Halide Edip’in hatıralarını ne kadar ilgiyle okuyorsam ve beğeniyorsam edebi metinleri beni o kadar iter. Ateşten Gömlek de onlardan biri ne yazık ki. Herkül Milas’ın bir çalışmasında da belirttiği gibi Milli Edebiyat akımı içindeki pek çok yazarın şahsi hatıratları ve…devamıHalide Edip’in hatıralarını ne kadar ilgiyle okuyorsam ve beğeniyorsam edebi metinleri beni o kadar iter. Ateşten Gömlek de onlardan biri ne yazık ki. Herkül Milas’ın bir çalışmasında da belirttiği gibi Milli Edebiyat akımı içindeki pek çok yazarın şahsi hatıratları ve edebî metinleri arasında bilhassa gayrimüslimleri tasvir edişleri bakımından devasa bir farklılık vardır. Hatıratlarında daha usturuplu iken romanlarında bu gayrimüslimler eğer kadın iseler hafif meşreptir, yolludur hatta bizatihi fahişedir; erkek iseler kan dökücüdür, kabadır, hayduttur vs. Kahir ekseriyetle böyledir, istisnalar çok azdır. Ama hatıratlarında tam tersi bir durum mevcuttur. Halide de o akımdan bir isim olmakla bu hastalıktan o da muzdaripti. O yüzden salt onun değil bu evrede ve bu ideolojiyi haiz isimlerin edebi metinleri her daim ihtiraz kaydı ile bakarım.
Pala’nın iyi romanlarından biri. Erken İslam devirlerine giden, Müslüman Arapların ilk Konstantinopolis muhasarasını konu alan bu roman yine ilk okuduğum romanlardan biri olduğu, beni Grejuva gibi ilk defa duyduğum kavramlarla karşılaştırdığı için hoşuma gitmişti. Aklımda intibaı iyi kaldığı için olumlu…devamıPala’nın iyi romanlarından biri. Erken İslam devirlerine giden, Müslüman Arapların ilk Konstantinopolis muhasarasını konu alan bu roman yine ilk okuduğum romanlardan biri olduğu, beni Grejuva gibi ilk defa duyduğum kavramlarla karşılaştırdığı için hoşuma gitmişti. Aklımda intibaı iyi kaldığı için olumlu konuşuyorum. Şimdi tekrar okusam belki farklı düşünürüm ama Pala belli bir kalitenin altına pek düşmeyen bir kalem o yüzden yine de müspet yorum yaparım muhtemelen. Pala, çocuklara ya da yeni başlayanlara edebiyat sevdirmek için iyi bir isim gibi geliyor bana. Çok büyük, müthiş bir romancı diyemem ama fahiş bir adam da değil, edebi bir kumaşı daima var. Bu biraz da divan edebiyatına, Fuzûlî’ye epey hâkim olduğu için olsa gerek.
İlk okuduğum romanlardan biridir. Pala’nın iyi işlerinden biri diyebilirim. Ha tekrar okumak isteği uyandırıyor mu - ki bana göre iyi kitap kendini defaatle okuma isteği uyandırandır- hayır ama fena bir roman da denemez. Pala, bu tarz romanları ile kendi İslamcı…devamıİlk okuduğum romanlardan biridir. Pala’nın iyi işlerinden biri diyebilirim. Ha tekrar okumak isteği uyandırıyor mu - ki bana göre iyi kitap kendini defaatle okuma isteği uyandırandır- hayır ama fena bir roman da denemez. Pala, bu tarz romanları ile kendi İslamcı cenah romancılar arasında ayrı bir yere sahip bana kalırsa. Fazla romantik bir romancı olmasa daha da iyi olabilirdi.
Pala’nın romanlarına çok bayılmam ama bu romanını baya sevmiştim. Duygusallığı bana çok geçmez genelde ama niye bilmiyorum, bu hoşuma gitmişti. Lale Devri üzerine yazılmış fena olmayan bir roman. Pala, çok hazzetmesem de Tarık Buğra yahut Bahadıroğlu seviyesinin üstünde bir romancı…devamıPala’nın romanlarına çok bayılmam ama bu romanını baya sevmiştim. Duygusallığı bana çok geçmez genelde ama niye bilmiyorum, bu hoşuma gitmişti. Lale Devri üzerine yazılmış fena olmayan bir roman. Pala, çok hazzetmesem de Tarık Buğra yahut Bahadıroğlu seviyesinin üstünde bir romancı kesinlikle.
Epey zaman evvel okuduğum için ayrıntıları aklımda değil ama Oruç’un Tlemsen’de mi Oran’da mı ne öldüğü yere üzüldüğümü hatırlarım. Tabii o zaman Cezayir ve Tunus kısaca Mağrip ocakları hakkında bir şey bilmediğim için epey hoş geldiğini hatırlıyorum. Bahadıroğlu’dan daha iyiydi…devamıEpey zaman evvel okuduğum için ayrıntıları aklımda değil ama Oruç’un Tlemsen’de mi Oran’da mı ne öldüğü yere üzüldüğümü hatırlarım. Tabii o zaman Cezayir ve Tunus kısaca Mağrip ocakları hakkında bir şey bilmediğim için epey hoş geldiğini hatırlıyorum. Bahadıroğlu’dan daha iyiydi galiba diye hatırlıyorum, o kadar pejmürde olması pek muhtemel değil zira.
Tarihlenkte içeriği iyice hurdahaş edilmişti. Ama burada 16 ya da 17. yüzyıldan kalma bir milletler tablosu vardı. Muhtelif Avrupa kavimlerini tabii epey sübjektif karakter tahliline tabi tutuyor. Turk oder Grech gibi bir şey diyordu o tabloda mesela. Türk yahut Yunanlı.…devamıTarihlenkte içeriği iyice hurdahaş edilmişti. Ama burada 16 ya da 17. yüzyıldan kalma bir milletler tablosu vardı. Muhtelif Avrupa kavimlerini tabii epey sübjektif karakter tahliline tabi tutuyor. Turk oder Grech gibi bir şey diyordu o tabloda mesela. Türk yahut Yunanlı. İkisini de aynı kefeye koymuş mesela. O tabloyu yapan kişi Avusturyalı bir Katolik için Müslüman ile Ortodoks arasında mizacen yahut itikaden pek bir fark görmüyor belki de. Sırf o tabloyu koydukları için baskıya bu kitap hoşuma gider biraz. Bir de Türkiye ve Rusya’yı her daim Avrupa’nın dışladığı iki büyük unsur olarak tasvir etmesi de ilginç. Bizde hep “bu Avrupalılar bizi istemiyor, dış kapının mandalı muamelesi yapıyor” diye bir serzeniş var onu biliyoruz da Rusya'da da böyle bir damar olduğunu görmek benim için şaşırtıcı idi. Hoş Dostoyevski'de falan bulmak bu Batı karşıtlığını gayet şiddetli tonda.