Çok daha kaliteli muadilleri olan bir film bence. Amerika sineması siyahilere yapılan ırkçılıktan dolayı bir şekilde kendini affettirmek için bu tarz filmleri ödülsüz bırakmıyor. 4 akademi (oscar) ödülü almış. Ama dediğim gibi çok daha iyi olan filmler var. En başta…devamıÇok daha kaliteli muadilleri olan bir film bence. Amerika sineması siyahilere yapılan ırkçılıktan dolayı bir şekilde kendini affettirmek için bu tarz filmleri ödülsüz bırakmıyor. 4 akademi (oscar) ödülü almış. Ama dediğim gibi çok daha iyi olan filmler var. En başta Can Dostum, Yeşil Rehber filmlerini öneririm.
Kitabın kahramanı, daha doğrusu anlatıcısı Amerikada yaşayan küçük bir çocuk. Ve her normal insan gibi rüyalar görüyor. Tek fark, gördüğü rüyalarda milyonlarca yıl önceki bir insan-primat karışımı bir hayvanın bedeninden anlatıyor hikayesini. Adı bile var "kocadiş". Hikayenin kahramanları Anlatıcı olan…devamıKitabın kahramanı, daha doğrusu anlatıcısı Amerikada yaşayan küçük bir çocuk. Ve her normal insan gibi rüyalar görüyor. Tek fark, gördüğü rüyalarda milyonlarca yıl önceki bir insan-primat karışımı bir hayvanın bedeninden anlatıyor hikayesini. Adı bile var "kocadiş". Hikayenin kahramanları Anlatıcı olan kocadiş, eşi (seçtiği dişi) Tezayak, yakın arkadaşı SarkıkKulak ve baş düşmanı Kızılgöz... Hikâyeyi ilginç kılan birçok detay var. Evrim o kadar güzel işlenmişki hikayeye. Burada tabiki Jack London abimizin yazarlık-yaratıcı zekasına tekrar hayran kaldım. Düşünün rüya görüyosunuz ve rüyanızda DNA nızda kalıntılarını, izlerini, kodlarını taşıdığınız , milyonlarca yıl önce yaşamış atanızın bedeninde olduğunuzu görüyosunuz. Onun avlanıp yediği çiğ etin tadını alabiliyorsunuz. Yırtıcılardan kaçıp ağaç tepelerine yada mağara kovuklarında yaşıyorsunuz, tuhaf sesler çıkarıp dans ediyorsunuz. Ateş adamların (daha gelişmiş insanımsılar, muhtemelen neanderteller) oklarından kaçıyosunuz. Ne müthiş bir kurgu. Okuyup okutulması gereken bir kitap.
Son olarak ; hepimiz rüyamızda yüksek bir yerden düşerken aniden korkuyla uyanmışızdır. Peki bunun nedeni nedir sizce. Sadece basit bir rüya olmasa gerek. Acaba çok çok eski zamanlarda yaşamış atalarımızdan kalma bir olay mı? Bana göre mantıklı cevabını yazarımız bu kitapta vermiş. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Haluk Bilginer ve Ali Atay'ı ilk Masum dizisinde izlemiştim ve oyunculukları uyumluydu. Bu filmde de bence çok iyilerdi. İkisini de başka filmlerde görmek ümidiyle. Gelelim filme; bu tarz dram filmlerini başarılı kılan çelişkili, sorunlu olan karakterlerin psikolojilerini yansıtma biçimi sanırım…devamıHaluk Bilginer ve Ali Atay'ı ilk Masum dizisinde izlemiştim ve oyunculukları uyumluydu. Bu filmde de bence çok iyilerdi. İkisini de başka filmlerde görmek ümidiyle. Gelelim filme; bu tarz dram filmlerini başarılı kılan çelişkili, sorunlu olan karakterlerin psikolojilerini yansıtma biçimi sanırım filmi kaliteli ya da vasat yapabiliyor. Bu filmde de baba ve oğul arasındaki çatışma durumu çok çok güzel işlenmiş. Bazı filmlerde bu duygusal soslamayla insanın gözüne sokulmaya çalışılıyor ve haliyle kötü bir film ortaya çıkıyor. Bu filmde birkaç eksiklik dışında bence diyaloglar ve o çatışma durumu çok güzel yansıtılmış. Örneğin Ali Atay'ın canlandırdığı karakter, babasının annesini ve onu terketmesi , bundan kaynaklı travması müthiş tiradla süslenmiş. Mutfaktaki o konuşma çok çok iyiydi. Haluk Bilginer zaten müthiş tirad oyuncusu . onun üstüne çok birşey söyleyemiyorum. Hande Doğandemir'in oyunculuğunu çok severim ama bu filmde çok az kullanılmış . ve bence yanlış yer ve zamanda kullanılmış. Boşanmak üzere olduğu eşini görmek için mi geldi köye, mahkeme olayını çözmek için mi? Sanırım filmin bu kısmı üstünde çok durulmamış. Ama bu kısa role rağmen aralarındaki konuşma psikolojik alt metinler çok sağlamdı. Sözlerini tam hatırlamasam da şu replik efsaneydi "sen buraya babana olan nefretini göstermek için geldin"
Bunun dışında Nuh Ağacı, köylüler, muhtar, imam üstünde sanırım çok durmaya gerek yok.
Sadece Ali Atay ve Haluk Bilginer diyalogları için bile izlenir bu film. 7/10
Beklentimin çok çok üstünde bir kitap. 8 ayrı öyküden oluşuyor. Ama bu 8 öykü de aynı olay çevresinde yaşanan öyküler. Sanki 8 katlı bir apartmanın her dairesinde yaşanan günlük yaşantılar gibi. (kieslowski- Dekalog filmi izlenimi yarattı bende)
Nasıl bir inceleme yazısı yazmalıyım tam emin değilim. Kitabı sevdim mi? evet. Ama sanırım istediğim şekilde bir final olmadı. Ya da eksik kaldı . ya da güzel ilerleyen bir kurgu "giriş taşı" metaforuyla berbat edildiği için de olabilir. Kitap içerisinde…devamıNasıl bir inceleme yazısı yazmalıyım tam emin değilim. Kitabı sevdim mi? evet. Ama sanırım istediğim şekilde bir final olmadı. Ya da eksik kaldı . ya da güzel ilerleyen bir kurgu "giriş taşı" metaforuyla berbat edildiği için de olabilir. Kitap içerisinde kullanılan diğer kurgular çok sağlamdı.Kitabın karakterlerine gelecek olursak; çok çok iyi karakterlerdi ve diyalogları hakikaten sağlamdı. Özellikle nakata ile ona yardım eden genç kamyon şoförü arasındaki ilişki güzeldi. Kafka tomura ve oşima arasındaki edebi ve sanatsal konuşmalar şahaneydi. Bunun yanında ormanda ilkokul çocuklarının bayılarak bilinçlerini kaybetmeleri ve bu olayın çözülmeden (yada kurgunun sonuna etki etmeden) bitirilmesi benim açımdan doyurucu olmadı tabiki.
yazarımız bu kitabın anlaşılabilmesi için tekrar tekrar okunması gerektiğini belirtmiş. Belki de şuan kafamdaki kitapla ilgili oluşan boşluklar bundan dolayıdır ;)
Şimdiden iyi okumalar dilerim. Okuyan arkadaşlar yorum yazarsa sevinirim . en azından beyin fırtınası yapmış oluruz. Tartışmaya çok açık bir kitap çünkü.
Modern insan! hayat koşuşturmacasını, ideallerini, kariyerini vs bi kenara bırakırsa nolur? Yalnız kalır. Yalnız kalmak her ne kadar kulağa kötü gelse de, tercih edilmiş yalnızlık kaliteli yaşıyorsanız güzeldir. Ama amaçsız bir yalnızlık tek kişilik bir hapishaneye de dönüşebilir. Peki bu…devamıModern insan! hayat koşuşturmacasını, ideallerini, kariyerini vs bi kenara bırakırsa nolur? Yalnız kalır. Yalnız kalmak her ne kadar kulağa kötü gelse de, tercih edilmiş yalnızlık kaliteli yaşıyorsanız güzeldir. Ama amaçsız bir yalnızlık tek kişilik bir hapishaneye de dönüşebilir. Peki bu yalnızlar bir barda rutin olarak toplanırlarsa nolur? Bol bol muhabbet olur, kaliteli dolu dolu sohbetler edilir ve tatlı bir dostluk olur. Oyuncu kadrosu da çok iyidir. Son söz olarak, Bana yabancı bi filmi andırıyor gibi. Güneşli Pazartesiler filmine şöyle bi göz kırpıyor gibi . izleyin derim .
İlya Ehrenrenburg'un 2.Dünya savaşı öncesi ve sonrasında dünyanın tarihi çizgisini şekillendirecek tarihi roman serisi Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga. Paris Düşerken'i okurken açıkçası yorulmuştum. Nedeni çok fazla karakterin yer alması. İkinci seri kitabı FIRTINA'da baştan not alarak okudum.…devamıİlya Ehrenrenburg'un 2.Dünya savaşı öncesi ve sonrasında dünyanın tarihi çizgisini şekillendirecek tarihi roman serisi Paris Düşerken, Fırtına ve Dipten Gelen Dalga.
Paris Düşerken'i okurken açıkçası yorulmuştum. Nedeni çok fazla karakterin yer alması. İkinci seri kitabı FIRTINA'da baştan not alarak okudum. Kitaba gelecek olursak, Paris Düşerken kitabında daha çok Fransa burjuvazisini, Alman (Hitler) faşizminin karşısında nerdeyse savaşmadan şapka çıkarması anlatılıyordu.
FIRTINA 'da yine daha çok Fransa özelinde , Avrupa ülkelerinin Alman faşizmine boyun eğdiklerini ve Almanya'nın nerdeyse elini kolunu sallayarak!!! bir bir ülkeleri ele geçirmelerini anlatır. (aslında boyun eğme diyemeyiz bu duruma. Çünkü 1930 lu yıllar zaten avrupa ülkelerinde yükselen faşizmin izlerini görmekteyiz. İtalya da mussolini, İspanya da franko vb sayabiliriz!) Alman faşizminin yeni hedefi tabiki Sovyet Rusya olacaktır. (Sonrasında hindistan)
Bu kitapta sovyet Rusya partizan güçlerinin alman faşizmine karşı daha çok savunmasını okuyacaksınız. Yazar kitabında o kadar çok karakter kullanmış ki. Fransa, Almanya ve Sovyet Rusya ayağında gidip gelen geniş yelpazeli karakterler mevcut. Kitapla ilgili yazılacak o kadar güzel ayrıntılar varki; sadece savaş kitabı değil. Nerdeyse bütün avrupa ülkelerinin, bol yıldızlı , madalyalı generallerin!!! Savaşmadan teslim olmasını, dünyanın bu savaşı korkunç bir umursamazlıkla (hatta iştahla diyebilirim. Savaş sonrası paylaşım için)savaşı izlemelerini, bunun yanında sovyet vatandaşlarının işçisiyle, köylüsüyle, doktoruyla faşizme karşı vatan savunmasını, aşkı, özlemi, öfkeyi ve daha bir çok duyguyu yaşayacaksınız. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
Uzun soluklu bir okumanın sonunda bu muhteşem kitabı bitirdim. Kitabımız 2.Dünya savaşının hortladigi dönemi ve sonrasini Paris penceresinde anlatıyor. Söylenecek belki çok şey var . Buraya sayfalarca yazilsa belki bir kitap bile cikar! Romanimiz işçi mücadelelerini, sınıf çatışmalarını dönemin fransa…devamıUzun soluklu bir okumanın sonunda bu muhteşem kitabı bitirdim. Kitabımız 2.Dünya savaşının hortladigi dönemi ve sonrasini Paris penceresinde anlatıyor. Söylenecek belki çok şey var . Buraya sayfalarca yazilsa belki bir kitap bile cikar!
Romanimiz işçi mücadelelerini, sınıf çatışmalarını dönemin fransa burjuvazisinin çıkarları uğruna Paris'i hatta bir ulkeyi savaşa adım adım teslim etmesini ele alıyor. Peki kimler var senaryoda.? Nazi hayranı ve uzantısı politikacılar, partiler. Yine bu gemide ben de varım, ben de bu pastadan yemek istiyorum diyen radikal partiler, sözde halk cephesi partisi! ve yöneticileri. Işçileri daha fazla sömüren fabrika sahipleri. sözde sosyalist liderler, besleme medya kanalları. Ve tabiki bunlara karşı çıkan komünist liderler, fabrikalarda haklarını arayan işçileri bulacaksınız. Şimdiden iyi okumalar dilerim.
1993 te Cannes'te altın palmiye ve bunun yanında en iyi film, en iyi kadın oyuncu oscarını almış güzel bir filmdir. Filmimiz Ada isimli duyabilen ama konuşamayan karakterimiz etrafında şekillenir. Ada tutku denecek şekilde piyanosuna bağlıdır. 6 yaşından beri çalmaktadır piyanoyu.piyano…devamı1993 te Cannes'te altın palmiye ve bunun yanında en iyi film, en iyi kadın oyuncu oscarını almış güzel bir filmdir. Filmimiz Ada isimli duyabilen ama konuşamayan karakterimiz etrafında şekillenir. Ada tutku denecek şekilde piyanosuna bağlıdır. 6 yaşından beri çalmaktadır piyanoyu.piyano bir anlamda Ada'nın tutkusu, yaşamasının tek sebebi gibidir. dilsiz olması sanki kendisi tarafından bilinçli olarak tercih edilmiş bir 'susuş' gibi. Çünkü Ada 'ya göre insanların günlük konuşmaları çok saçmadır.
Ada'nın bir de küçük bir kızı vardır. Küçük kızla ilgili çok bilgi verilmez filmde. Sanki Ada'nın yaşamla arasındaki iletişim kanalı gibidir. Çünkü biz Ada'yı küçük kızıyla olan işaret dillerinden dinleyebiliyoruz. Filmle ilgili ilginç bir ayrıntı; Ada'nın iç sesi küçük bir kızın (kendi kızının) sesi gibidir.
Filmin asıl anlatmak istediklerini ancak izleyerek öğrenebilirsiniz. Detay vermeden, filmimiz özet olarak Piyano üzerinden dilsiz bir kadının özgürleşmesi, kendini ifade etmesi ve cinsel arzusunu ilginç bir şekilde keşfetmesi çok çok güzel işlenmiş. şimdiden iyi seyirler dilerim