beklenmedik bir oyuncu kadrosu (en azından benim beklemediğim), mükemmel müzikler, karakterler üzerine gelişen bir senaryo sarmalı. eğlenceli ve güzel, uzunluğuna istinaden izlerken sıkmayacak çıtır çerez bir pazar sineması deneyimi.
lynch, diğer tüm yönetmenlere kıyasla hepimizin kötü olduğumuzu veya en azından içimizde büyük kötülük kapasitesine sahip olduğumuzun diğerlerimize kıyasla çok farkında. olgunluk, kötülüğün bu filmde "yüzeyinin altında yatmadığını" ve hiçbir sahnenin ne tamamen "siyah" ne de tamamen "beyaz" tıpkı gerçek…devamılynch, diğer tüm yönetmenlere kıyasla hepimizin kötü olduğumuzu veya en azından içimizde büyük kötülük kapasitesine sahip olduğumuzun diğerlerimize kıyasla çok farkında. olgunluk, kötülüğün bu filmde "yüzeyinin altında yatmadığını" ve hiçbir sahnenin ne tamamen "siyah" ne de tamamen "beyaz" tıpkı gerçek hayattaki gibi “gri” olduğunu fark etmektir. tüm senaryo gözümüzün önünde ve apaçık olduğu gibi kendisi de bunu aktarış şekliyle bize mükemmel bir şekilde açıklamış. solo performanslara kıyasla sessizliğiyle de bizi harika bir atmosferin içine sokuyor.. son olarak, dünya çok garip bir yer değil mi?
Gulity/Not Guilty.. tek bir oda, on iki fevri ve hakikaten öfkeli adam. sadece oturup, celallenip tartışıyorlar hikayenin tamamı bundan ibaret. zaten köklü bir başyapıtın neleri başardığını ve bunda nelere hayranlık beslediğimi anlatmaya çalışırken kendimi aptal gibi hissediyorum. yine de bu…devamıGulity/Not Guilty..
tek bir oda, on iki fevri ve hakikaten öfkeli adam. sadece oturup, celallenip tartışıyorlar hikayenin tamamı bundan ibaret. zaten köklü bir başyapıtın neleri başardığını ve bunda nelere hayranlık beslediğimi anlatmaya çalışırken kendimi aptal gibi hissediyorum. yine de bu kadar sade bir kurguya rağmen bu film gösterişli prodüksiyonlar veya görkemli sahnelerin başaramadığı şeyi başarabiliyor. kararlı bir oyuncu kadrosu, zekice bir senaryo ve kusursuz bir yönetmenliğin tek bir çatı altında bir araya gelip neleri başarabileceğinin muhteşem bir örneği; bu mahkeme salonu draması şimdiye kadar denenmişlerin arasında düşünmeye bile gerek duymadan en iyilerinden birisi olduğu söylenebilir.
alegorik bir kabare icra edebilmek için çabalanmış mizansen denilebilir sanırım bu film için. kısmen devrim çığlıkları, kısmen bedensel şeytan çıkarma. kısmen iğrenç ve şimdiye kadar benim gördüğüm en cesur politik ve cinsel (kabus?)lardan biri. on ülkede yasaklanmayı kazanan bir film…devamıalegorik bir kabare icra edebilmek için çabalanmış mizansen denilebilir sanırım bu film için. kısmen devrim çığlıkları, kısmen bedensel şeytan çıkarma. kısmen iğrenç ve şimdiye kadar benim gördüğüm en cesur politik ve cinsel (kabus?)lardan biri. on ülkede yasaklanmayı kazanan bir film hakikaten. beyin yapısı olarak düzenli olanlar, metaforlarını temiz sevenler veya sağlıklı bir mizah anlayışı olanlar için pekte iyi bir tercih değil.
yaşa! ey bir zamanlar isimli. paçalarından nasibini alan çuha çiçekleri kadar akıbetin; ruhun, meltemlerin tatlı tokatlarıyla şekillenmişse ne yazar! gölgenin düştüğü vakitte fani toprakta bıraktığın izler de.
“yaşamak” ile ilgili erdemli bilgiler vereceğinden söz eden dante ile bir handa oturmuş, namsız bir ozanın hafif müzikleri eşliğinde için için sohbet ediyormuş gibi hissettiren bu kitap başlarda beni tam içine çekemese de okudukça danteye olan hayranlığımın hiç pahasına olmadığını…devamı“yaşamak” ile ilgili erdemli bilgiler vereceğinden söz eden dante ile bir handa oturmuş, namsız bir ozanın hafif müzikleri eşliğinde için için sohbet ediyormuş gibi hissettiren bu kitap başlarda beni tam içine çekemese de okudukça danteye olan hayranlığımın hiç pahasına olmadığını kendime iyice kanıtlamamı sağladı. ilahi komedya’yı okumuş ya da okumak isteyen kişilere kesinlikle tavsiyemdir. kitabı bitirmeye dante’nin zamanı kalmamış olsa da 4 risale bile bu eseri yeterince sindirebilecekler için bir ziyafetin doygunluk hissettiren başlangıcı niteliğinde. ömrümün kalan yarısı tamamlanamayan kısmında neler olacağını düşünmekle geçecek eminim.
filmin başından sonuna kadar tuhaf (tatlı? demek istiyorum) bir gerilim barınıyor. sizi ekrana kilitleyecek türden bir gerilimden söz ediyorum, psikolojik gerilimlerin barındırdığı o kaotik, bunaltıcı türden değil. entrikaların sebep olduğu bir gerilim. titizce yönetilmiş ve mükemmel senaryosuyla harmanlanmış karman çorman…devamıfilmin başından sonuna kadar tuhaf (tatlı? demek istiyorum) bir gerilim barınıyor. sizi ekrana kilitleyecek türden bir gerilimden söz ediyorum, psikolojik gerilimlerin barındırdığı o kaotik, bunaltıcı türden değil. entrikaların sebep olduğu bir gerilim. titizce yönetilmiş ve mükemmel senaryosuyla harmanlanmış karman çorman bir cinayetin yumaktan sökülen iplik edasıyla diyaloglarla çözümlenmesine şahitlik ediyor ve karakterlerin bir oda içerisinde satranç oynar gibi birbirine yaptıkları hamlelerin kıvraklığıyla ekranın içerisine çekiliyorsunuz. wendice’in etrafını saran bu örümcek ağları içerisinde bu durumdan nasıl kurtulacağını tahmin etmeye çalışmakla da kendinizi stresli bir cinayetin ortasında pekala hissediyorsunuz.
hitchcock’un yaptığı en iyi işlerden birisi olduğunu düşünüyorum.
bu iğrenç çağın ortasında insanı kendi tabiatından kendi cinsinden iten cehaletten, vatanın ahvalinden hepsi bir yana dejenere topluma mahpus bırakılmış olmakla Ahmet Celal Subayı hiç olamayacak kadar iyi anlayabiliyorum. ben ve onun gibiler hayatın zehirli sarmaşıklarıyla ıstırap çekerek yaşamaya “çalışmaktan”…devamıbu iğrenç çağın ortasında insanı kendi tabiatından kendi cinsinden iten cehaletten, vatanın ahvalinden hepsi bir yana dejenere topluma mahpus bırakılmış olmakla Ahmet Celal Subayı hiç olamayacak kadar iyi anlayabiliyorum. ben ve onun gibiler hayatın zehirli sarmaşıklarıyla ıstırap çekerek yaşamaya “çalışmaktan” öteye gidemeyeceğiz. her ne pahasına olursa olsun insan türk olur da nasıl halaskargaziden yana olmaz?
objection…sustain…overruled… söylecek bir şey bulamıyorum fakat akabinde bir şeyler de söyleyebilmek istiyorum, ilmek ilmek işlenmiş sinemalar beni kendine hiç olmadığı kadar çok çeken tekrar tekrar ziyaret etmekten gücenmediğim yapılar oluyor genelde fakat zannımca bu yapıt hakkında konuşmak, yorumda bulunmak izleyecek…devamıobjection…sustain…overruled…
söylecek bir şey bulamıyorum fakat akabinde bir şeyler de söyleyebilmek istiyorum, ilmek ilmek işlenmiş sinemalar beni kendine hiç olmadığı kadar çok çeken tekrar tekrar ziyaret etmekten gücenmediğim yapılar oluyor genelde fakat zannımca bu yapıt hakkında konuşmak, yorumda bulunmak izleyecek kişilerin seyir zevklerini kaçıracağı yönünde. filmin ufak bir özelliğine değinmek gerekirse yalnızca son 3 dakikasında en az 20 farklı twitste sahip, alelade not düşülmemiş jenariğe... buna binaen söyleyeceklerim agatha christie'nin eline ve billy wilder'ın da bakış açısına sonsuz kez teşekkür etmekten başka bir şey değil