"Küçük ateşle parlayıverir. Bir anda tozutur. Bir anda her şeyi yok edebilir. Ben susarım oysa. Ben alınırım, içlenirim. Kendi kendime ağlarım. Perdeleri örterim, ışıkları kısarım, müzik dinlerim. Nakış işler, dikiş dikerim. Saçlarımı bigudiye sarar, bütün bir gün öyle gezebilirim."
Prens dizisinden bazı alıntılarım: Ne kadar da inanarak boş konuşuyor. Hamam kuşları iyi misiniz? Adama dedim ki kahraman generallerim var benim. İki tane çarşaflı, nevresimli deli geldi. Orda gökler canımı alsın dedim de almadı. Philip'e gösteriş yapıcam diye çatalla bezelye…devamıPrens dizisinden bazı alıntılarım:
Ne kadar da inanarak boş konuşuyor.
Hamam kuşları iyi misiniz? Adama dedim ki kahraman generallerim var benim. İki tane çarşaflı, nevresimli deli geldi. Orda gökler canımı alsın dedim de almadı.
Philip'e gösteriş yapıcam diye çatalla bezelye yiyor embesil
Olur mu öyle şey köpek? Ben senin sözlerinle incinecek biri miyim?
Sen nasıl bir insansın ya, abinin bolluk ve refah içinde yaşaması için istemediğin bir evlilik yapıp hayatından vazgeçmek bu kadar mı zor? Sen bu kadar mı bencil bir insansın
-Abim yapmaz. Yapamaz. Gözünün önündeki dağı bile vuramaz.
-Geber Haşerya!
Öpüceksen öp. Kardeşimiz değil o üvey. Sevmiyoruz onu
Sen benim için çok değerlisin tamam mı, defol
Kuduruyorsun ben kral oldum diye? Ha? Kudur! Ben Kral oldum sen gelin. Ne oldu o martavallar? Yurt dışında okuyacam ayakalarımın üstünde durucam...
Lal Masallar üç hikayeden oluşuyor. Azer ile Yadigar, Muradhan ile Selvihan, Ulak ile Sadrazam. Üç hikayenin ortak noktası karakterlerinden birinin lal olmasıdır. Azer ile Yadigar'da gözü pek, kalbi ak bir aşığının yolculuğunu görüyoruz. Gurbet hasreti, dünyayı tanıma arzusu, tabiatın dilini…devamıLal Masallar üç hikayeden oluşuyor. Azer ile Yadigar, Muradhan ile Selvihan, Ulak ile Sadrazam. Üç hikayenin ortak noktası karakterlerinden birinin lal olmasıdır.
Azer ile Yadigar'da gözü pek, kalbi ak bir aşığının yolculuğunu görüyoruz. Gurbet hasreti, dünyayı tanıma arzusu, tabiatın dilini öğrenme, saz çalma ve en sonunda ise aşık olma, aşığın lal aşkı işleniyor. Zaten çokça hakim olduğumuz Türk geleneklerinin ve anadolu toprağının işlenmesi hikaye ile bağ kurmamızı kolaylaştırıyor ve çocukluğumuzda dinlediğimiz masalların büyüsünü andırıyor.
Muradhan ile Selvihan'da erişilemez gidilemez billursarayı ve onun sahibi olan Selvihan'ı görüyoruz. On dördüne varmadan bilmediği hüner kalmayan, ırmağın kıyısında dursa ırmağın duracağı güzellikte olan Selvihan'ın semah esnasında gördüğü Murathan'a olan aşkı işleniyor. Murathan ile Selvihan lal bir aşkın, sadece yürek ile kurulan bu imkansız aşkın ve bu aşk uğruna yapılan nice fedakarlıkların öyküsüdür.
Ulak ile Sadrazam
Bir padişah. Ölümünün iki nedeni vardı. Hastalıktan mı öldü, zehirden mi? İki doktoru vardı hangisi zehirledi? İki Sadrazamı vardı, biri kahramanlardan, öteki devşirmeydi. Sonra iki oğlu biri ekber evlat diğeri kaftan doğumlu. İki uşak vardı biri Hademe-i hassa'dan, diğeri ise en güvenilir, en sadık, lal olan... Padişahın ölümünü görmüştü kahramanlardan olan Sadrazam. Kulluk yağtığı padişahını gerçekten sevmiş miydi, kimse onu sevmez iken onu kollayan tek kişi olan Padişah Sadrazam'ı sevmiş miydi? Padişah'ın ölümü Sadrazam'ın ölümü demekti. İki farklı beden bir canda buluşmuştu. Ekber oğlanı mı tahta çağırıcaktı yoksa daha güvendiği kafdan doğumluyu mu? İkisini birden çağırırsa iki ulak. İlk ulak sıradan seçilmişti. Güvenilir ulağın hayatı kendi hayatı demekti, kafdan doğumluya giden bu ulak onun canı demekti, bir beden üç can olmuştu şimdi. Lal olan ulak sadakatini, içten sevgisini kahramanlardan olan Sadrazam'a gösterebilmiş yüreğinin gizini dökebilmiş miydi?
"Elimi uzatsam tutamasam Olanca sevgimi yalnızlığımı Düşünsem hayır düşünmesem Senin hiç haberin olmasa Senin hiç haberin olmaz ki Başlar biter kendi kendine o türkü Yağmur yağar akasyalar ıslanır Bulutlar uçuşur geceleyin Ben yağmura deli buluta deli Bir büyük oyun yaşamak…devamı"Elimi uzatsam tutamasam
Olanca sevgimi yalnızlığımı
Düşünsem hayır düşünmesem
Senin hiç haberin olmasa
Senin hiç haberin olmaz ki
Başlar biter kendi kendine o türkü
Yağmur yağar akasyalar ıslanır
Bulutlar uçuşur geceleyin
Ben yağmura deli buluta deli
Bir büyük oyun yaşamak dediğin
Beni ya sevmeli ya öldürmeli
Yitirmeli büyük yolların birinde ne varsa
Böcekler gibi başlamalı yeniden
Bu Allahsız bu yağmur işlemez karanlıkta"
"Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle: İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı? " "Eğer bana o zamanlar 'Haydi, sen de cepheye git ve öl, o zaman savaş bitecek ve çocuklar da aç kalmayacak' deselerdi, hiç tereddüt etmeden giderdim cephede ölmeye. Böylesine acıkmış…devamı"Söyle bana Toprak Ana, gerçeği söyle: İnsanlar savaşmadan yaşayamazlar mı? "
"Eğer bana o zamanlar 'Haydi, sen de cepheye git ve öl, o zaman savaş bitecek ve çocuklar da aç kalmayacak' deselerdi, hiç tereddüt etmeden giderdim cephede ölmeye. Böylesine acıkmış çocukların o bakışlarını bir daha görmezdim. Bir gün bu düşüncemi Aliman'a söyledim. Yüzüme baktı ve şöyle dedi: - Ben de aynı şeyi yapardım ana? İşin en korkunç yanı çocukların niçin aç kaldıklarını, niçin yiyecek bulamadıklarını anlayamaması...Yetişkinler hiç olmazsa açlığın sebebini biliyor ve bunun bir gün son bulacağını düşünerek avunuyorlar, ama çocuklar bilmiyor ve anlamıyor. "
"35 yaşımdayım daha hiçbir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın..." "Bugün olsa hiç kimseyi benim olması için zorlamazdım. Bırak gitsin... " "Biliyor musun ben hep mantık evliliği yapıcam diye düşünürdüm kendi kendime. Yani aşk beni hep ıskalar diyordum kendime ama…devamı"35 yaşımdayım daha hiçbir şey yaşamadım ki ortasında olayım hayatın..."
"Bugün olsa hiç kimseyi benim olması için zorlamazdım. Bırak gitsin... "
"Biliyor musun ben hep mantık evliliği yapıcam diye düşünürdüm kendi kendime. Yani aşk beni hep ıskalar diyordum kendime ama ne bileyim böyle bodoslamadan bindireceğini. "
"Denizlerde oluşan gelgitleri saniyesine kadar önceden kestirebiliriz. Kuşların ve balinaların göçlerini tarihleriyle saptayabiliriz. İnsan olarak ayın yüzeyinde yürüyebiliriz ama bunlar denizlerin görkemliliğini, kuşların büyüsünü ve gezegenlerin güzelliğini azaltır mı?"
"Eksilenler vardı yanımızdan yöremizden ne yapabiliriz başka, bilemeden yürüyoruz arada küçük molalar ağlıyoruz o sevdiğimizse aşikar değilse derine daha derine acıyla hüzünle yaşla doldurulmuş hazine açıyoruz arada, giderek uzaklaşma ah yaş, süreğen saati unutkanlığın yüzeyde avunma şaşkın sarkaç çevresi boşalmış…devamı"Eksilenler vardı yanımızdan yöremizden
ne yapabiliriz başka, bilemeden
yürüyoruz arada küçük molalar
ağlıyoruz o sevdiğimizse aşikar
değilse derine daha derine
acıyla hüzünle yaşla doldurulmuş hazine açıyoruz arada, giderek uzaklaşma
ah yaş, süreğen saati unutkanlığın
yüzeyde avunma
şaşkın sarkaç çevresi boşalmış anlamsız
biz kalır mıyız"
...
"bilemiyoruz yaşamayı severek
ve sevmeden
belki hem severek hem sevmeden
böyle parçalanarak dağılarak
mı ölünür?
dünyaya bir bütünlük bırakmadan
oysa ölüm bile usul usul
yaşama benzer"
"Birini çok sevdiğinizde o sizi çok üzse de onun yanında ağlamak istersiniz, o size korkunç bir şey yapsa da onun kollarında teselli bulmak istersiniz. Birini çok sevdiğinizde size bin kere de yalan söylese yine herkesten çok ona inanmak istersiniz."