Sefillerin açgözlülüğü, kıskançlığı, başkalarının refahına duydukları kin, insan denen hayvanının tatmine yönelmiş derin dürtüleri; karanlık yürekler, keder, ihtiyaç, kader, lanetli cehalet. Victor Hugo Sefiller 2 Sayfa 317
Düşünen zihinler şu sözleri az kullanırlar: mutlular ve mutsuzlar. Hiç kuşkusuz başka bir dünyanın bekleme odası olan bu dünyada mutlu insan yoktur. İnsanlar aslında aydınlıktakiler ve karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır. Karanlıktakilerin sayısını azaltıp, aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak, işte hedef budur. Bu…devamıDüşünen zihinler şu sözleri az kullanırlar: mutlular ve mutsuzlar. Hiç kuşkusuz başka bir dünyanın bekleme odası olan bu dünyada mutlu insan yoktur.
İnsanlar aslında aydınlıktakiler ve karanlıktakiler olarak ikiye ayrılır.
Karanlıktakilerin sayısını azaltıp, aydınlıktakilerin sayısını çoğaltmak, işte hedef budur. Bu yüzden "Bilgi!", "Bilim!" diye bağırıyoruz. Okumayı öğrenmek ışığı yakmaktır; tüm hecelemeler kıvılcımlardır.
Zaten aydınlık demek illa ki sevinç anlamına gelmez. Aydınlıkta da acı çekilir; ateşin fazlası yakar. Alev kanadın düşmanıdır. Uçmaya ara vermeden yanmak dâhinin mucizesidir
Bilgilendiğinizde ve sevdiğinizde daha fazla acı çekersiniz. Gün gözyaşlarıyla doğar. Aydınlıktakiler en azından karanlıktakiler için ağlarlar.
Victor Hugo Sefiller 2
Gerçek sefaletin az önce karşısına dikilen o küçük larva olduğunu görmüştü. Gerçekten de, sadece bir erkeğin sefaletini görenler hiçbir şey görmemiş sayılırlar, kadının sefaletini görmek gerekir; sadece kadının sefaletini görenler hiçbir şey görmemiş sayılırlar, çocuğun sefaletini görmek gerekir. Victor Hugo…devamıGerçek sefaletin az önce karşısına dikilen o küçük larva olduğunu görmüştü. Gerçekten de, sadece bir erkeğin sefaletini görenler hiçbir şey görmemiş sayılırlar, kadının sefaletini görmek gerekir; sadece kadının sefaletini görenler hiçbir şey görmemiş sayılırlar, çocuğun sefaletini görmek gerekir.
Victor Hugo Sefiller 2. Cilt S.20
Havva'nın dünyanın ilk gününden beri, tüm kadınların doğdukları günden beri bildikleri eski ve evvel zamandan kalma bir oyun! Ağzı birine yanıt verirken, bakışı diğerine karşılık veriyordu. Victor Hugo Sefiller S.840
Olan olmuştu. Marius bir kadını seviyor, kaderi meçhul bir istikamete doğru ilerliyordu. Kadınların bakışı sakin görünen ama olağanüstü bir güce sahip olan çarklara benzer. Her gün dingince, hiç zarar görmeden ve hiç umursamadan yanından geçilir. Hatta bazen onun orada olduğu…devamıOlan olmuştu. Marius bir kadını seviyor, kaderi meçhul bir istikamete doğru ilerliyordu.
Kadınların bakışı sakin görünen ama olağanüstü bir güce sahip olan çarklara benzer. Her gün dingince, hiç zarar görmeden ve hiç umursamadan yanından geçilir. Hatta bazen onun orada olduğu bile unutulur. Gelen, giden, düşlere dalan, sohbet eden, gülen kişi aniden kıskıvrak yakalandığını hisseder! Her şeyin sonu gelmiştir. Çark sizi tutar, bakış sizi ele geçirir. Sizi nerenizden ya da nasıl ele geçirdiğini önemsemeden zihninizde akıp giden bir düşünceden, bir anlık dalgınlığınızdan yakalar. İşiniz bitiktir. Bu badireye katlanmaktan kaçamazsınız. Gizemli güçlerin zinciri sizi sıkıca kavrar. Çabanız boşunadır. Hiç kimse size yardım edemez. Zihniniz, bahtınız, geleceğiniz, ruhunuz dişliden dişliye, endişeden endişeye, ıstıraptan ıstıraba sürüklenir, acımasız bir yaratığa mi yoksa soylu bir yüreğe mi, artık kime tutsak olduysanız ona göre bu korkunç makineden ya utançla çirkinleşmiş ya da tutkuyla güzelleşmiş halde çkarsınız.
Victor Hugo Sefiller S.838-839
Gerçekten de, etten yapılmış gözlerimize bir başkasının vicdanını görebilme olanağı verilseydi, bir insan hakkında düşüncelerinden çok düşlerine bakarak daha kesin bir karar verilebilirdi. Düşüncede var olan irade düşlerde yoktur. Tamamen doğaçlama olan düşler, olağanüstülükte ve ideal olanda bile zihnimizin görünümüne…devamıGerçekten de, etten yapılmış gözlerimize bir başkasının vicdanını görebilme olanağı verilseydi, bir insan hakkında düşüncelerinden çok düşlerine bakarak daha kesin bir karar verilebilirdi. Düşüncede var olan irade düşlerde yoktur. Tamamen doğaçlama olan düşler, olağanüstülükte ve ideal olanda bile zihnimizin görünümüne bürünür ve onu korur. Ruhumuzun derinliklerinden çıkan hiçbir şey kaderin ihtişamına yönelmiş düşüncesiz ve ölçüsüz özlemler kadar dolaysız ve safiyane olamaz. Bu özlemler, bir insanın gerçek kişiliğini bütünlük arz eden, mantıklı, birbirleriyle uyumlu düşüncelere oranla daha net bir şekilde ortaya koyar. Bize en çok benzeyen düşlerimizdir. Kişiliğine göre kimi bilinmeyeni, kimi imkânsızı düşler.
Victor Hugo Sefiller S.817