Sadece şu mebus Tahsin kısmı için bile 8 veririm. O da şu: Yüreğine bir mahzunluk düştü Tahsin’in, / bir başka insan geldi aklına: / ölmüştü. / Bir başka sofra: dağılmıştı. Düşündü Tahsin: / ‘Muzaffer bir insandı ölen: / nefsinden başka…devamıSadece şu mebus Tahsin kısmı için bile 8 veririm. O da şu:
Yüreğine bir mahzunluk düştü Tahsin’in, / bir başka insan geldi aklına: / ölmüştü. / Bir başka sofra: dağılmıştı. Düşündü Tahsin: / ‘Muzaffer bir insandı ölen: / nefsinden başka hiç kimseye güvenmeyen / muzaffer ve muazzam bir kumarbaz. / Alaycıydı, kavgacıydı, kurnaz ve hükmediciydi. / Ben gelmiş olduğum yere onun eliyle gelmiş olmama rağmen / (o kadar ağır pençeliydi ki) / kaç kerre ölmesini istedim. / Sanıyordum ki zindanım yıkılacak / sofrası yıkılırsa. / Öldü. / Yıkıldı sofrası. / Fakat misafirleri onun yanına gömdüler / kendilerinde muzaffer olan ne varsa. / Ben ne kadar ihtiyarlamış olduğumu /onun öldüğü gün anladım.
1906-1948 arası bazı seneler eksik olmakla beraber hemen her gün günlük tutmuş Karabekir. İnanılmaz kıymetli ve zevkli bir eser. Askerî, siyasî ve şahsî görüşlerine dair müthiş malûmat var. Alıntı atayım dedim de bulamadım belki sonra güncellerim.
"İtalya-Habeş" eserimde tetkiklerimin neticesi olmak üzere yazdığım mütalaalarımın hadiselerle uygun çıktığını görüyoruz. Yukarıda söylenen metnin devamı niteliğinde Karabekir'in 1935 İtalya-Habeşistan savaşı üzerine yorumlarını dile getirdiği, yer yer Osmanlı'nın Yemen ve Arnavutluk isyanları ile de mukayeseli anıştırmalar yaptığı metni. Okumaya değer…devamı"İtalya-Habeş" eserimde tetkiklerimin neticesi olmak üzere yazdığım mütalaalarımın hadiselerle uygun çıktığını görüyoruz.
Yukarıda söylenen metnin devamı niteliğinde Karabekir'in 1935 İtalya-Habeşistan savaşı üzerine yorumlarını dile getirdiği, yer yer Osmanlı'nın Yemen ve Arnavutluk isyanları ile de mukayeseli anıştırmalar yaptığı metni. Okumaya değer bir metin. Yer yer süel gibi ‘öztürkçe’ kelimeler de kullanması kitabı daha ilginç hale getiriyor.
Kemal Tahir'in Batılılaşma üzerindeki yorumları çok yüzeysel ve çokça yaptığı gibi her şeyin ardında bir "İngiliz parmağı" aramaya teşne. Tamamlandığında Devlet Ana gibi bir roman olacak bir metin olduğu bariz anlaşılıyor. Kemal Tahir’in bu notlarını bitirememesine pek üzüldüm diyemem dürüst…devamıKemal Tahir'in Batılılaşma üzerindeki yorumları çok yüzeysel ve çokça yaptığı gibi her şeyin ardında bir "İngiliz parmağı" aramaya teşne. Tamamlandığında Devlet Ana gibi bir roman olacak bir metin olduğu bariz anlaşılıyor. Kemal Tahir’in bu notlarını bitirememesine pek üzüldüm diyemem dürüst olmak gerekirse.
Kemal Tahir’in kendi hayat hikâyesinden de izler taşıyan romanı. Millici abi Kâmil Bey ile kendisi arasında benzerlik bariz görülüyor. Malûm kendisi de 1938-50 arası mahpus idi. Romanda Anadolu’da ölüm-kalım mücadelesi devam ederken Kâmil Bey de kendi iç muhasebesini görüyor.
En az sevdiğim romanı olabilir. Tezli roman olduğundan olsa gerek. Yer yer güzel sosyolojik yorumları haricinde ilgimi hiç çekmeyen bir mevzu üzerinde gittiğinden benim için yorucu ve biraz sıkıcı bir metin.
Malatya cezaevi günlerinden esinlenerek yazdığı bu romanı nedense biraz gözardı edilir gibi geliyor bana. İdama mahkûm edilmiş bir zaniyeyi kurtarmak için uğraşan siyasi mahpus, gazeteci Murat’ın bir yandan hapishane ahalisi ile ilişkilerini yansıtan bu eser bana göre Kemal Tahir’in en…devamıMalatya cezaevi günlerinden esinlenerek yazdığı bu romanı nedense biraz gözardı edilir gibi geliyor bana. İdama mahkûm edilmiş bir zaniyeyi kurtarmak için uğraşan siyasi mahpus, gazeteci Murat’ın bir yandan hapishane ahalisi ile ilişkilerini yansıtan bu eser bana göre Kemal Tahir’in en vurucu metinlerinden biri. Hele bir jandarma subayı ile konuştuğu kısım vardı ki en beğendiğim yer orası idi.
1960’larda, kaosun ve anarşinin ve eşkıya övgülerinin tavan yaptığı yıllarda tam tersi bir yorum getirme becerisini ancak Kemal Tahir gibi aykırı biri gösterebilirdi. Keza Kurt Kanunu da bu minvalde bir roman sayılabilir.
Spoiler içeriyor
Sonu bilhassa çok vurucu, ucu açık bırakma fikri gayet yerinde olmuş. Sonu ile beni en çok etkileyen Bir Mülkiyet Kalesi ile budur. Orada da Mahir Efendi’nin konağı kurtarayım derken yangında can verdiği yerde içim ürpermişti. Burada net bir son yok.…devamıSonu bilhassa çok vurucu, ucu açık bırakma fikri gayet yerinde olmuş. Sonu ile beni en çok etkileyen Bir Mülkiyet Kalesi ile budur. Orada da Mahir Efendi’nin konağı kurtarayım derken yangında can verdiği yerde içim ürpermişti. Burada net bir son yok. Kendin karar ver demiş Kemal Tahir, tabii ağlebi ihtimal çok pis bir yere gidiyor romanın sonu söylemek istemedim ama orayı boş bırakmış görünmek çok daha makûl. O bakımdan farklılığı diğer romanlarına nazaran hoşuma gitti. Metnin yağ gibi akması yine en iyi tarafı diyebilirim.