Bitti... Gerçekten çok güzel bir webtoondu. Başlarken hiç bu kadar seveceğimi düşünmemiştim. Başlarda bir tık ana karakterde misyon eksikliği varmış gibi gelse de sonradan her şey çok güzel bağlandı. Bayıldım gerçekten. Su gibi aktı bitti. Çerezlik okumak için muhteşem bir…devamıBitti... Gerçekten çok güzel bir webtoondu. Başlarken hiç bu kadar seveceğimi düşünmemiştim.
Başlarda bir tık ana karakterde misyon eksikliği varmış gibi gelse de sonradan her şey çok güzel bağlandı. Bayıldım gerçekten. Su gibi aktı bitti.
Çerezlik okumak için muhteşem bir webtoon. Çizimlerinden de hikayesinden de çok zevk aldım.
‼️Spoiler‼️
Ayrıca sonunda düzenli olarak hala güçlü kalarak güçlenen bir karakter okumak çok hoştu. Normalde genelde ana karakterler hep önce bir düşer, birilerinin karşısında güçsüz kalır. Sonra güçlenir. Böylesini okumak güzeldi.
Çok güzel, kısa ve anlamlı bir hikayeydi. Yaşar Kemal'in tarzını çok seviyorum. Bu kitabı ve anlatmak istedikleri de çok güzeldi. Ama ben yine de Yaşar Kemal'den daha önce okuduğum efsaneler kadar sevemedim. Kitapta kuşları yakalayıp kafeslere kapatan, daha sonra da…devamıÇok güzel, kısa ve anlamlı bir hikayeydi. Yaşar Kemal'in tarzını çok seviyorum. Bu kitabı ve anlatmak istedikleri de çok güzeldi. Ama ben yine de Yaşar Kemal'den daha önce okuduğum efsaneler kadar sevemedim.
Kitapta kuşları yakalayıp kafeslere kapatan, daha sonra da bu kuşları para karşılığı insanlara serbest bıraktırtan çocuklar anlatılıyordu. Bu geleneğin adı azat buzatmış. Bana çok ama çok saçma geldi. Kitap boyu kuşu yakalayanların, kuşu satın alıp salmak istemeyenlerdeki insanlığı sorgulaması tezatı da bana kafayı yedirtti.
"İstanbulun büyüsü denizinde, yapılarında, göğünde, akarsularında mı yalnız, insanlarında mı? Ya Florya'nın kuşları?"
"Bir mavi kuş vardı, o zamanlar, şimdi gelmez oldu, kökü kesildi zaar. Küçücüktü, bir başparmaktan az iriceydi. Belki de daha iriydi de, insanın kafası makina değildir ki, küçüğü büyük, büyüğü küçük anımsar. Som mavi, güzel, biçimli gagalı, iri kapkara gözlü, lekesiz, yanardöner mavide bir kuştu. Mavisi insanın yüzüne gözüne bulaşır, içine bir aydınlık seli gibi boşanırdı. Dünya aydınlık, güzel, sevinçli bir som mavide balkırdı. Kuşlar geceyi, ay ışığını bile mavilerdi."
"'İnsanlık öldü mü?' dedim.
'Yok,' dedi, 'ölmedi, ölmedi ama, bir şeyler oldu, başka bir yerlerde sıkıştı kaldı herhalde?'
'Nerede kaldı acaba?'
Mahmudun yüzü bir sevinç ışığında şakıdı. İnsanlık belki Mahmudun bu ağız dolusu gülüşünde, bu yürek dolusu sevincindedir, kim bilir, belki...
'Kuşlar da gitti,' dedi Mahmut.
Sonra hiç konuşmadık. Kuşlar da gitti, kuşlarla birlikte de... Ne olacak, kuşlar da gitti."
"İnsanlıktır bu... Kat kattır, en sağlam, en güzel mücevheri en alttadır, soydukça insanlığı, kabuğundan soydukça, bir kat, iki, üç, dört, beş kat, gittikçe aydınlanır insanlık, güzelleşir. Çirkin olan insanlığın en üst kabuğudur. Adam olan hem kendi kabuğunu, hem insanlığın kabuğunu durmadan soymaya çalışır. Soydukça ortalık aydınlanır, soydukça...
'Dur, Mahmut dur.'
'Durmam,' diye bağırdı, 'insanlara söz ettirmem. Olmaz. Bir yerlerde bir şeyler kalmıştır. Durmam, vardır. Parlıyordur. Biz onu bulamıyorsak gücümüz yoktur. O parlak ışığı göremiyorsak, gözümüz içimizin karanlığındadır.'
Umutların öldüğüne iyice inandığın bir anda insanlık, bin-bir yönden açan bir ışık-umut çiçeğiyle birden aydınlanıverir.."
"Sessiz, mavi, geniş, çok uzak bir gökyüzü. İnsan bu gökyüzünü böyle kıyamete kadar kalacak sanırdı."
"Uzaktan, İstanbuldan uğultular geliyor,
kızıl kanatlı yırtıcı kuş Menekşenin üstünde
göğsünü esen yele verip kanatlarını germiş
süzülüyor, önümde İstanbul şehrinin
acımasızlığıın, yitmişliğinin, kendi
kendini, insanlığını unutmuşluğunun, çok
şeyler yitirmişliğinin bir anıt, yüzlerce kuş
başından dikilmiş bir anıtı duruyordu."
(Buradan sonrası kitapla alakalı değil. Bende hatırası kalıcı kalsın, unutmayayım diye yazdım.)
Benim için bu kitabı asıl özel kılan tarafı kitabı alma hikayem. Normalde bu kitabı aylık okuma grubunda okuyacaktık ama ben kitabı alamadığım için bu ay kitabı okuyamayacaktım. Sonra gara annemi bırakmaya geldiğimde beklerken bir kitapçıya girip gezeyim dedim. Yaşlı bir amca vardı sahibi olarak. Bu kitabı görünce gözüm takıldı, hazır burdayken karşıma çıkmışken alsam mı diye düşündüm. Ama sonradan dedim kesin çok pahalıdır, gar sonuçta. Gerçekten de internetten baktım, 25 lira, arkasına baktım 100 lira.
Dedim yine de şansımı deneyeyim, amcaya sordum etiket fiyatı mı diye, o da dedi ki sana indirim yaparım. Ben dedim ki 100 olmaz, o da sen en fazla kaç verirsin dedi. Ben utanmadım, zaten kabul etmez diye 30 dedim fjsjjddk. Ama amca o kadar tatlıydı ki kabul etti, Yaşar Kemal seçmişsin zaten, bu kitap da sana hediyem olsun, al diyerek 30 liraya verdi kitabı. Daha sonra biraz daha tatlı tatlı konuştuk ve gittim. Bu kısacık hikayeyi bu kadar uzuun anlatmamın sebebi şu: Böyle küçük iyiliklere çok düşüyorum.
Aslında tanımadığım, yabancı insanların yaptıkları küçük, tatlı iyilikler/etkileşimler beni çok etkiliyor. O günkü tüm enerjimi değiştiriyor ve ben de insanların hayatlarına böyle dokunmak istiyorum. Yani aslında olay küçük ama bendeki etkisi çok büyük oluyor :)
Zaten bir de sonrasında garda annemin otobüsünü üç buçuk saat bekledik. Ben kitaba orada başlayıp, orada bitirdim. Üç buçuk saat beklerken kafayı yemediysem bu kitap ve amca sayesinde ndjdjdj. İkisine de minnettarım. Bu da böyle bir anı...:)
Bana arada geliyor cringe şeyler izleme perileri. Yılda bir kez falan bommboş kafayla salak salak şeyler izleyip eğlenmek istiyorum. Genelde de tam sınav haftamda ders çalışmaktan kaçmaya çalışırken buluyorum böyle şeyleri. Ve karşısınızda bu üniversite döneminin cringe dizisi. Eskiden böyle…devamıBana arada geliyor cringe şeyler izleme perileri. Yılda bir kez falan bommboş kafayla salak salak şeyler izleyip eğlenmek istiyorum. Genelde de tam sınav haftamda ders çalışmaktan kaçmaya çalışırken buluyorum böyle şeyleri. Ve karşısınızda bu üniversite döneminin cringe dizisi. Eskiden böyle şeyleri izleyince utanıp sır gibi saklıyordum. Artık aymazlığa vurdum, eğleniyorum nfkdkdkd.
Sonuç olarak normal zamanlarda tavsiye etmiyorum. Ama diyorsanız ki ben Wattpad'in animeye dönmüş halini izleyip, o cringelikle kendimi eğlemek, zeki hissetmek istiyorum ve yapacak da faydalı hiçbir işim yok (ya da o işten kaçıyorum); buyurun karşınızda bu anime fkfjkdjd. Sınav dönemi 12 bölümünü izleyip bıraktım. Kelimenin tam anlamıyla çerez.
Çerezlik bir animeydi. Tam bir kafa dinleme animesi. Ben hep başka şeyler yaparken arkaya açtım. Oturup tamamen buna odaklansam bir iki bölüm sonrası sıkardı muhtemelen. Ama bu şekilde arka planda müthiş aktı. Komi insanlarla iletişim kuramayan, bu yüzden de hiç…devamıÇerezlik bir animeydi. Tam bir kafa dinleme animesi. Ben hep başka şeyler yaparken arkaya açtım. Oturup tamamen buna odaklansam bir iki bölüm sonrası sıkardı muhtemelen. Ama bu şekilde arka planda müthiş aktı.
Komi insanlarla iletişim kuramayan, bu yüzden de hiç arkadaşı olmayan bir kız. Animenin başında sınıfındaki Tadano'yla bir şekilde iletişim kuruyor ve anime boyu Komi'nin 100 arkadaş edinmesine çalışıyorlar. Komi ve Tadano çok tatlılar. Zaten genel olarak tüm karakterler tatlı, klişe karakterler. Bir şekilde akıyor.
Bu arada Komi o kadar utangaç ki en yakın arkadaşı diyebileceğimiz Tadano'yla bile ancak 2. Sezonda, o da birbirleriyle karşı karşıya değillerken sesli konuşabiliyor. Normalde herkesle yazıyla konuşuyor. Ne zaman tam anlamıyla açılacak merak ediyorum. Bu ilerleyiş hızıyla 10 sezonu bulur kdjdj
Animenin tek sevmediğim özelliği aralara attıkları abartılı sapık "komiklikler". Benim hiç hoşuma gitmiyor. Bence tatlı anime havasını da bozuyor. Hiç gerek yok. Japonların bu gereksiz sapıklıklarından nefret ediyorum. Ne gerek var her animenin bir yerlerine sokuşturmaya...
İlk 2 sezonunu izleyip sevmiştim, özellikle arka plan animasyonları muhteşem. Bir tık bana Ghibli hissi veriyorlardı. Şimdi de üçüncü sezonu bitirdim. Gayet güzeldi. Mangasını okuduğum halde bayağı unutmuşum. Yine duygulandım. Animasyonları bu sezon yine çok iyiydi. Bu animenin özellikle savaş…devamıİlk 2 sezonunu izleyip sevmiştim, özellikle arka plan animasyonları muhteşem. Bir tık bana Ghibli hissi veriyorlardı. Şimdi de üçüncü sezonu bitirdim. Gayet güzeldi. Mangasını okuduğum halde bayağı unutmuşum. Yine duygulandım.
Animasyonları bu sezon yine çok iyiydi. Bu animenin özellikle savaş animasyonlarına bayılıyorum. Bence farklı ve güzel bir tarzı var. İzlemeye değer. Konusu ilgi çekici, olay akışı da gayet hızlı.
Bu kitabı beğenemedim. Açıkçası benim için Otostopçunun Galaksi rehberi serisi benim için seri ilerledikçe beğenimin azaldığı bir kitap oldu ne yazık ki. 5 kitaplık toplu kitabı aldığım için artık seriyi bitiririm ancak eğer başka birine tavsiye edecek olsaydım sadece ilk…devamıBu kitabı beğenemedim. Açıkçası benim için Otostopçunun Galaksi rehberi serisi benim için seri ilerledikçe beğenimin azaldığı bir kitap oldu ne yazık ki. 5 kitaplık toplu kitabı aldığım için artık seriyi bitiririm ancak eğer başka birine tavsiye edecek olsaydım sadece ilk kitabı, en fazla da ilk üç kitabı almasını tavsiye ederdim.
Dördüncü kitap artık beni diliyle bile bağlayamadı ne yazık ki. Okurken baştan sonra aşırı sıkıldım, elimde süründü. Bir olay örgüsü yoktu, bir yere varmadı. Benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Son kitap umarım biraz daha iyi olur.
Geçen kitapta da yine aynı sıkıntılardan bahsetmiştim ama Adams'ın farklı tarzı vesaireyle bu açığın yine de keyif almama engel olmadığını yazmıştım. Bu sefer ne yazık ki o keyfi de tam alamadım. O yüzden kitabın sıkıcılığı benim için kabak gibi ortaya çıktı.
Serinin üçüncü kitabı da bitti. Kitabın başları aşırı güzeldi. Metroda başlamıştım ve 32 diş sırıtarak okudum :) İnsanlar deli diye bakmış olabilir. Ama devamı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim maalesef. Başlarından sonrası ilk iki kitaba göre daha durağandı. Bu yüzden bitirmem…devamıSerinin üçüncü kitabı da bitti. Kitabın başları aşırı güzeldi. Metroda başlamıştım ve 32 diş sırıtarak okudum :) İnsanlar deli diye bakmış olabilir. Ama devamı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim maalesef.
Başlarından sonrası ilk iki kitaba göre daha durağandı. Bu yüzden bitirmem daha uzun sürdü. Zaten önsözde de radyo programının yapımcılarından biri Douglas Adams'dan bahsederken olay zinciri yaratmada iyi değil ancak oluşturduğu dünya ve eşsiz hayal gücü muhteşem tarzı şeyler söylüyor.
Ben de buna katılıyorum. Genel olarak bu seriyi okuması gerçekten keyifli. Absürt mizahı, galaksiye yayılmış engin hayal gücünü okumak çok alışılmadık ve sıradışı bir zevk veriyor. Ancak olayların akışı tam olarak belirli değil, takip etmesi zor, ve bazen durağanlaşıp bazen fazla hızlanıyor. Bu da serinin zayıf yanı. O yüzden okurken yer yer sıkıldım.
Ama yine de okumaya değer mi? Evet. Okurken üstte de bahsettiğim sıradışı ve ilgi çekici özellikleri yüzünden okuması çok eğlenceli. Bu yüzden ben de bu seriyi okurken artık olayları takip etmek yerine aynı Adams gibi kendimi onun hayal gücünün akışına bırakıp gideceğim :) Bazı yapımlarda olay değil, akış ve işleniş önemlidir. Otostopçunun Galaksi Rehberi de onlardan biri.
İkinci kitap Evrenin Sonundaki Restoran da bitti. Görüşlerim aynı. Kitap akıcı ve eğlenceli gidiyor. Sadece bu 2. kitabın sonu tatmin edici gelmedi, bir kitabın finaliymiş gibi değildi. Ama zaten devam ettiği için bu da aşırı rahatsız etmedi.
🚀 Otostopçunun Galaksi Rehberi, Douglas Adams ▪️Otostopçunun Galaksi Rehberi tam hayallerimdeki gibi bir kitap. Yıllardır raflarda görürken her zaman okumasının absürt ve eğlenceli olacağını hissediyordum. Öyle de oldu. Otostopçunun Galaksi Rehberi öyle güzel bir isim ki... Bence kitabın ruhunu yansıtmada…devamı🚀 Otostopçunun Galaksi Rehberi, Douglas Adams
▪️Otostopçunun Galaksi Rehberi tam hayallerimdeki gibi bir kitap. Yıllardır raflarda görürken her zaman okumasının absürt ve eğlenceli olacağını hissediyordum. Öyle de oldu. Otostopçunun Galaksi Rehberi öyle güzel bir isim ki... Bence kitabın ruhunu yansıtmada ismi birebir :)
▪️Beşlemenin ilk kitabı olan Otostopçunun Galaksi Rehberi oldukça keyifliydi. Okuması çok eğlenceli ve akıcıydı. Yazar bilimkurguyla absürt komediyi harmanlamış, ortaya da çok güzel bir eser çıkmış.
▪️Zaten iki türe de ayrı ayrı bayılıyordum. Birleşmiş hallerini de ayrı bir sevdim. Normalde bilimkurgu, fantastik gibi türlerin harmanlaması çok sık gördüğümüz bir şey de değil. O yüzden oradan da benden orijinalliği ve bir de bunun hakkını vermesi yüzünden artı bir puan daha aldı.
▪️Kesinlikle tavsiye ederim. Çıtır, eğlendirecek, değişik soluklu bir kitap arıyorsanız bu isteğiniz için birebir 💖
"Olayların her zaman göründüğü gibi olmadığı önemli ve yaygın bir gerçektir. Örneğin Yerküre gezegeninde, insanoğlu başardığı onca şeye dayanarak -tekerlek, New York, savaşlar vs- her zaman yunuslardan daha zeki olduğunu varsaymıştır ve bütün bunlar gerçekleşirken yunusların tek yaptığı suda oradan oraya atlayarak eğlenmek olmuştu. Ama öte yandan yunuslar da her zaman için insanoğlundan çok daha zeki olduklarına inanmıştı - hem de tam olarak aynı nedenler yüzünden."