazine olduğunu hatırlatmak için uğruyor diye düşünüyor ve hamd ediyorum