Suç ve Ceza İnsan ne kadar isterse istesin, unutması olanaksızdır. Her şeyin, geçilmesi tehlikeli olan bir sınırı vardır. Bu sınır bir aşıldı mı artık geriye dönüş yoktur.
Karşılıksız Bir Aşk. Sessizlikte yürüyorsun, gönül kırıklığının, can sıkıntısının acısıyla dolu bir yürek taşıyorsun ve mutluluk olmadan, karşılık gören bir aşk olmadan yaşamanın anlamı ne diye düşünüyorsun. Evlerin pencerelerine bakıyorsun; her evde birileri seviyor, sense yalnızlığının içinde aç ve zavallısın.…devamıKarşılıksız Bir Aşk.
Sessizlikte yürüyorsun, gönül kırıklığının, can sıkıntısının acısıyla dolu bir yürek taşıyorsun ve mutluluk olmadan, karşılık gören bir aşk olmadan yaşamanın anlamı ne diye düşünüyorsun. Evlerin pencerelerine bakıyorsun; her evde birileri seviyor, sense yalnızlığının içinde aç ve zavallısın. Böyle kaç gece geçirdim! Yalnız bir adamın mehtaplı gecelerde gölgesini yerde sürüklemesi ne zordur.
Bu yıl okuduğum kitaplar içinde en beğendiğim kitap oldu. Bu yüzden profilimde durması için birkaç alıntı bırakacağım. ✨Hayatımızda her şey sembollerden oluşuyor. Yaptığımız her şey aslında hakkında biraz bir şeyler söyleyebileceğimiz bir kalıba göre işliyor. Güçlüler kendi kalıplarına göre hareket…devamıBu yıl okuduğum kitaplar içinde en beğendiğim kitap oldu. Bu yüzden profilimde durması için birkaç alıntı bırakacağım.
✨Hayatımızda her şey sembollerden oluşuyor. Yaptığımız her şey aslında hakkında biraz bir şeyler söyleyebileceğimiz bir kalıba göre işliyor. Güçlüler kendi kalıplarına göre hareket edip diğer insanları kontrolleri altına aldıkça, zayıflar da önceden çizilmiş bir yolu izliyorlar.
✨Hem zaten bütün güç, bütün para onlarda. İnsanlara ne isterlerse yaptırıyorlar. Onlar için ölenler, onlar için çalışanlar, onların iktidarda kalmasını sağlayanlar, ödedikleri vergilerle onlara oyuncaklar alanlar, sığınaklarına ve tünellerine saklanmalarını, bütün önemli savaşlarda onların sağ çıkmalarını sağlayanlar var. Eh, işler böyle yürürken de kim bu adamların kaçık olduğunu söyleyebilir ki?
✨Cidden aptal oldukları için koyunları nasıl aşağıladığımı hatırlıyorum. Onları sürekli yerken görüyordum. Sürekli yiyorlar başka hiçbir şey yapmıyor gibiydiler. Köpeklerin tüm bu yün kırpıntılarından daha akıllı olduklarını düşünürdüm. Onları kovalar ve koşturduklarını gördüğümde de gülerdim, saçma sapan durumlarda nasıl tepki verdiklerini izlerdim. Pirzola olmayı kesinlikle hak ettiklerini ya da yün makinelerinin onlar için en iyi şey olduğunu düşünürdüm. Gerçekte koyunların neyi temsil ettiğini nihayet anladığımda yıllar geçmiş ve bu geçen zaman uzun ve yavaş bir süreç olarak hafızamda kalmıştı. Onlar aptallıklarından böyle değillerdi; bizim gücümüz, açgözlülüğümüz ve egolarımız yüzünden böylelerdi.
✨Çocukları gerçek insanlar olarak görmüyorum, çünkü onlar küçük erkekler ya da küçük kadınlar değil, sadece bir gün böyle olması (muhtemelen) beklenen türler. Bilhassa yaşı küçük olanlar toplumun ve anne-babalarının sinsi ve şeytani etkilerine maruz kalmadan evvel cinsiyetsizdirler ve dolayısıyla dört dörtlük sevgi görürler.
Bugüne uygun güzel bir alıntı ✨ Günlerden pazartesi . Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı. Yine İstanbul çirkin, İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil . Başka günlerde köprüsü…devamıBugüne uygun güzel bir alıntı ✨
Günlerden pazartesi . Yine vapurun alt kamarasındayım. Yine hava karlı. Yine İstanbul çirkin, İstanbul mu? İstanbul çirkin şehir. Pis şehir. Hele yağmurlu günlerinde. Başka günler güzel mi, değil; güzel değil . Başka günlerde köprüsü balgamlıdır. Yan sokakları çamurludur, molozludur. Geceleri kusmukludur. Evler güneşe sırtını çevirmiştir. Sokaklar dardır. Esnafı gaddardır. Zengini lakayttır. İnsanlar her yerde böyle. Yaldızlı karyolalarda çift yatanlar bile tek.
Yalnızlık dünyayı doldurmuş. Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey. Burda her şey bir insanı sevmekle bitiyor.
sisler bulvarı'na akşam çökmüştü omuzlarımıza çoktan çökmüştü kesik birer kol gibi yalnızdık dağlarda ateşler yanmıyordu deniz fenerleri sönmüştü birbirimizin gözlerini arıyorduk.
Alıntı* Bilmiyorum," dedi; dili yarı felç olmuş gibiydi. "Hayır. Harika değil. Çirkin bir dünya. Bu dünyaya benzemiyor. Anarres sadece tozdan ve kuru tepelerden oluşuyor. Her şey az, her şey kupkuru, insanlar da güzel değil. Hepsinin koca elleri ve ayakları var,…devamıAlıntı*
Bilmiyorum," dedi; dili yarı felç olmuş gibiydi. "Hayır. Harika değil. Çirkin bir dünya. Bu dünyaya benzemiyor. Anarres sadece tozdan ve kuru tepelerden oluşuyor. Her şey az, her şey kupkuru, insanlar da güzel değil. Hepsinin koca elleri ve ayakları var, benimkiler ve buradaki garsonunkiler gibi. Ama koca göbekleri yok. Çok kirlenirler, birlikte yıkanırlar, burada kimse bunu yapmaz. Kentler çok küçük ve sönüktür, sıkıcıdır. Hiç saray yoktur. Yaşam sıkıcıdır, çok çalışılır. Her zaman istediğinizi alamazsınız, hatta bazen gereksindiğinizi bile, çünkü yeterince yoktur. Siz Urras’lılann her şeyi yeterince var. Yeterince hava, yeterince yağmur, çimen, okyanuslar, yiyecek, müzik, yapılar, fabrikalar, makineler, kitaplar, giysiler, tarih. Siz zenginsiniz, siz sahipsiniz. Biz yoksuluz, biz yoksunuz. Sizde var, bizde yok. Burada her şey çok güzel. Güzel olmayan yalnızca yüzler. Anarres’te hiç bir şey güzel değildir, yalnız yüzler güzeldir. Diğer yüzler, erkek ve kadın yüzleri. Bizim onlardan başka bir şeyimiz yok, birbirimizden başka bir şeyimiz yok. Burada siz mücevherleri görüyorsunuz, orada gözleri görürsünüz. Gözlerde de görkemi, insan ruhunun görkemini görürsünüz. Çünkü bizim erkeklerimiz ve kadınlarımız özgürdür, hiç bir seye sahip olmadıkları için özgürdürler. Siz sahipler ise sahiplisiniz. Hepiniz hapistesiniz. Herkes yalnız, tek basma, sahip olduğu yığınla birlikte. Hapiste yaşıyor, hapiste ölüyorsunuz. Gözlerinizde görebildiğim yalnızca bu— duvar, duvar!"
Ya her şey bir simülasyonsa? Hoş kızım hariç yaşadığım bütün hayatın bir deney olmasına bile razı olabilirim. Filme gelecek olursak da sonu birazcık basit bitti. Pek bir anlam bütünlüğü yoktu.
Bu kitabı okurken kafamda hep Ritüel filmi canlandı. Kitap hakkında pek bir şey söyleyemem. Kısacası herkesin eşit şartlarda yaşadığı bir ülke hayali. İnsanlarda bu gurur olduğu sürece bu imkansız. Belki limbik sistemlerimize bir format atarsak bir ihtimal olabilir. Beni kitabı…devamıBu kitabı okurken kafamda hep Ritüel filmi canlandı.
Kitap hakkında pek bir şey söyleyemem. Kısacası herkesin eşit şartlarda yaşadığı bir ülke hayali. İnsanlarda bu gurur olduğu sürece bu imkansız. Belki limbik sistemlerimize bir format atarsak bir ihtimal olabilir.
Beni kitabı okumaya çeken kısım ise yazarın hayatı. Ömrünün çoğunu zindanlarda ve işkenceye dayanarak geçirmiş. Kendisi hakkında detaylı bir araştırma yapacağım*
Alıntılar✨
Böyle eğitimli birinin yöneticilik aklına sahip olduğundan hiç kuşku duymayız; oysa sizler nerde cahil adam var onu başınıza geçiriyorsunuz veya soylu bir aileden geldiğinden ya da güçlü bir parti tarafından seçildiginden bu tür adamların yöneticiliğe uygun olduğunu düşünüyorsunuz.
Bizim din kardeşlerimiz, keşişlerimiz ve Rahiplerimiz akrabalarına veya dostlarına olan sevgileri ya da yüksek mevkiler elde etme hırsları yüzünden yozlaşmamış olsalardı çok daha kutlu insanlar olur, mala mülke bu kadar düşmez, herkese daha fazla hayırları dokunurdu.