Ay arkadaşlar sıkıcı bulan geçsin, etkinlik gibi herkes en sevdiği kitaptan bir alıntı paylaşsın böylece okumadığımız veya okuduğumuz ama dikkatinizden kaçan birkaç satırı tazelemiş oluruz.
Bir animasyon sever olarak keyifle izledim. Sıkmadı bunaltmadı. Arka planda verilen mesaj tanıdık olduğu için yoğunlaştırıcı göndermeli ve düşündürücü bir durum yoktu. Kung fu panda ile aynı konu üzerinden yola çıkılmış başkahraman bu sever Arthurdu. Civcivler ve Animasyon kalitesi yeterliydi.…devamıBir animasyon sever olarak keyifle izledim. Sıkmadı bunaltmadı. Arka planda verilen mesaj tanıdık olduğu için yoğunlaştırıcı göndermeli ve düşündürücü bir durum yoktu. Kung fu panda ile aynı konu üzerinden yola çıkılmış başkahraman bu sever Arthurdu. Civcivler ve Animasyon kalitesi yeterliydi. Abartısız normal bir animasyon filmiydi. İzlenir, şans verebilirsiniz.
Amir Khan filmleri ve verdiği mesajları seviyorum. Genel olarak filmleri uzun sürüyor ama bu daha bi uzun geldi. Dans yoktu neyse ki o kadar çok güzeldi. Keyifle izledim. Herkesin normali farklıdır, gerçekçi olarak anlatılmıştı. Filmin sonu ya zaten kazanan belli…devamıAmir Khan filmleri ve verdiği mesajları seviyorum. Genel olarak filmleri uzun sürüyor ama bu daha bi uzun geldi. Dans yoktu neyse ki o kadar çok güzeldi. Keyifle izledim. Herkesin normali farklıdır, gerçekçi olarak anlatılmıştı. Filmin sonu ya zaten kazanan belli dediğim anda sonucun süreçten önemli olmadığını bor kez daha hatırlattı. İzleyecek olanlara keyifli seyirler dilerim.
Bilim kurgu filmlerindeki gibi insan beyninin canlı kalmasını sağlayacak kimi sıvılarla dolu bir kavanozda olduğunu ve kablolar aracılığıyla bir bilgisayara bağlandığını hayal edelim. Sabah uyanıp işe gidiyor, yemek yiyor ve hepsinden önemlisi hâlâ bir vücudumuz olduğunu düşünmeye devam ediyoruz. Oysa…devamıBilim kurgu filmlerindeki gibi insan beyninin canlı kalmasını sağlayacak kimi sıvılarla dolu bir kavanozda olduğunu ve kablolar aracılığıyla bir bilgisayara bağlandığını hayal edelim. Sabah uyanıp işe gidiyor, yemek yiyor ve hepsinden önemlisi hâlâ bir vücudumuz olduğunu düşünmeye devam ediyoruz. Oysa kavanoz içindeki bir beyinden başka bir şey değiliz. Bu senaryonun çıkmaz sokağı, beynin onu kavanozda tutanlar tarafından izin verilmediği sürece gerçeği öğrenemeyecek, normal bir hayat sürdürdüğünü düşünmeye devam edecek olması. Kavanozda birer beyin olsaydık algılarımız ve duygularımız aynı olacaktı, yaşadığımızı düşünürken aslında bize sunulan sanal verileri deneyimliyor olacaktık. Peki böylesine radikal bir aldanmaya, bu ölçüde yalan bir dünyada bulunmamız ihtimaline karşı gerçekliğimizi savunma olanağına sahip miyiz? Modern zihinler için gençleştirip yakınlaştırdığımız bu metafor üzerinde akıl yürüten XVII. yüzyıl felsefecisi Descartes, şu çıkarıma varıyor: Eğer kavanoz içinde beyinler olsaydık tüm düşünsel edimimiz bir başkasının kontrolünde iken bu durumu sorgulayamazdık. Yaşantımızın gerçek olup olmadığından şüphe etmek, bunun üzerine düşünebilmek, kavanozda bir beyin olmadığımızın kanıtı. Yani şüphe ediyoruz, düşünüyoruz; öyleyse varız.
.. Bu paragrafı okuduğum da düşündüğüm şey:
İnanmak istediğin her gerçekliği zihninde sen oluşturulmuş oluyorsun. Kırılma noktası da eskisi gibi olmayacağına inandığın metafordan geliyor. Kendine yardım et ve düşünü tekrardan imgele sonra ona bağlan ..
Ben ne izledim. Bu uçuk başladı ve gerçeklik algısını yitik yani bilmiyorum beğenmedim. Ama başladım diye izledim. Öylesine izlersiniz de beklenti yapmayın, bir buçuk saat başka bir şey izlenirdi. Geri alamıyor muyum yaii çok saçma sapan hafızam da izi dahi…devamıBen ne izledim. Bu uçuk başladı ve gerçeklik algısını yitik yani bilmiyorum beğenmedim. Ama başladım diye izledim. Öylesine izlersiniz de beklenti yapmayın, bir buçuk saat başka bir şey izlenirdi. Geri alamıyor muyum yaii çok saçma sapan hafızam da izi dahi kalmasındı.
Uzun bir aradan sonra tekrardan yeni bir animasyon ile geldim. Duygusu gayet güzel işlenmişti. Koyun ve dedektif ne alaka demiştim. Kendi içinde alt mesajı baya vurucu görüyorum. Aidiyet duygusunun sürü olmanın ve kişiliği ile sürüye yön veren şeylerin toplanıp çok…devamıUzun bir aradan sonra tekrardan yeni bir animasyon ile geldim. Duygusu gayet güzel işlenmişti. Koyun ve dedektif ne alaka demiştim. Kendi içinde alt mesajı baya vurucu görüyorum. Aidiyet duygusunun sürü olmanın ve kişiliği ile sürüye yön veren şeylerin toplanıp çok güzel bir şekilde gerçekten sürü olan ve deyimlerimiz klişeleşmiş söylemlerimiz de var Koyun sürü ve çoban ifadelerinin de ironisi yedirilerek çok güzel bir animasyon filmi olmuş. Şans verilmeli George Hardy ve koyunlarına hepsinin bir adı ve o adın anlamı var.
Beni en çok duygulandıran hayır hayır yaii animasyona ağlayamazsın dedirten kısmı kış kuzusuydu. Spoiler vermemek için direkt atlıyorum ama sonunda kış kuzuları mesajı da oldukça güzeldi üzülmüş olmama değdi.
Duygulara dokunan çerezlik gibi gözükse de mesaj içen anlamlı filmlerden olmuş. Keyifli seyirler dilerim.
Kişisel gelişim kitabı genel olarak başarılı nasıl olunur, öğrenilmiş çaresizlik, atalet nasıl yenilir gibi başlıklar ile başarılı nasıl olunur cevabına gitmiş. Kişisel gelişim kitapları okuyan birisi olarak içinde sıkıcı bulduğum sürekli tekrarların olması ben okumuştum burayı hissi veriyor insana gerçekten;…devamıKişisel gelişim kitabı genel olarak başarılı nasıl olunur, öğrenilmiş çaresizlik, atalet nasıl yenilir gibi başlıklar ile başarılı nasıl olunur cevabına gitmiş. Kişisel gelişim kitapları okuyan birisi olarak içinde sıkıcı bulduğum sürekli tekrarların olması ben okumuştum burayı hissi veriyor insana gerçekten; ben başardım sizde başarın motivasyonu bir tek güzeldi haricinde benim okumamı sağlayan birçok alıntı ve psikososyolojik bakış açısıyla kendi tezini güçlendirecek bilgilere yer vermesi hikayeler ile birleştirmesi güzeldi. Bilmediğim kısımları araştırma konusu olarak eklediğim örneğin "beklenti etkisi" gibi okurken bildiklerimi anlattığı yerde altını çizip örneğin "kendini gerçekleştirilen kehanet" yazdığım da oldu.
Bir bölümde cinsiyetçi yaklaşımı beni kitaptan soğuttu. "Başarı insanın yüzüne renk getirir" bölümünde aktardığı bana göre eşitlikten bahsetmek şöyle dursun ayrıştıran başarı durumu vardı. Biz kadınlar olarak başarıyı da kendimiz için "hak ediyoruz" birinin başarılı oluşu için kendimizi ona layık bulmuyoruz. Yazarın bu bilinç ile bu bölümde yazmak istediği kastın bu olmamasını dilerdim. Kadınlar başarılı erkek avcısı değil ve avcılık peşinde değiliz. Kitabı başarı için sonuna kadar okuyanların bu kafada olmadığına inanmak istiyorum.
Tekrar okurmuyum sanmıyorum.
İzleme listemde olmasına rağmen bekletiyordum. Keyifle izleyeceğim film bir olduğunu tahmin etmiştim. Jesse ve Celine nin birbirine tesadüfen tanıdıkları bir fırsatın içine viyana sokaklarında gün doğana kadar geçen bir günü bizimle paylaşıyorlar gibiydi. En son bu etkiyi 303 filminde hissetmiştim.…devamıİzleme listemde olmasına rağmen bekletiyordum. Keyifle izleyeceğim film bir olduğunu tahmin etmiştim. Jesse ve Celine nin birbirine tesadüfen tanıdıkları bir fırsatın içine viyana sokaklarında gün doğana kadar geçen bir günü bizimle paylaşıyorlar gibiydi. En son bu etkiyi 303 filminde hissetmiştim. Bu filmde de konuşmaların insanın kendine dönüşünün ve aynı zamanda paylaşımların ne kadar güçlü olabileceğini bir kez daha düşündürdü, fırsatı olup izlemek isteyenlere keyifli seyirler dilerim.
Unutmadan tavsiyeden tavsiye edilir.
Senarist Andrew Kevin Walker tarafından yazılmı, yönetmenliği ise David Fincher tarafından yapılan 1995 yapımı bir filmdir. Yapımcıların ilgisini çeken filmin sonunun bu şekilde bitmemesini Walker'dan istemişlerdir. Walker istemese de filmin sonunu değiştirmiştir. Fincher senaryo gönderilir fakat gönderilen Walker ın ilk…devamıSenarist Andrew Kevin Walker tarafından yazılmı, yönetmenliği ise David Fincher tarafından yapılan 1995 yapımı bir filmdir.
Yapımcıların ilgisini çeken filmin sonunun bu şekilde bitmemesini Walker'dan istemişlerdir. Walker istemese de filmin sonunu değiştirmiştir. Fincher senaryo gönderilir fakat gönderilen Walker ın ilk yazdığı kendi istediği filmde izlediğimiz sondur. Yapımcılara Fincher filmin sonunu beğendiğini bu şekilde olmazsa yönetmenliğini yapmayacağını söyler ve setler Walker'ın gelip fikir vermesi bile dile getirdiği anlatıyordur.
Filmin konusu yedi ölümcül günahı işleyenleri ölümcül şekilde öldüren bir seri katili bulmaya çalışan iki dedektifi anlatır. Dedektiflerden birinin Morgan Freeman olduğunu gördüğüm an izleme kararı alıp soluksuz heyecanlı ve anlatımda oluşturulan mesaj içeriği çok güzel yedirmişti, filmin sonunda neden bu kadar geç kalmışım keşfetmeye dedim.
İzlememiş olanların iyikisi olacak bir filmdir.
Film konusunu "Leave the world Behınd" aynı isimli bir kitaptan esinlenmiş kitabı merak edip bakarken filmi buldum. Bir şans verdim ama film bitince ilk kitabı mı okusaydım dedim içimden, konusu oldukça ilgi çekici olup işlenememiş bir filmdi. İki saat evet…devamıFilm konusunu "Leave the world Behınd" aynı isimli bir kitaptan esinlenmiş kitabı merak edip bakarken filmi buldum. Bir şans verdim ama film bitince ilk kitabı mı okusaydım dedim içimden, konusu oldukça ilgi çekici olup işlenememiş bir filmdi. İki saat evet tam şuan çarpıcı girişi yapacak dediğim gerilimi pik noktasına çıkarıp bırakmış yönetmen resmen izledim merakıma kurban olup yine izlemiydim izlerdim o konu merakıyla şuan kitabını daha çok merak ediyorum. Kitap umarım bana aynı hissi yaşatmaz.
Filmsiz kalanların film seçeneği olabilir