Amerikan iç meseleleri ve siyasetiyle dolu. Bu yüzden, bir yabancı olarak beni çok fazla ilgilendirmiyor. Öte yandan, Leonardo DiCaprio'nun büyük çabası keyifliydi. Kesinlikle PTA’nın There Will Be Blood’ı gibi bir başyapıt değildi, o seviyede değildi ama çok da kötü değildi.…devamıAmerikan iç meseleleri ve siyasetiyle dolu. Bu yüzden, bir yabancı olarak beni çok fazla ilgilendirmiyor. Öte yandan, Leonardo DiCaprio'nun büyük çabası keyifliydi. Kesinlikle PTA’nın There Will Be Blood’ı gibi bir başyapıt değildi, o seviyede değildi ama çok da kötü değildi. Filmde tartışmalı siyasi tercihler var, bu yüzden bazı insanlar beğenmeyebilir, bu oldukça anlaşılabilir bir durum. Genel olarak, sadece DiCaprio'nun oyunculuğu için bile izleyebilirim, çünkü bu adam gerçekten filmlerine kendini adıyor, elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışıyor. "Viva la Revolution" diye bağırdığı sahne gibi bazı sahnelerinde gerçekten çok güldüm.
Cem Yılmaz'ın esprileri kendisine yapılan haklı haksız eleştiriler, oğlu, nafaka üzerinde dönüp dolaşıyor. Fundamentals kalitesine yaklaşmayacak bence artık. Kendisi de söylüyor zaten "Çok sokağa çıkmıyor, insanımızı gözlemleyemiyor." diyorlar benim için diyor. Sonra kıvırıyor. "Ben şimdi seni güldüreceğim diye Fikirtepe'de bıçaklanayım…devamıCem Yılmaz'ın esprileri kendisine yapılan haklı haksız eleştiriler, oğlu, nafaka üzerinde dönüp dolaşıyor.
Fundamentals kalitesine yaklaşmayacak bence artık. Kendisi de söylüyor zaten "Çok sokağa çıkmıyor, insanımızı gözlemleyemiyor." diyorlar benim için diyor. Sonra kıvırıyor. "Ben şimdi seni güldüreceğim diye Fikirtepe'de bıçaklanayım mı?" Bıçaklanma ama eski kaliten de yok be baba n'apalım. Yoksa senin "nafaka madafaka"nı n'apayım yani? Beni ilgilendirmiyor ki. Seyircide de tık yok bu arada. O da ilginç.
Ha yer yer sağlam espriler de yok değildi.
"Şimdi birkaç politik espri yapacağım, yarın benim mercedesleri polis arabası yaparlar" minvalindeki şaka falan gayet yerinde idi. "Kendimi otosansürlüyorum, anlayın"ı gayet iyi tasvir ediyor, o konuda diyecek bir şeyim yok.
Karabekir Nutuk'ta kendisine karşı yapılan tenkitler -aslında tenkit menkit değil düpedüz hakaretler- ve yanlış yazıldığını düşündüğü yerlerin yanına kısa ve bazı bazı uzunca tuttuğu cevapları içeren notlar serisi. Nutuk’un konuşma kısmını birebir aldığı için çok hacimli. Vesikalar kısmına dair de…devamıKarabekir Nutuk'ta kendisine karşı yapılan tenkitler -aslında tenkit menkit değil düpedüz hakaretler- ve yanlış yazıldığını düşündüğü yerlerin yanına kısa ve bazı bazı uzunca tuttuğu cevapları içeren notlar serisi. Nutuk’un konuşma kısmını birebir aldığı için çok hacimli. Vesikalar kısmına dair de neden mesela şu evrak alındı da şu alınmadı, şu şu belge niye görmezden gelindi gibi eleştirilerini dinlendiriyor. Tabii Nutuk’ta Mustafa Kemal salt Karabekir'e küfretmez en çok Rauf Orbay'ı tahkir eder. Karabekir de Rauf’a dümdüz hakaret ettiği yerler için “Kendisi cevabını versin” şeklinde notlar düşmüş. Karabekir’in günlüklerinden görülür ki 1940'ların başında ikisi bu mevzuyu konuştular. Karabekir okudun mu diye soruyor Orbay da “birkaç sayfa okudum, olacak iş değil” diye yarım bırakmış. Eh hâliyle.
Bir ara okumuş bulundum. Bir tesiri olmamış ki hemen hiçbir şey hatırlamıyorum. Bu Tanpınar'dan hazzetmem genelde zaten. 27 mayıs şakşakçılığı yapan birine mesafeli olurum zaten.
Bu tarz uygulamaların en iyi yanı defter yerine geçmesi. İki saat sayfa karıştırmana gerek bırakmıyor. Bir de kalıcı. Tek kelime bile yazsan o okuduğun/izlediğin şeye dair bir iz, emare kalıyor. İyi kötü akılda bir şeyler kalmasına yardım ediyor.