2018 yapımı bu filmi izlerken Matrix altyapısından inşa edilen ve bu kurgudan esinlenmiş diyebildim, tek farkı enseden bir soket yolu ile değil artık istersen istediğin zaman başka bir evrene geçiş yapılabilen bir devri başlatıyor, Matrix seçeneği Neuralink Elon Musk projesi…devamı2018 yapımı bu filmi izlerken Matrix altyapısından inşa edilen ve bu kurgudan esinlenmiş diyebildim, tek farkı enseden bir soket yolu ile değil artık istersen istediğin zaman başka bir evrene geçiş yapılabilen bir devri başlatıyor, Matrix seçeneği Neuralink Elon Musk projesi olarak kabul edebiliriz, bu bize çip takacaklar senaryosu gerçekleşmedi ama VR&AR gözlükler için Facebook kolları sıvadı ve adını META olarak değiştirdi bile.
Metaverse konusunu içeriğini araştırırken bulduğum bir film oldu Ready Player One
Blokchain teknolojisinin getirdiği yenilikler sözleşmelerle web3 tabanlı bir yapıya start veriyorlar, sırasıyla nft, sanat, grafik sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, dosya aktarma, kimlik tanımlama, para transferleri gibi projelerle tüm hayatımıza girmeye hazırlanıyor, konu çok detaylı bir hazırlık yaparak yazım yapabilirdim ki çok sürer, Barış Özcan'ın Metaverse içerikli videolarını tavsiye ederim, hoş olmamakla, hayatımıza getireceği kolaylıklarla birlikte hoşunuza gidecek bu değişimi izleyin yabancı kalmayın arkadaşlar..
Bize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. Her birimizi tam bir boşluğa, dış dünyaya sıkı sıkıya kapalı bir odaya hapsetmekle, eninde sonunda dilimizi çözecek olan baskı,…devamıBize hiçbir şey yapmadılar, bizi tümüyle hiçliğin içine yerleştirdiler, çünkü bilindiği gibi yeryüzünde hiçbir şey insan ruhuna hiçlik kadar baskı yapmaz. Her birimizi tam bir boşluğa, dış dünyaya sıkı sıkıya kapalı bir odaya hapsetmekle, eninde sonunda dilimizi çözecek olan baskı, dayak ve soğuk yoluyla dışarıdan değil içeriden yaratılacaktı.. Yapacak, duyacak, görecek hiçbir şey yoktu, her yerde ve sürekli hiçlikle çevriliydi insan, boyuttan ve zamandan tümüyle yoksun boşlukla. Bir aşağı bir yukarı yürürdü insan, düşünceleri de onunla birlikte bir aşağı bir yukarı, bir aşağı bir yukarı yürüyüp dururdu. Ama ne kadar soyut görünürlerse görünsünler, düşünceler de bir dayanak noktasına gereksinim duyarlar, yoksa kendi çevrelerinde anlamsızca dönmeye başlarlar; onlar da hiçliğe katlanamaz. İnsan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. Bekleyip durur insan. Hiçbir şey olmaz. İnsan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür.
Hiçbir şey olmaz. İnsan yalnız kalır.
Yalnız.
Yalnız.
Bir keresinde bir çocuğun ağlamak üzere olduğunu anlatmak için yetişkinler, yani aptal insanlar gibi "Canım ağlamak istiyor." yerine, "Canım gözyaşı istiyor." dediğini duydum. (Eğer böyle bir tane bulup da yazabilse) ünlü bir şairde gayet dokunaklı bulacağımız kadar edebî olan bu…devamıBir keresinde bir çocuğun ağlamak üzere olduğunu anlatmak için yetişkinler, yani aptal insanlar gibi "Canım ağlamak istiyor." yerine, "Canım gözyaşı istiyor." dediğini duydum. (Eğer böyle bir tane bulup da yazabilse) ünlü bir şairde gayet dokunaklı bulacağımız kadar edebî olan bu cümle, dosdoğru gözkapaklarının altından fışkıran sıcacık yaşlardan doğmuştur ve gözkapakları yaşamakta olduğu sıvı ıstırabın bilincindedir. “Canım gözyaşı istiyor!” O küçücük çocuk, ne de güzel tarif etmişti kendi sarmalını.
Söylemek! Söylemeyi bilmek! Varlığı yazıya dökülmüş sesin, zihindeki görüntülerin üzerine kurabilmek! Hayat daha fazlasına değmez: Ondan ötesi, erkeklerden ve kadınlardan, farazi aşklardan ve sahte gerçekliklerden; birbirimizi sindirmek ve unutmak için kurnazca oyunlardan, adına gökyüzü denen duygudan yoksun, soyut, koca mavi kayanin altında bir taşı kaldırınca kaçışıveren böcekler gibi dört bir yana koşturup duran varlıklardan ibaret.
Huzursuzluğun Kitabı - Fernando Pessoa
Gerçek bilge, kasları yükseklere çıkmaya yatkın olan, buna karşılık, dünyaya dair bildiklerinden dolayı, çıkmayı reddeden kişidir. Gönlünde bütün dağlar onundur; durduğu yerden bütün vadilerin sahibidir. Huzursuzluğun Kitabı - Fernando Pessoa
Etrafımızı saran ne varsa bizden aşağıdadır: Hayat alçalan bir yokuş, bütün heybetiyle yükselen o varlığın, o doruğun, yani bizim önümüze serilmiş bir ovadır. İçimizde kazalardan, kötülükten başka bir şey yok ve birdenbire edindiğimiz bu heybet de bizim değil aslında: Yukarıdayken…devamıEtrafımızı saran ne varsa bizden aşağıdadır: Hayat alçalan bir yokuş, bütün heybetiyle yükselen o varlığın, o doruğun, yani bizim önümüze serilmiş bir ovadır.
İçimizde kazalardan, kötülükten başka bir şey yok ve birdenbire edindiğimiz bu heybet de bizim değil aslında: Yukarıdayken bütün heybetimiz, boyumuzla sınırlıdır; oraya kadar çıktıysak, ayaklarımızla çiğnediklerimiz sayesinde olmuştur bu ve o kadar yükseğe çıkmamızı da, sadece aştığımızı sandıklarımız sağlamıştır.
insan zenginse daha rahat soluk alır; ünlüyse daha özgürdür; bir asalet unvanını varsa, küçük dağları yaratmışsınız demektir. Her şey oyun, ama o oyun bile bizim eserimiz değil. Ya kendimiz tırmanmışızdır onun yanına, ya başkaları bizi çıkarmıştır ya da zaten dağın doruğundaki evde doğmuşuzdur.
Diyelim ki, tam aynı tabiatta iki kişi birleşseler, onlar her birinin ayrı ayrı olduğu zamandan iki defa daha kuvvetli bir kişi olurlar, öyle ise insana insandan faydalı bir şey yoktur; insanların diyorum, hepsinin her şeyde bütün Ruhları ve Bedenleriyle sanki…devamıDiyelim ki, tam aynı tabiatta iki kişi birleşseler, onlar her birinin ayrı ayrı olduğu zamandan iki defa daha kuvvetli bir kişi olurlar, öyle ise insana insandan faydalı bir şey yoktur; insanların diyorum, hepsinin her şeyde bütün Ruhları ve Bedenleriyle sanki tek bir Ruh ve tek bir Beden olacakmış gibi uyuşmalarından ve hepsinin birden varlıklarını korumaya çalışmalarından, hepsinde ortak olan faydayı hepsinin birden aramasından daha iyi, varlıklarını korumak için isteyebilecekleri bir şey yoktur; buradan şu sonuç çıkar ki, akılla yöneltilen, yani aklın güdümü altında kendilerine faydalı olanı arayan insanlarda, başkaları için de istemedikleri hiçbir şeye karşı kendileri için arzu olamaz ve böylece onlar doğru sözlü, iyi niyetli ve namuslu insanlar olurlar.
Aklın emirleri bunlardır ve bunları yapmak için başlıca sebep, eğer mümkünse, söylediğim ilkeye inananların dikkatini çekmek idi; herkesin kendisine faydalı olanı araştırmasının kabul edilmesi erdem ve ahlâklılığın değil, ahlaksızlığın köküdür.
Etika - Spinoza
Sevgimizin, nefretimizin konusunu herkesin değerlendirmesi için çaba, gerçekte bir hırstır, herkesin tabiatı bakımından başkalarının kendi yaradılışına göre yaşadığını görmek iştahı vardır ve herkeste aynı iştah olduğundan dolayı insanlar birbirlerine engel olurlar ve çünkü herkes, herkes tarafından övülmek, ya da sevilmek…devamıSevgimizin, nefretimizin konusunu herkesin değerlendirmesi için çaba, gerçekte bir hırstır, herkesin tabiatı bakımından başkalarının kendi yaradılışına göre yaşadığını görmek iştahı vardır ve herkeste aynı iştah olduğundan dolayı insanlar birbirlerine engel olurlar ve çünkü herkes, herkes tarafından övülmek, ya da sevilmek ister, bundan dolayı da karşılıklı bir kin ve nefrete ulaşır.
Yalnız bir kişinin sahip olabileceği bir şeyden bir kimsenin sevinç duyduğunu hayal edecek olursak, onun buna artık sahip olmaması için çaba harcarız.
Sırf bir kimsenin bir şeyden sevinç duymasını hayal etmemiz yüzünden bu şeyi severiz ve ondan sevinç çıkarmak isteriz, fakat hipotez gereğince, hayal ederiz ki bu sevince engel olan şey bir başkasının sevinç duymasından ileri gelir; o zaman onun bu şeye sahip olmaması için çaba harcarız.
Bu suretle görüyoruz ki tabiatlarının yatkınlığı yardımıyla, insanlar genel olarak bahtsız olanlara karşı acıma duygusuna sahip olmaya ve bahtlı olanlara karşı haset duymaya hazırdırlar ve bahtlılara karşı kinleri (nefretleri) bir başkasının sahip olduğunu hayal ettikleri şeyleri ne kadar fazla severlerse o kadar büyük olur.
Çünkü insan taş kalpli olsa bile gözleri yine de sulanır, çünkü tutkuların kimyası denen bir şey vardır ve anlatımsal hileler ağlatma amacı taşıdığı zaman insanı mutlaka ağlatırlar; en alayci züppeler bile gözyaşlarını gizlice silmek için burnunu kaşıyormuş gibi yapmak zorunda…devamıÇünkü insan taş kalpli olsa bile gözleri yine de sulanır, çünkü tutkuların kimyası denen bir şey vardır ve anlatımsal hileler ağlatma amacı taşıdığı zaman insanı mutlaka ağlatırlar; en alayci züppeler bile gözyaşlarını gizlice silmek için burnunu kaşıyormuş gibi yapmak zorunda kalacaktır.
Düşman yaratmak - Umberto Eco
Olgunlaşma insanoğlunun gücünün sınırları içinde midir? Yineleme yoluyla elde edebilir mi olgunlaşmayı? Yalnızca böyle bir ütopyanın bakış açısından, iyimserlik ve kötümserlik kavramlarını tam hakkını vererek kullanmak mümkün olabilir: İyimser, beş numaralı gezegende insanlık tarihinin daha az kanlı olacağını düşünen adamdır.…devamıOlgunlaşma insanoğlunun gücünün sınırları içinde midir?
Yineleme yoluyla elde edebilir mi olgunlaşmayı?
Yalnızca böyle bir ütopyanın bakış açısından, iyimserlik ve kötümserlik kavramlarını tam hakkını vererek kullanmak mümkün olabilir: İyimser, beş numaralı gezegende insanlık tarihinin daha az kanlı olacağını düşünen adamdır. Kötümser, tersini düşünendir.
Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği - Milan Kundera