listemdeki film/dizileri izliyorum part 23: her karesinde bambaşka anlamlar barındıran bir animasyondu. iyi ki izlemişim dedirtti. bazen bir şeyleri bulmak veya öğrenmek için birine ihtiyaç duyduğumuzu hissederiz. fakat kalıplardan sıyrılabilirsek bunu bizlerde yapabiliriz. bazı şeylere alışıyoruz veya bildiğimizi ve doğru…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 23:
her karesinde bambaşka anlamlar barındıran bir animasyondu. iyi ki izlemişim dedirtti. bazen bir şeyleri bulmak veya öğrenmek için birine ihtiyaç duyduğumuzu hissederiz. fakat kalıplardan sıyrılabilirsek bunu bizlerde yapabiliriz. bazı şeylere alışıyoruz veya bildiğimizi ve doğru olanın bu olduğunu sanıyoruz. oysa ki her şey sınırlı değildir ve bunu belirleyende bizleriz. bunu anlamak güç ve zorlu olabilir. ama günü geldiği zaman farkına varacağızdır.
bunca kaybolmuşluğun arasında dostluğu ve aşkı çok güzel yazmışlar ve işlemişler. favori animasyonlarımdan birisi oldu.
mutlaka izleyin. :)
10/10
~
"-aşkımızın bu soğuk karanlıkta uzun sürmemesinden korkuyorum. bütün gün gece olmasını bekliyorum. ama gece olunca saklamak zorundayız. yüzünü bile zor görüyorum.
+ben seni görüyorum clar.
-bana da anlat. yüzümün neye benzediğini bilmiyorum.
+çok güzel ve çok doğalsın. gözlerin iki mavi badem gibi mükemmel çizilmiş. yanakların altın renkli gün batımı gibi. ve dudakların tıpkı bir çiçek renginde kırmızı bir gül gibi."
~
"kendinize ait olmayan duyguları yaşamak nasıl acı verir bilemezsiniz. ben sadece kendim olmak istiyorum."
~
bazen birilerine söyleyemediğim şeyler oluyor. onları defterime yazıyorum. direkt yüzlerine söyleyecek olsam söyleyemem galiba. anında gözlerim dolar ve ağlarım. bu durumdan nefret ediyorum. kendi kendime ağlayayım ama başkalarının yanında ağlamayayım. duygularım sudan oluşuyor sanırım. ifade ettiğim an dökülüyorlar.
listemdeki film/dizileri izliyorum part 22: filmin atmosferini çok sevdim. lili'nin masumluğu, davranışları o kadar kendine has ki. kendi yaşadığı evrenden çıkıp, bambaşka bir evrene gelmiş gibiydi. lili'nin mutlu ve huzurlu bir hayat yaşadığını ve onu biraz daha izlemek isterdim. adet…devamılistemdeki film/dizileri izliyorum part 22:
filmin atmosferini çok sevdim. lili'nin masumluğu, davranışları o kadar kendine has ki. kendi yaşadığı evrenden çıkıp, bambaşka bir evrene gelmiş gibiydi.
lili'nin mutlu ve huzurlu bir hayat yaşadığını ve onu biraz daha izlemek isterdim.
adet hâline gelmiş gibi, çoğu dizi ve filmde partnerlerin yaş farkı rahatsız edici oluyor. 16 yaşındaki bir kızla yaşı 30'u aşmış birinin aşkı diye bir şey olmamalı. bu tür şeylere takık gibi gözüküyorum ama rahatsız edici. izlerken o sahnelerde çok rahatsız oldum.
ama genel olarak filme baktığımda o yıllarda bu tür şeyler normaldi ve garipsenmiyordu.
7/10
Sezai Karakoç Liliyar şiirini bu filmden esinlenerek yazmış. uzun zamandır bu şiiri çok severimm filmi izleyince daha da bir anlamlı oldu benim için.
~
Bu kuklaların kukla olmadığı besbelli
Ne söyledilerse tıpıtıpına gerçek besbelli
Altın saçlarını yana atışı yok mu Lilinin
Lilinin yağdan kıl çekercesine inanışı
Lilinin yağdan kıl çekercesine yaşayışı yok mu
Kuklalar titremesin ne yapsın
Adam konuşmasını bilmezse ne yapsın
Kuklaların kukla olmadığı besbelli
Lilinin çekip gideceği besbelli
Lilinin dönüp geleceği besbelli
Ekmek ha bakkalın olmuş ha Cabaret de Paris'nin
Sen herhangi bir ekmek yiyeceksin işte Lili
Ekmek ne kadar Allahınsa Lili de o kadar Allahın Lili
Yüzün ruhun kadar aydınlık ya Lili
Gönlün soğuk sular güzel aynalar gibi ya Lili
Anladın ya kutunun içinden çıkan mendil
Olamaz Üsküdardan geçeriken bulduğun mendil
-Bizi bırakıp nereye gidiyorsun Lili
Demek bizi bırakıp gidiyorsun Lili
Sen daima güzeller güzelini bulursun Lili
Sen istesen de taş yürekli olamazsın
Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
Demek gideceksin arkana dönüp bakmayacaksın
Hangi kuş hangi şafakta ölecek görmeyeceksin
Öyleyse al bu kürkü bu veda kürkünü Lili
Tüyleri şiirler olan bu mahcup kürkü
Sen daima Sultanlar Sultanı olursun Lili
Demek sen gidiyorsun Lili
Bizi öpmeden mi gideceksin Lili
Lilinin güneşin altında duruşu yok mu
Perdeleri sıyırıp çirkin adamı burnundan yakalayışı yok mu
Eline bavulunu alışı yollara koyuluşu yok mu
Çirkin adamın güzel adam oluşu yok mu
Yaklaşıp onu saçlarından yakalayışı
Uzaklaşıp yollarda yol oluşu yok mu
Lilinin bir tavşan gibi koşuşu
Keklik gibi dönüp bakışı ve yıldırım gibi koşuşu yok mu
Adam da tam o zaman kapıdan çıkmaz mı dışarı
Lilinin adamın boynuna çocukça ve çılgınca atılışı yok mu
Ben konuşmasını bilmem Lili
Sezai Karakoç/Liliyar
bu filmi 15 yaşımda iken izlemiştim. daha yeni yeni yabancı filmler izlemeye başlamıştım. dizi izliyordum ama film izlemiyordum. klişelik illa var filmde ama filmin kendisine has bir havası var. hem can sıkıntısına iyi giden, hemde yemek yerken iyi giden bir…devamıbu filmi 15 yaşımda iken izlemiştim. daha yeni yeni yabancı filmler izlemeye başlamıştım. dizi izliyordum ama film izlemiyordum. klişelik illa var filmde ama filmin kendisine has bir havası var.
hem can sıkıntısına iyi giden, hemde yemek yerken iyi giden bir film. benim için yeri hep aynı. 2. filmini de izlemiştim, o da ayrı şekilde güzeldi. 3. filmi listemde, hâlâ izlemedim.
bu tür filmleri seviyorsanız bir şans vermelisiniz.
8/10
"herkes tarafından tanınıp da kimse tarafından gerçekten bilinmemek çok üzücü olmalı. sanırım sen biraz böyle hissediyordun. herkes sende olmanı bekledikleri kişiyi görüyordu." 📚postacı kapıyı çalmayacak
I Seni bir boşluğa attım gövdemi başka gövdeler bilmeyecek artık boşluk sesi ol.. hoşluk sesi ol.. sonra dönüp üz beni. Yüzüm yüzünü terk edeli kıştı. Yeni yeni kıştı. Kollarım kendi bacaklarımı sarmıştı. Fotoğrafta görünmeyen ışıklar vardı. Sandalyenin ucuna oturmuştum. Gözlerim…devamıI
Seni bir boşluğa attım
gövdemi başka gövdeler bilmeyecek artık
boşluk sesi ol..
hoşluk sesi ol..
sonra dönüp üz beni.
Yüzüm yüzünü terk edeli kıştı.
Yeni yeni kıştı. Kollarım kendi
bacaklarımı sarmıştı. Fotoğrafta görünmeyen
ışıklar vardı. Sandalyenin ucuna oturmuştum.
Gözlerim bacaklarıma dolanan kollarıma,
sonra bacaklarıma, sonra daha uzağa, salondan
da uzağa,
o yok yere bakıyordu.
seni bir boşluğa attım
gitmek üzereydim kalktım
boşluk sesi ol..
hoşluk sesi ol..
Gözlerimdeki ay ışığı
gözlerinin körlüğü içindi.
II
Hadi benim umarsızım
ben ölmek üzereyim
yorgunluğum da öyle
sabrımın son parçasını da yedim
az önce.
Hadi benim suskunum
geçtiğim yılları yaktım ardımda
çocukluğumdan gelirken düştüğüm
o keskin virajdan
sürüklendiğim bu vakte dek
sıkıca tuttuğum
kırık dökük inançlarım bile
ölmek üzere.
hadi benim kırgınım
kışın bana yaptıklarından,
yazın beni öldüren yıldızlarından sonra
yitirdiğim mevsimler değil,
vaktim yok,
baktığım yerleri yaktım
içime ağladığım suları da içtim
az önce.
III
Seni şimdi bir yabancı gibi karşıma alıp
sanki senden bahsetmiyormuşum gibi yapıp
sanki benden bahsetmiyormuşum gibi
hatta bir aşktan bahsetmiyormuşum gibi
fırtınayı ve huzuru anlatacağım sana.
Yılları ve yolları, limanları ve fırtınayı
ve aşkın belki hiç adı geçmeyen kuzeyini
aşkın bu kuzeyden nasıl düşürüldüğünü,
artık sonsuza dek yitirdiğimizi
büyünün bitişini,
hiç gerekmeyen yıllarda huzur,
çok gereken yıllarda da fırtına
nasıl yaşanır onu anlatacağım.
Seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınmadığını, çünkü aşkın
yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek konduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün bunları sana
nasıl anlatacağım?
IV
Kalbim
ölü mevsimler gibisin
bir şeyin görünmeyen iyi yanları gibi
ama bitti mevsim,
bir başka yolcu yok sana
fark etmez gibisin.
Kalbim
demir masanın küfü, örtünün yırtığı
camın kırığı, patlayan freni hayatımın
kalbim, anla, bitti mevsim
bir başka yolcu yok sana.
gündüzler çıkmazının, bunaltıcı karanlığında ruhumun ıslak küfünü temizlemeye çalışıyorum. küf kokusu ciğerlerime parça parça dağılıyor. içimi bunaltan bir karanlıkla baş başayım sanki. düz yolların kirini taşıyor dizlerim. baharın kan dolmuş kokusu kirletiyor ruhumu. bazı geceler bu şehrin tenhasında, ölü bedenime…devamıgündüzler çıkmazının, bunaltıcı karanlığında ruhumun ıslak küfünü temizlemeye çalışıyorum. küf kokusu ciğerlerime parça parça dağılıyor. içimi bunaltan bir karanlıkla baş başayım sanki. düz yolların kirini taşıyor dizlerim. baharın kan dolmuş kokusu kirletiyor ruhumu. bazı geceler bu şehrin tenhasında, ölü bedenime diriliğini unutturan karlar yağıyor. sanki bedenimi, şehrin ortasına gömüyorlar. kalabalık cadde, insanlar ve arabalar doluşmuş her yere. kimsenin odağı ben değilim, benim odağım herkes iken. yalnızlığın vurduğu tokat izleri, ruhumu kopartan kirli eller ve nefesimi kesen o yangın dolu cümleler. sanki her şey göğsümün üzerine toplanmış. ve sanki herkes benim cenazeme konuk olmak istercesine beni uçurumdan itmiş. boğazımı sıkan elleri tanıyorum. sevgisizliğin boğazda bıraktığı acı tadıda biliyorum. bilindik hisler solumu acıtıyor. ruhumun çıkmayan küfünü küfre çeviriyor. ve bir küfür gibi yaşama dahil oluyorum.
kaygiliyildiz/2022