"Düşünceler, büyük bir baş dönmesi gibi ardımda doğuyor, başımın arkasında doğduklarını hissediyorum... Karşı durmazsam, önüme geçiyorlar, gözlerimin arasına geliyorlar. Çoğu kere karşı koyamıyorum, düşünce büyüdükçe büyüyor ve birden sınırsızlaşarak, tepeden tırnağa dolduruyor beni."
"O anda farkına vardım ki, benim içimdeki boşluk hiç de hava dolu olduğu için değildi. Benim içimdeki boşluk su geçirmez de değildi, hava boşluğu da. Bir mıknatıs gibi bir boşluktu, kırılgan ve mutsuz bir boşluktu. Asla edinmek istemediğim tüm düşünceleri…devamı"O anda farkına vardım ki, benim içimdeki boşluk hiç de hava dolu olduğu için değildi. Benim içimdeki boşluk su geçirmez de değildi, hava boşluğu da. Bir mıknatıs gibi bir boşluktu, kırılgan ve mutsuz bir boşluktu. Asla edinmek istemediğim tüm düşünceleri içime çeken bir boşluktu. O düşünceler karşısında kendimi dehşetli yalnız, dehşetli korunmasız hissediyordum."
"Bir şey dinliyordum. The Kings'in 'Waterloo Sunset' şarkısı. Ama şarkının ne olduğunun önemi yok aslında. Ve olay da bu. Şarkıyı dinliyordum ve hangi albümde olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. Sonra da albümün hangi sene çıktığını, sonra o sene hangi albümlerin çıktığını. Ve…devamı"Bir şey dinliyordum. The Kings'in 'Waterloo Sunset' şarkısı. Ama şarkının ne olduğunun önemi yok aslında. Ve olay da bu. Şarkıyı dinliyordum ve hangi albümde olduğunu hatırlamaya çalışıyordum. Sonra da albümün hangi sene çıktığını, sonra o sene hangi albümlerin çıktığını. Ve sonra şarkıya dikkatimi vermediğimi fark ettim. Önemi olmayan diğer küçük, saçma şeylerle o kadar meşguldüm ki. Ve bütün bunların hiçbirini bilmeseydim o zaman belki de gerçekten müzik dinleyebilirdim."
"Günümüzde on dakika, geçmişte bir dakika." "-Bunu nasıl aştın? -Hatırlıyorum da annem öldükten hemen sonra yıl sonu gezisine gitmiştim. Oradayken zaman sanki durmuş gibi hissetmiştim. Onu düşünmeden edemiyordum. İyi anılarım, beni üzüyordu ve kötü anılarım daha da üzüyordu. İnsanlar zamanla…devamı"Günümüzde on dakika, geçmişte bir dakika."
"-Bunu nasıl aştın?
-Hatırlıyorum da annem öldükten hemen sonra yıl sonu gezisine gitmiştim. Oradayken zaman sanki durmuş gibi hissetmiştim. Onu düşünmeden edemiyordum. İyi anılarım, beni üzüyordu ve kötü anılarım daha da üzüyordu. İnsanlar zamanla geçeceğini söylüyordu. Dayanmamı söylüyordu. Ama aylar geçmişti ve sonunda fark ettim ki zamanın geçmesine izin vermiyormuşum. Sonra onu düşünmeye başladım. Sabahleyin beni uyandırışını ve ellerinin sigara kokuşunu falan düşünürdüm. Veya beni kızdırmak için şarkı söylerdi çünkü nefret ettiğimi bilirdi. Ama her gün onu bir dakika daha az düşünürdüm. Böylece bir dakika daha az kederlenirdim."
"Pek çok şey eskisi gibi, pek çok şeyse bambaşka." "Bunları yazdığım masanın üzerindeki bir zarfta gözlüklerin için alınmış iki adet mercek var, yepyeni, doğrudan gözlükçüden gelmiş. Hatırlıyor musun? Gözlük camlarının alt yarıları biraz yıpranmıştı, o yüzden yenilerini ısmarlasak mı, demiştin.…devamı"Pek çok şey eskisi gibi, pek çok şeyse bambaşka."
"Bunları yazdığım masanın üzerindeki bir zarfta gözlüklerin için alınmış iki adet mercek var, yepyeni, doğrudan gözlükçüden gelmiş. Hatırlıyor musun? Gözlük camlarının alt yarıları biraz yıpranmıştı, o yüzden yenilerini ısmarlasak mı, demiştin. Ben de eski reçetenden sipariş ettim onları, on gün sonra teslim edilmek üzere. Onları almaya gittiğimde, örtük gözkapaklarını son kez öpmüştüm."
"Gözlerimi yumup senin tekrarlarını, kendini zapt edişlerini, kırk yıllık mücadele, araştırma, kayboluş ve yarım yamalak cevapların, kırk yılın tek bir edime dönüşmesini görüyorum."
"Şimdi oradan geçerken çoğu zaman ikimizi o bankta oturmuş, sanki sonsuza dek bacaklarımızı sallarken görüyorum."
"Nerdesin, annem? Ölülerin asıl mekânının hiçbir yer olduğunu söylemişti birisi. Ama bu ne demek oluyor? Bizim hayatlarımızda bunun karşılığı yok. Hiçbir yerin neresi olduğunu bilmiyoruz biz."
"Birbirimize olan sevgimiz gibi anne, hayatın hiç son bulmayacağı bir yerde."