Spoiler içeriyor
Hayatımın belirsizlikler ile dolu bu zamanlarında ilaç gibi geldi. Özellikle uyuyamadığım gecelere. Daha önce Arthur Conan Doyle, John Verdon ve Agatha Christie okumuştum ancak Tess Gerritsen çok dolaysız anlatıyor ve bu kitabı daha sürükleyici kılıyor. Karakterlerin duygu durumunu vermeyi de…devamıHayatımın belirsizlikler ile dolu bu zamanlarında ilaç gibi geldi. Özellikle uyuyamadığım gecelere.
Daha önce Arthur Conan Doyle, John Verdon ve Agatha Christie okumuştum ancak Tess Gerritsen çok dolaysız anlatıyor ve bu kitabı daha sürükleyici kılıyor. Karakterlerin duygu durumunu vermeyi de ihmal etmiyor ama genel olarak gidişatı da seziyorsunuz. Moore ve Rizzoli değil de Moore ve Catharine olacağını seziyorsunuz. Bu bakımdan ne olacağını değil nasıl olacağını okuyorsunuz..
Teknik açıdan bence gayet iyidi zaten onlarca kitap yazmış birini teknik açıdan değerlendirmek de pek haddime değil.
Rizzoli benim en sevdiğim karakter oldu ve serinin kalan kitaplarında onun olmasına sevindim. Bu kitapta Isles katılmadı henüz ama Moore karakterinin merkezde olduğu bir romandı zaten.
Rizzoli aşırı haklı tüm roman boyunca. Moore konusunda romantik bir çekim duydu başta, kıskançlık sebebi zaten buydu Catharine'e. Ama ne yazık ki günün sonunda güzel ve çekici kadınlar talep görüyor. Bunu bir erkek olarak aynı zamanda bir öz eleştiri olarak yazıyorum aslında. Rizzoli mesleki yaşantısını özel hayatındaki haksızlıklar ile inşa etmiş biri dolayısıyla kırılgan olduğu yerler var. Güzel bir kadın gördüğünde komplekse giriyor ya da bir erkeğin ilgisini çekemediğinde. Ama gerçekten aynı zamanda dobra ve mantıklı bir dedektif olduğunu da düşünüyorum. Yazar, kurbanlardan tutun da Rizzoliye kadar, kadın olmanın zorluklarından gizliden gizliye hep dem vurmuş. Bu bakımdan kadınların travma sonrası durumlarını anlamam bakımından da güzeldi. Bir kadının tacize/tecavüze uğraması ne kadar korkunç ve ne kadar derin izler bırakır bunu erkek olmama rağmen çok derin hissettim. Bu da mesela yazarın en önemli başarılarından biriydi kitap boyunca.
Katile okurken küfürler etmekten geri durmadım. Çünkü hasta olmadığını biliyorsunuz. O hasta değil. Fantezileri alışılmışın dışında ve sapkın ve bu tipler gerçekten var. Sapkın biri deyince aklıma Cerrah gelecek. Genelde zaten kültürlü ve zengin bir aileden geliyorlar bu şaşırtmıyor. Bu konu üzerine derinleşmek için ve diğer kitaplarda da katil psikolojilerini anlamak için Sapkınlığın Tarihi diye bir kitap aldım yakında bunu onunla değerlendiririm umarım.
Tıbbi terimlerin sıklığı şikayet edildiği kadar yormadı beni şahsen. Nasıl olsa ben o ameliyat masalarında sonuca bakmaya devam edeceğim :D öldü mü kaldı mı bu bilgi benim için yeterli. Tıpçı olanlar ayrı bir keyifle okuyordur ama eminim. Yazar tıp doktoru olmanın da tüm nimetlerinden faydalanıyor ama eser boyunca. Kendisi belli ki çok fazla ölü gördü morg gördü ceset gördü. Çünkü tasvirleri mükemmeldi.
Yakın zaman önce dedemi görmüştüm morgta ama sanırım benim gördüğüm uyuyan bir yüzmüş salt. Kitaptaki ölüm biçimleri çok korkunç.
Kısacası başarılı.
Serinin ilk kitabı. Başlanacaksa burdan başlamalı bunu da not edeyim.
9/10