Eski aşkları da analiz ederek, "acaba nasıl bir tip arıyorum? ya da nerelerde hata yaptım? En çok kimi sevdim? Aslında bir ilk beşim var ama tekrardan bir konuya derinlemesine gireyim, Laura sen beni bırakıyorsun ama değil ilk beşime ilk ona…devamıEski aşkları da analiz ederek, "acaba nasıl bir tip arıyorum? ya da nerelerde hata yaptım? En çok kimi sevdim? Aslında bir ilk beşim var ama tekrardan bir konuya derinlemesine gireyim, Laura sen beni bırakıyorsun ama değil ilk beşime ilk ona bile giremiyorsun." kısaca bu monologlarla başlıyor filme ana karakter.( özet geçtim ama çok daha tatlı bir senaryo) ve yan karakterlerinde mükemmelliği ile (özellikle Jack Black harikaydı, bayıldım.) karşımıza harika bir romantik komedi çıkıyor.
Ve bu filmi çift olarak izlerken, izlemekle kalmıyor size de tatlı bir şekilde münazara yapma imkanı veriyor.
Mesela eskiden beğendiği olağanüstü biriyle yıllar sonra tekrar buluşup analiz etme fikri harikaydı.
İzlediğim en iyi aşk filmlerinde ilk beşe girer. Hatta ilk üçe. O kadar dolu bir senaryo. Aşkı, boş beleş sahnelerle üstünkörü değil, yüksek hassasiyetle ele alıyoruz.
"sensizliğin acısını sen nerden bileceksin, sen hiç sensiz kalmadın ki, mevsimleri saymadın ki." İlhan İrem
Ne kadar fazla şey anlatıyor öyle. Tekrar bakınca ne çok şey gördük. Oysa Yavuz Turgul dedi mi yüzde tebessüm, gözlerde yaş, yeterdi bize. Maddi, manevi çıkarcılık. İki insanın birbirinden, özellikle manevi çıkarı. Aşık ettiğinin farkında değil mi şimdi? İşine geldiği…devamıNe kadar fazla şey anlatıyor öyle. Tekrar bakınca ne çok şey gördük. Oysa Yavuz Turgul dedi mi yüzde tebessüm, gözlerde yaş, yeterdi bize.
Maddi, manevi çıkarcılık. İki insanın birbirinden, özellikle manevi çıkarı.
Aşık ettiğinin farkında değil mi şimdi? İşine geldiği için farkında değilmiş gibi davranıyor sanki. "Bana sahip çıkan bir abi." gözüyle bakıyor, kendi çocuğuna bile sahip çıkamayan abiye. Abi de gönlü hoş eylemenin de derdinde.
Halbuki o kadar güzel kaşınır, sen de kaşırsın tatlı tatlı ama yaraya dönüşür o gönüldeki kaşıntı. Fark edemezsin.
Abinin çocuğu da ev işini halletmenin derdinde.
Maddiyatçılık günümüzdeki hali... Diğer çocuğa döndüğünde kamera, maddiyattan masumiyete dönüş gibi.
Yabancılaşma, yozlaşma, şehirde, ailede herryerde anlatılmış. Babasını eve samimiyetsiz çağırışı, torunun, ayda yılda bir gördüğü dedesi yanında telefonla oynaması, insanların başkalarına karşı kayıtsız kalması, pavyoncunun tavrı, bu tavrın bilerek farklı algılanışı.
Tutku var mesela. Hastalık derecesinde işlenmiş Halil'de. Hani özünde iyi adam dersin. Bu özünde değil gerçekte de öyle. Ama tutku ne öz bırakmış ne başka bir şey.
İdealizm var filmde, kendisini ya da ailesini feda etmek hiç problem değil. İdealizm herşeydir. O kadar ki, "bi daha gelsem dünyaya yine aynı yolları yürürüm" dedirtecek kadar herşey.
Şefkat, saf sevgi, menfaatlli sevgi, hastalıklı sevgi, açlık var filmde açlık.
Sen gençliğinde Tosun Paşanın senaryosunu yaz, orta yaşta Çiçek Abbas, Muhsin Bey, Eşkiya, biraz yaşlanınca Gönül Yarası. Sadece Messi değil bu adam da uzaylı kesin. Kesin uzaylı.
"BİR ADIN KALMALI…
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam
dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç"
Herkes adalet üzerine konuşur, özellikle ülkemizde. Ama şişenin ucu bizi gösterdiğinde nasıl bir psikoloji ve düşünce tarzı hakim? Biraz bunun üzerine suç ve ceza tarzı bir hikaye. Adalet mekanizmasını çalıştırmak ve de keyfiyet arasında gerçekten de ince bir çizgi varmış.…devamıHerkes adalet üzerine konuşur, özellikle ülkemizde. Ama şişenin ucu bizi gösterdiğinde nasıl bir psikoloji ve düşünce tarzı hakim? Biraz bunun üzerine suç ve ceza tarzı bir hikaye. Adalet mekanizmasını çalıştırmak ve de keyfiyet arasında gerçekten de ince bir çizgi varmış.
İçinde yine entelektüel muhabbetlerin olduğu (bu sefer daha çok psikoloji üzerine) ama gayet saran bir Woody Allen senaryosu.
Oyuncu seçimi, birçok filmine göre çok iyi. Genel anlamda akıcı, merak uyandırıcı ve ezber bozan bir film.
Woody Allen filmlerinin özellikle bazılarının mutlaka izlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Midnight in Paris, Match Point, Annie Hall, Blue Jasmine, Whatever Works, başlangıç seviyesi için ideal filmler.
"Sanırım kurabiyeler böyle dağılıyor" Evet öyle dağılıyor. Herşeyi bilecek kadar zeki ama hiçbir şey yapamayacak kadar aptal. Çoğu kadının tanımı gibi sanki. Ben böyle diyorum. Başkaları da buna "duygusallık" diyor. Günümüzdeki aşk filmlerinin aksine içinde hiç aşk sahnesi olmayan hatta…devamı"Sanırım kurabiyeler böyle dağılıyor"
Evet öyle dağılıyor.
Herşeyi bilecek kadar zeki ama hiçbir şey yapamayacak kadar aptal. Çoğu kadının tanımı gibi sanki. Ben böyle diyorum. Başkaları da buna "duygusallık" diyor.
Günümüzdeki aşk filmlerinin aksine içinde hiç aşk sahnesi olmayan hatta aşk bile işlemeyen bir aşk filmi.
Ama nasıl oluyorsa en iyi aşk filmlerinden biri. İyi korku filmlerinin olayı gibi. Bizi en çok korkutan şey aslında gözümüzün görmediği oluyor genelde. Jaws filmi mesela: köpekbalığı maketinde yaşanan sıkıntı sebebiyle bir çok sahnede sadece kuyruk göstermek zorunda kaldık diyor Spilberg. Sadece müzik ve kuyrukla gelen korku, sinemalarda eşi benzeri görülmemiş kuyruklara yol açmış. Şaştık kaldık diyor.
Kimseyi incitmeyen bir adamın hikayesi aslında bu film. Baştan sona öyle. Böyle naif adamların, böyle naif filmleri nadir oluyor. Özellikle iyi yapılmışsa ki sadece hikaye değil sinemanın tüm öğeleri güçlü. İzlemek lazım mutlaka.
"Şu an burada konuşuyor olsakta aslında akıl almaz hızla birbirimizden uzaklaşıyoruz" "Umumi tuvaletlere otomatik sifon yerleştirdiler, niye? Çünkü insanlar sifon çekme konusunda bile güvenilmez." Her saniye, insanlara ve yanındakilere zekice, güldürerek, ukalalığını da vurgulayarak hakaretler etmesi iyi hissettirdi. İyi hissetmeyen…devamı"Şu an burada konuşuyor olsakta aslında akıl almaz hızla birbirimizden uzaklaşıyoruz"
"Umumi tuvaletlere otomatik sifon yerleştirdiler, niye? Çünkü insanlar sifon çekme konusunda bile güvenilmez."
Her saniye, insanlara ve yanındakilere zekice, güldürerek, ukalalığını da vurgulayarak hakaretler etmesi iyi hissettirdi. İyi hissetmeyen de gitsin ayak masajı yaptırsın dedi bu abim.
" Beni anlamanı beklemiyorum" dedi Melody.
Bizim entel züppede dedi ki "eğer kuantum fiziğini anlayabiliyorsam, düşük zekalı bir sopa çeviricisinin düşünce tarzını da anlarım."
Öyle herşeyle dalga geçiyor ki tam bir megaloman. Narsisti de geçiyorsun az ilerde köşede filan bu adam. Sheldon Cooper'in yaşlılık hali.
Ve tabi ki bu karaktere bu diyalogları yazan da Woody Allen. Kesinlikle en komik en zeki diyaloglara sahip filmi.
"görüyorsunuz bütün resmi gören tek kişi benim. İşte deha olmak böyle bir şey"
Melodinin annesi : Newyork'tayız. Hadi eğlenmek için bir yerlere gidelim.
Melody : Boris, eğlenmek için nereye gidebiliriz?
Boris :Soykırım Müzesine ne dersiniz.
Konu olarak mezhebi epey geniş. Kimse konusunu beğenmez ama aslında konu işin dalgası. Asıl olay mükemmel senaryo.
Borise sorarlar:senin bu kızla ne işin var?
Boris: ben çok zeki ve kültürlüyüm, bu kızda genç, güzel ve aptal. Bundan ala çift mi olur.
Amfi tıka basa doludur, kardeşinin düğününden girer, mitlerden devam eder, günümüz tüketim toplumunda aşkın nasıl sunulduğundan çıkar. Ama sonuç yine aynıdır aslında. Bakımlı ve fit olmak candır. Ezberin dışına çıkan bir romantik komedi. Üniversite hocalarının aşkını anlatıyor. Amfili, dersli sahneler.…devamıAmfi tıka basa doludur, kardeşinin düğününden girer, mitlerden devam eder, günümüz tüketim toplumunda aşkın nasıl sunulduğundan çıkar. Ama sonuç yine aynıdır aslında. Bakımlı ve fit olmak candır.
Ezberin dışına çıkan bir romantik komedi. Üniversite hocalarının aşkını anlatıyor. Amfili, dersli sahneler. Ayrıca hem kadın hem erkek, her iki cinse de güzel dersler vererek ilerliyor. Sonlara doğru en güzel dersler erkeklere tabi.
Barbra Streisand, hikaye sahibi. Aynı zamanda yönetmiş ve harika oynamış. Kadında herşey var. Yazar, besteci, şarkıcı, senarist, oyuncu. Şimdi baktım 83 yaşına gelmiş, vay...
Türü sevenelerin izlemesi gereken bir film. Çift olarak izlemek olumlu açıdan bakış açısı kazandırabilir.
Ailesini de beraberinde oynatan Sandler, "izlemeseniz de olur" ya da "izlemeseniz daha iyi olur." devam filmiyle dönüyor. Hatta 30 yıl önce yapılan espirilerle beraber. Aynı esprileri tekrar hatırlattığı gibi, yeni esprileri de film içinde birden fazla kez tekrar ediyor. Hatta…devamıAilesini de beraberinde oynatan Sandler, "izlemeseniz de olur" ya da "izlemeseniz daha iyi olur." devam filmiyle dönüyor. Hatta 30 yıl önce yapılan espirilerle beraber. Aynı esprileri tekrar hatırlattığı gibi, yeni esprileri de film içinde birden fazla kez tekrar ediyor. Hatta bazılarını on kez.
Tür olarak sadece komedi demek iyimser kalıyor. Depresif - gayriciddi komedi tabirine uyuyor.
Sonuç olarak Happy Gilmore bu kez pek fazla mutlu edemiyor. En azından beni.
Ve konu olarak da karakterlerin yıllar içindeki düştüğü durumlar da yine memnun etmiyor.
Çoğu ergen, kocasının cinsel ilgisizliğine ve üzmesine maruz kalan, hafif acılı güzel bir kadını arzular. Hele birde güzelden fazlası ise ki sanırım göğüsler silikonla desteklenmiş ve bir an önce görücüye çıkmak istemişse... Evet dizide sadece Meryem değil, Meryem ve göğüsleri…devamıÇoğu ergen, kocasının cinsel ilgisizliğine ve üzmesine maruz kalan, hafif acılı güzel bir kadını arzular. Hele birde güzelden fazlası ise ki sanırım göğüsler silikonla desteklenmiş ve bir an önce görücüye çıkmak istemişse... Evet dizide sadece Meryem değil, Meryem ve göğüsleri başrolde. Hele bir sahnede 4-5 dk civarı üstsüzdü. Tezgahta dizili portakallar gibi. Türkçe hala aynı, sülüman sülüman.
Dizi tamda ergenleri tatmin etmek için adeta.
Buralara RTÜK uğramıyor ya, seyrimeyrem.
Senaryoya gelecek olursak; bomboş ve ilgi çekici birşey barındırmıyor, Meryem ergene, ergen ergene, kocası aşçıya, aşçı bahçıvana gibi klasik tren olayı.
Sonu da tren genişliğinde bir fiyasko. Zaten diziyi Disneye falan göstermişler, bak hem çıplaklık hem sevişme demişler, tren demişler ama Gain dışında alan olmamış.
Alltaki diyalog spolier içerir, isteyen okusun. Aslında herkes de okuyabilir, bir önemi yok. -Sarhoştuk.
- Sen sarhoştun, ben aşıktım. Madem annen yaşında kadına aşıktın, niye s.kiyosun lan beni.
- Niye biliyor musun, geçsin, bitsin, canım acımasın istedim.
Hadi lan ordan:) gerçi çocuğa kızmadım. Kucağında ona doğru kabaran bi açık büfe var. Yaptığı normal. Eski Türk filmi saçmalığı değil ki bu. Ört üstünü bacım diyecek.
Ablam bi de açık kapı iş görüyor. Konteyner gibi bişey kapı sonuna kadar açık. Biri geliyor "aaa yakalandık" yok yaa. Güya yasak ilişki. Seyirlik ilişki bu. Gerçekte karı koca bile bırak dış kapı kilitlemeyi yatak odası bile kilitleniyor.
Bu diziyi yapanlar ne yiyip ne içiyor. Bu dizi genetiği, kültürü, ahlakı bozmak dışında ne iş yapıyor. Çok merak ederim efendim.
"Bizden kaçtıklarını bilsek bile, onları tamamen ama tam olarak anlamadan sevebiliriz." Sevebilse zaten kaçacak bir durumda olmazdı. Evlat da babayı anlamalı. Evlat babaya bakınca o anı görür. Baba evlada bakınca geleceği görür. Baba bi cacık göremediği için de yeterince sevmemiş…devamı"Bizden kaçtıklarını bilsek bile, onları tamamen ama tam olarak anlamadan sevebiliriz."
Sevebilse zaten kaçacak bir durumda olmazdı.
Evlat da babayı anlamalı. Evlat babaya bakınca o anı görür. Baba evlada bakınca geleceği görür. Baba bi cacık göremediği için de yeterince sevmemiş olabilir:) Yoksa fena baba değildi aslında.
Çocuk yerinde durmayan hareketli, heyecanlı bir çocuk. Dönem filmi tabi 1920ler, teknolojik bişey yok. Bulduğu ortamlara dalacak. Şimdiler basit, en fazla yan odaya kaçıyor.
Aile bireylerinin birbirlerini tam olarak anlayamadan birlikte yaşadıkları basit bir hikaye. Acaba ne olacak? Merakından ziyade kardeş, ve aile psikolojilerini değerlendirme, mekan - dönem merakı açısından izlenebilir. Zaten kitap uyarlamasıymış. Film de filmden çok kitaba benziyor. Edebi merakı olanları cezbeder, gerisi sıkılabilir. Ben Brad Pitt olduğu için izledim.
Geçenlerde yine bir kadın doğum yapar yapmaz bebeği çöpe atmış. Allahtan çok geçmeden biri bulmuş da bebek şimdi yoğun bakımdaymış. Şimdi bu filmdeki anneyi anlarım da bu çöpe atanın nasıl bir annelik içgüdüsü var bırak kendi bebeğini nasıl bir insanlığı…devamıGeçenlerde yine bir kadın doğum yapar yapmaz bebeği çöpe atmış. Allahtan çok geçmeden biri bulmuş da bebek şimdi yoğun bakımdaymış. Şimdi bu filmdeki anneyi anlarım da bu çöpe atanın nasıl bir annelik içgüdüsü var bırak kendi bebeğini nasıl bir insanlığı var? Bırak insanı, ya senin bebeği köpek bulsa pamuğa sarar. Neyse sakinim.
Talk to me filmini hatırlarsınız bir elle konuşuluyor, gerilim başlıyor. İşte bu filmin yönetmeni, bu sefer yine geriyor, onda bi sıkıntı yok. Ama rahatsız edici. Karakterleri gerçekçi buldum o ayrı ama "maksat gerilmekse eğer herşeye değer". Bu amaca sonuna kadar hizmet ediyor. Herşeye değer derken sağlam mide hatta sağlam psikoloji gerektiren sahneler efendim.
Ben gerileyimde sahne önemli değil derseniz Sally Hawkins, böyle bişey yapmış, finalle ilgili beklentinizi de biraz düşük tutarak buyrun izleyin efendim bu iğrenç, direk +18lik filmi.