Orta sona gidiyorum, sinema sevdasının başladığı yıllar. Her hafta Balgattan Kızılaya yürüyüp filme giriyoruz. O zamanlar marvel filmleri, çocuk filmleri falan sinemayı işgal etmemiş. Sürekli dehşet filmler var. Gittik yine sinemaya iki tane film var. Birisi Meltem cumbulun karışık pizza…devamıOrta sona gidiyorum, sinema sevdasının başladığı yıllar. Her hafta Balgattan Kızılaya yürüyüp filme giriyoruz. O zamanlar marvel filmleri, çocuk filmleri falan sinemayı işgal etmemiş. Sürekli dehşet filmler var. Gittik yine sinemaya iki tane film var. Birisi Meltem cumbulun karışık pizza filmi, biri de şeytanın avukatı. Arkadaş illa karışık pizza diyor, meltem cumbul soyunmuş diyorlar diyor. Bense bunu istiyorum. Arkadaşı kandırdım "bak olum direk +18 bu film, şeytan var, yanacak buralar, senin si.tiri boktan filmini napalım" neyse bileti aldık, sanki 18 yaşından büyükmüşüz gibi, bişey olmamış gibi dalıyoruz salona, yer gösterici eleman çevirdi, hoop dedi, olmaz, yaşınız küçük. Hayır onsekikiz diyemiyoruz. Lanet olsun, yaş 14-15 ama 18 değil 11 gösteriyoruz:) neyse çaresiz karışık pizza izledik. Film iyi değildi. Cumbul denen karı da soyunmadı zaten. O sinirle tekrar bilet alıp, yer gösterici elemanı köşeye sıkıştırıp hem kızdık hem donumuza kadar rüşvet verdik. Girdik şeytanın avukatına.
Salondan bir çıktık. Far görmüş tavşan gibi, gözler dehşet. Arkadaşa film nasıldı, dedim. - "Ben korkmadım. Arada bir korkutmaya çalıştı işte" dedi. Tabii, biz korku filmi diye girdik, öyle sanıyoruz. - "Bişey anlamadım ama iyi filmdi, kadın iyi soyundu"dedi. O dönem İnternet, sosyal medya, akıllı telefon, netflix vs olmadığı için, meme öyle her dakka görülebilen bişey değildi :) Gerçekten birçok şeyi anlamadık ama çok etkilendik, güzelinden meme de gördük. Zaten filmdeki kadın da diyor, çok güzel, doğal değil ama doğal gibi, dokunabilirsin, hadi çekinme, nasıl çok güzel değil mi? (dokunuyor) - evet güzelmiş.
Sonra cdsi çıktı alıp izledim. Sonra tvde çıktı. Neler neler anlatıyor, iyice anladık.
Azimli genç savcı Kevin, girdiği hiçbir davayı kaybetmiyor. Şeytan onu uzaktan izliyor. Bekliyor, daha da çok kibirlenmesini bekliyor. Savcı birazcık lükse meraklı. Ve şeytan, nezaket göstererek avuçlarını açıyor, onu almak için. Güçlü ama gösterişsiz yapmak, Adeta bir öğretmen gibi nakış nakış onu işlemek, kendisi gibi hissetmesi, bizzat şeytanın kendisi olması için, almak istiyor onu.
" - Bu bizim sırrımız adamı nezaketle öldürürüz:) ya sizin sırrınız nedir?
- bilemem :)"... Bir süre sonra sırrını açıklıyor. Şeytanın nasıl hoşuna gidiyor. Tam kendisi gibi bir sır :)
Kevin'dan, aramızda kalsın der gibi bir laf,
şeytan - dudaklarım mühürlüdür.
Milton’ın Kevin üzerinde uyguladığı eğitimin örnekleri çok fazla… Her sahneyi analiz etmek yazıyı çok fazla uzatır. Adeta babası gibi, belki de babasıdır. :)
Milenyum sonrası dünyaya şekil verecek bütün kodamanlar Şeytanın Avukatında. Büyük iş adamları, siyasiler, gizli örgüt sahipleri...Yani Kevinin annesi tabiki haklıydı, bütün şeytanlar New York'ta demişti ona:) ve şeytanın bu avukatlık şirketi bu insanların geleceğe bakışını yansıtıyor. Ve şimdi dünya aynen böyle, şeytanın avukatları ve onların dünyaya şekil veren kodamanları..." Zuhruf, 37. Ayet: Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar. Onlar ise doğru yolda olduklarını sanırlar"
Evet, internette, platformlarda gördüğümüz sapıklıklar, şimdiki eğitim, sağlık, teknolojik, ekonomik (Yatırım işleri tamamen kumar ve faize döndü), özellikle Müslüman ülkelerde ki katliamlar, Tvde izletilen şeyler, moda, özellikle kızlarımıza giydirilen şeyler, herşey, dünyaya yön verenlerin ürünü. Bunlar ise doğru yolda olduklarını sanıyorlar, ayetin de bahsettiği gibi.
Film, aynı zamanda dinlerin Şeytan’a yönelik duruşlarını da sorguluyor. "Ve esenlik veren tanrı, çok geçmeden şeytanı ezecek. Evet tanrı onu ayaklarınızın altında ezecek"
Dinlerin şeytan için söylediklerine karşı, Şeytanın kendisini nasıl savunduğunu da izliyoruz.
Şeytan’ın savunacak çok şeyi var. Günah işleme ve ibadet etmeme potansiyeli çok yüksek olan insan için silindi neticede. Mağdur edebiyatına müsait. Çevresindeki kodamanlara hem bunu anlatıyor hem de koskoca Allah'a karşı geldiğini, kendini nasıl savunduğunu anlatıyor. Bir de vaatler verdi mi, kandırmak ve yönetmek çok kolay.
Şeytan belli bir süreye dünyaya istediği şekli vermeye çalışacaktır. Peki Allah neden müdahale etmiyor, şeytanın bu oluşturduğu sisteme? Cevap basit ona bu süreyi veren Allah zaten.
Sad Suresi, 79-82. ayet:
Dedi ki: "Rabbim, öyleyse onların dirilecekleri güne kadar bana süre tanı."
Dedi ki: "O halde, süre tanınanlardansın."
"Bilinen vaktin gününe kadar."
Dedi ki: "Senin izzetin adına andolsun, ben, onların tümünü mutlaka azdırıp-kışkırtacağım."
Şeytanın insanları kandırdığını anlattığı gibi, öte yandan, şeytan ve insan arasında geçmesi muhtemel bir hesaplaşmayı da çok güzel bir kurguyla aktarıyor.
Şeytan’ın Avukatı, oyunculuk ve senaryo açısından ulaşılması zor bir zirve...