İnsan tek başınayken doğruyu, yanlışı iyi ayırt ediyordu da üzerine iki üç bakış sinince şaşıyordu terazisi. O bakışlar ne diyor diye bakası geliyor, baktıktan sonra da bir daha kendine dönemiyor, o terazi bir daha eski dengeyi bulamıyordu.
Spoiler içeriyor
Bütün gönderilerimi geri yüklemişken bir film paylaşayım dedim. İzlediğim en gerçekçi senaryoya sahip eski yapımlardan. Fatma Girik ve Hülya Avşar'ın anne kız uyumu çok güzeldi. Özellikle Fatma Girik'in kızı için yaptığı fedakarlıklar beni çok duygulandırdı. Kızın o saf nefreti, aile…devamıBütün gönderilerimi geri yüklemişken bir film paylaşayım dedim.
İzlediğim en gerçekçi senaryoya sahip eski yapımlardan.
Fatma Girik ve Hülya Avşar'ın anne kız uyumu çok güzeldi. Özellikle Fatma Girik'in kızı için yaptığı fedakarlıklar beni çok duygulandırdı. Kızın o saf nefreti, aile içinde gördüğü davranışları kendince yorumlaması ve çocuklara sorunların yansıtılınca ortaya çıkan psikolojik sorunlar. Çok güzel bir filmdi.
Spoiler içeriyor
Size pek bilinmeyen ve ters köşeli bir film. “İnsan gerçekten en çok neyden korkar? Ölmekten mi, yoksa unutulmaktan mı?” Asıl mesele, insanın kendi yerini kaybetme korkusu. Sidney’yi izlerken sürekli şunu düşündüm: İnsan gerçekten başarısını mı kaybeder, yoksa başarıyla birlikte kimliğini…devamıSize pek bilinmeyen ve ters köşeli bir film.
“İnsan gerçekten en çok neyden korkar? Ölmekten mi, yoksa unutulmaktan mı?”
Asıl mesele, insanın kendi yerini kaybetme korkusu.
Sidney’yi izlerken sürekli şunu düşündüm: İnsan gerçekten başarısını mı kaybeder, yoksa başarıyla birlikte kimliğini de mi? Yıllarca alkışlanmış birinin, bir gün kendisinden daha iyi birini görmesi yalnızca kıskançlık değil; varlığının sorgulanması gibi geliyor. Çünkü bazı insanlar yaptıkları işle öyle özdeşleşiyor ki, o başarı elinden gittiğinde geriye kim kaldığını bilmiyor.
Film boyunca ahlakın bir anda yok olmadığını görüyoruz. Kimse sabah uyanıp 'Bugün kötü biri olacağım'demiyor. Önce kendini haklı çıkarıyorsun, sonra vicdanını susturacak bahaneler buluyorsun. Bir süre sonra da asla yapmam dediğin şey, normalleşmeye başlıyor. Bence filmin en ürkütücü tarafı da buydu. Kötülük bazen büyük bir öfkeyle değil, sessizce ve mantıklı görünen gerekçelerle geliyor.
Filmin en sevdiğim yanı ise kimseyi tamamen iyi ya da tamamen kötü göstermemesi oldu. Çünkü gerçek hayatta da insanlar çoğu zaman tek bir yüz taşımıyor. Hepimizin başkalarına gösterdiği maskeler var.
Dün akşam kızıma uyurken bu masalı okudum. Çocuk uyumak yerine ağlamaya başladı. Yanlışlıkla psikolojisini bozdum. Masalın sonunda ise demez mi 'onlar ne gördüğünü bilmiyor ' diye. Kız üşümüş donmuş hala güzelliyor. Ay, bize çocukken ne korkunç şeyler okutmuşlar. Ben 3.sınıfken…devamıDün akşam kızıma uyurken bu masalı okudum. Çocuk uyumak yerine ağlamaya başladı. Yanlışlıkla psikolojisini bozdum. Masalın sonunda ise demez mi 'onlar ne gördüğünü bilmiyor ' diye. Kız üşümüş donmuş hala güzelliyor. Ay, bize çocukken ne korkunç şeyler okutmuşlar. Ben 3.sınıfken Yakup Kadri'nin Kiralık Konak kitabını okutmuştu öğretmenim. Şimdi ise ne alaka diye düşünüyorum.
Spoiler içeriyor
Acaba şehzade Mustafa ve Beyazıd'ın ruhları Süleyman ve Osmanlıya musallat olmuş mudur? Bir gecede yedim. Diziyi çok beğendim. Gerçekten hiç sıkmadı. Mükemmel bir şekilde aktı ve gitti. Daha nasıl öveyim bilemedim. Oyuncular ve atmosferi çok güzeldi. Nam-joo çok sevdiğim bir…devamıAcaba şehzade Mustafa ve Beyazıd'ın ruhları Süleyman ve Osmanlıya musallat olmuş mudur?
Bir gecede yedim.
Diziyi çok beğendim. Gerçekten hiç sıkmadı. Mükemmel bir şekilde aktı ve gitti. Daha nasıl öveyim bilemedim.
Oyuncular ve atmosferi çok güzeldi. Nam-joo çok sevdiğim bir oyuncu. Ve hakkını yine vermişti.
Ruhların hikayeleri çok anlamlıydı. Fakat dizinin tek kötü yanı asıl kötülerin cezasız kalması oldu. Keşke onların pişman olduklarını görseydim.
Az önce bitirdik kızımla. O kadar çok dans etti ki film bitene kadar oturmadı. Eğlenceli bir filmdi. Kahramanınla asla tanışma.📝 Bu cümle ise çok hoşuma gitti. Eğlenmek isterseniz izleyin derim.🌸
Spoiler içeriyor
Merhaba🌸 Bu film bir çıkışı anlatmıyor, bir döngüyü anlatıyor. Hatta daha doğrusu, insanın kendi zihninde kurduğu o güvenli ama çıkışsız alanı.Her şey tanıdık, her şey aynı… ve tam da bu yüzden insan sorgulamıyor. Küçük bir şey değiştiğinde bile sistem bozuluyor…devamıMerhaba🌸
Bu film bir çıkışı anlatmıyor, bir döngüyü anlatıyor. Hatta daha doğrusu, insanın kendi zihninde kurduğu o güvenli ama çıkışsız alanı.Her şey tanıdık, her şey aynı… ve tam da bu yüzden insan sorgulamıyor. Küçük bir şey değiştiğinde bile sistem bozuluyor ama biz çoğu zaman fark etmeyi seçmiyoruz. Çünkü fark etmek, sandığımız kadar kolay değil. Bazen görmemek daha konforlu.
Bence film şunu soruyor: Gerçekten özgür müyüz, yoksa sadece alıştığımız tekrarların içinde mi yaşıyoruz?
Çıkış aslında var gibi… ama onu görmek bir bedel istiyor. Ve insan çoğu zaman gerçeği değil, alışkanlıklarını seçiyor.
Bazı insanlar duygusal acı çekmeyi seviyor. Film tam olarak toksik bir ilişkiyi, manipüleyi ve erkek zihnini ele alıyor. Beni çok fazla rahatsız eden sahneleri oldu. Özellikle bazı sahneleri taciz boyutundaydı. Güçlü bir kadının nasıl kendini yanlış bir insanla bitirdiğini izliyoruz.…devamıBazı insanlar duygusal acı çekmeyi seviyor.
Film tam olarak toksik bir ilişkiyi, manipüleyi ve erkek zihnini ele alıyor. Beni çok fazla rahatsız eden sahneleri oldu. Özellikle bazı sahneleri taciz boyutundaydı.
Güçlü bir kadının nasıl kendini yanlış bir insanla bitirdiğini izliyoruz. Erol karakteri tam olarak ' kadının ağzına vurdun mu oturur' kafasında biriydi. Kadının bu adamı ısrarla terk etmeyişini ise acıyı seviyor oluşuna bağlıyorum. Bir yanda ona gerçek mutluluğu sunan, tüm kalbiyle seven biri varken o tamamen onu sömüren tarafı seçti. Sırf güç ve para için miydi? Sanmıyorum, kim bu kadar aşağılamaya katlanırdı? Erol gibilerden uzak Ümit gibilere yakın olalım.
Bu arada filmin müzikleri berbattı. Oyuncular ise hakkını vermişti. Kadir İnanır tam bir Erol profili zaten kafamda. Neyse, eski ama güzeldi.