Rauf Orbay hele Nutuk'ta yerin dibine geçirilen bir siyasî figür olmak hasebiyle üzerinde tartışma olan değil peşin hüküm net şekilde yapıştırılmış simalardan biri. Karabekir'in günlüklerinden takip ettiğim kadarıyla 1940'ların başında Nutuk üzerinde konuştuklarında birkaç sayfa okuduğunu devam etmeye tahammül edemediğini…devamıRauf Orbay hele Nutuk'ta yerin dibine geçirilen bir siyasî figür olmak hasebiyle üzerinde tartışma olan değil peşin hüküm net şekilde yapıştırılmış simalardan biri. Karabekir'in günlüklerinden takip ettiğim kadarıyla 1940'ların başında Nutuk üzerinde konuştuklarında birkaç sayfa okuduğunu devam etmeye tahammül edemediğini söyler. Ee ben de olsam bana hadsizce "en hain dimağlar"dan diye hakaret üstüne hakaret eden bir metne pek kıymet vermezdim.
Metne gelecek olursak ilk birkaç sayfadan Orbay'ın müdafaası temelinde ilerleyen bir metin olduğu bariz. Rauf'un vefat ettiği 1965 senesinde sıcağı sıcağına çıkmış olması hasebiyle o zamanın güncel meselelerine de dolaylı da olsa el atması muhtemel. Rauf Orbay'ın cenaze merasimine İnönü'nün gelmemiş olmasını acı bir dille tenkit etmesi -daha metnin girişinde- bu intibaımı kuvvetlendirdi.
Duymadığım yahut okumadığım bazı teferruat olursa memnun olurum. Metnin bana katıp katmayacakları üzerinden daha epey yorum yapmayı düşünüyorum ki zaten başlık bile epey sansasyon yaratmaya muktedir. İçeriği ise ne ölçüde radikal onu da bilahare göreceğim.
"Rauf beyin toprağa verilişinden bir kaç gün sonra Türkiyeyi ziyarete gelen Pakistan Cum hurreisi Eyüp Han, Yeşilköy’de uçaktan iner inmez doğruca Cihangir’deki m ütevazı apartm ana giderek, Rauf beyin hem şirelerine, içten gelen pek samimi bir ifade ile başsağlığı dilerken, yajaran gözleri ve titreyen sesiyle: «bilseydim, o büyük adama son bağlılık vazifesini yapm ak için, o gün m utlaka koşarak gelirdim.» diyerek şöyle devam ediyordu:
«Rauf bey, yalnız sîzlerin değil, bizim de büyüğüm üzdür. O, insanlığın kendisiyle iftihar edebileceği yaradılışta, m üstesna bir şahsiyetti. Pakistan’a geldiği zam an biz, her şeyi biliyorduk ve Rauf beyin ağzına bakıyorduk. İngilizler de, o geliyor diye binlerce Pakistanlıyı nezaret altına alm ışlardı. Çünkü biz de, o günlerde sizin gibi bir istiklâl m ücadelesi içinde idik. F akat Rauf beyin, Türkiye İstiklâl m ücadelesini M ustafa Kem al Paşanın en yakın arkadaşı olarak, onunla elele yapıp bitirdikten sonraki durum u bizce pek önemli idi. M erak ve heyecanla etrafına toplanm ıştık Rauf bey eğer Mustafa Kemal Paşa aleyhine konuşmuş olsaydı, bir çoklarım ız m uhakkak ki, Hamidiye kahramanlığından beri kendisine büyük bir sevgi ve saygı ile bağlı bulunduğum uz için, onunla beraber M ustafa Kem al Paşa
aleyhtarı olmakla kalmaz, kendi istiklâl m ücadelem izin liderleri olanlara da: «İşte sonu böyle olurmuş» diye şüphe ile bakar ve belki de aleyhlerine kalkardık. Fakat Rauf bey M ustafa Kem al Paşa aleyhine tek kelime söylemek şöyle dursun, onu yine bir millî kahram an ve lider
tanıdığını, en sam im i bir ifade ile belirterek takdir ediyor ve her yaptığı hareketin doğru olduğunu ve bu arada inkılâpları da hararetle savunuyordu. Hattâ bir ara kendisine ,ezan’ın niçin türkçe okutm ağa başlatıldığı sorulduğu zaman, verdiği cevap: «Millete A llah’ın kelâmını anlatıp sevdirm ek içindir. Ezan nedir? Üm m eti namaza dâvet değil mi? Pekiy bu dâvet o m illetin kendi bildiği ve anladığı dille neden yapılm am alıdır? Bilmediği dille yapılır mı?
Bakın, hep m üslüm anız ama arapça konuşmuyoruz, konuşam ayız. Ben sizinle İngilizce konuşuyorum. Çünkü ancak bu dille
anlaşıyoruz.» olmuştu. Rauf bey, hususi sohbetlerde olduğu gibi, her yerde ve bilhassa üniversitelerde verdiği konferanslarda. gençliğe hitap ederken de daima bu tarz samimi konuşmalariyle, bizlerin zihinlerim izdeki bütün şüphe ve tereddütleri izale ederek, Türkiye’ye ve M ustafa Kem al Paşaya olan sevgi, saygı ve bağlılığımızı büsbütün kuvvetlendirdikten başka, kendi istiklâl m ücadelem izde liderlerim ize ve birbirim ize nasıl bağlı kalm am ız gerektiği hususunda da aydınlatarak, en doğru ve isabetli yolu göstermişti.»
Bu anektodu Cemil Koçak'ın Tek Parti Döneminde Muhalif Sesler kitabı da destekler. Rauf istese Hindistanda Mustafa Kemali yerin dibine sokabilecek iken buna gerçekten de tenezzül etmemiş.