Yaşadığı coğrafyanın ataerkil ve muhafazakar yapısının altında yetişen Furuğ, ona özgü ve yine yaşadığı coğrafyada ahlaksızlıkla suçlanmasına sebep olan tarzıyla İran şiirinin önemini tek başına sırtlanabilir. Zira bir kadının tüm bu baskılara baş kaldırarak şaraptan, aşktan ve cinsellikten özgürce bahsettiği,…devamıYaşadığı coğrafyanın ataerkil ve muhafazakar yapısının altında yetişen Furuğ, ona özgü ve yine yaşadığı coğrafyada ahlaksızlıkla suçlanmasına sebep olan tarzıyla İran şiirinin önemini tek başına sırtlanabilir. Zira bir kadının tüm bu baskılara baş kaldırarak şaraptan, aşktan ve cinsellikten özgürce bahsettiği, tanrıya yakarışlarda bulunduğu ve pek çok kez sorguladığı şiirler, ortadoğu gibi hala kadınların susturulmaya, baskılanmaya ve kısıtlanmaya devam edildiği topraklar için mükemmel derecede özgür, değerli ve başlamakta olan bir isyanın temsilcisidir.
Ancak furuğ, bu kişiliğinin yanında getirdiği o yorucu hayatın altında ezilmektedir. Çevirmen Makbule Aras Eyvazi'nin önsözde de belirttiği gibi,
"Tek başına kurduğu özgürlüğü, kimselerin işgal etmesine müsaade etmez Furuğ. Bu, bütün iktidarlara başkaldıran, özgürlük mücadelesi veren kadının yalnız kalması elbette kaçınılmaz olacaktır."
Kısacık ömründe yazdıkları, idealleri ve isyanlarıyla edebiyat dünyasına derin izler bırakan Furuğ Ferruhzad'ın tüm şiirlerinin bir derlemesi olan bu basım zannımca onu tanımak ve anlamak isteyenler için makul bir seçim olacaktır.
-
"şiirin baştan ayağa günah deme
o utançtan, o günahtan bir kadeh ver bana cennet, hûriler, âb-ı kevser senin olsun
cehennem ateşinin dibinde bir ev ver bana
-
bağışlayacaktır beni yaradan
o değil mi deli bir gönül veren şaire"
"gece, ıslak yollarda
toprak kokusunun sessizliğinde
dolanıyorlar birbirlerine sabırsızca
gölgelerimiz...
gece, çiy tanelerinin şarabıyla sarhoş güller gibiler
bizden bu acı kaçışlarında onların
hiçbir zaman dillendiremeyeceğimiz ezgiler var sanki
bizim, öfkeyle göğsümüzün sessizliğine sürdüğümüz
onların hevesle mırıldandıkları"
penceremden bakıyorum, neyim
bir şarkının yankısından öte bir şey değilim
ölümsüz değilim
bir şarkının yankısından öte bir şey değil aradığım
kederin yalın suskunluğundan daha saf
bir haz çılgınlığında
yuva aramıyorum bir bedende
o beden ki bir çiy tanesidir
benim bedenimin zambağında"
"kulak ver
duyuyor musun esişini karanlığın
ben yapayalnız, bu mutluluğu seyrediyorum
bağımlıyım kendi umutsuzluğuma"
"yapamazdım artık yapamazdım
yolun inkârından geliyordu ayak seslerim
ve umutsuzluğum daha büyüktü ruhumun direncinden
ve o bahar ve o yeşil evham
penceremin önünden geçen
gönlüme
"bak" diyordu
“hiç yol almamışsın sen, batmışsın..."'
"hüzünlü, küçük bir peri tanıyorum ben
okyanusta yaşayan
ve yüreğini ahşap neyinde
usul usul çalan
hüzünlü, küçük bir peri
geceleri bir buseyle ölen
gün ağarırken bir buseyle yeniden doğacak olan"
"düşler daima
kendi saflıklarının yücelerinden düşüp ölürler.
kõhne anlamların mezarları üstünde biten
dört yapraklı yoncayı kokluyorum ben
saflığın ve bekleyişin kefeninde toprak olan o kadın gençliğim miydi yoksa benim?
merakımın basamaklarından bir kez daha yukarı çıkarak
evin damında dolanıp duran o iyi tanrıya merhaba diyebilecek miyim?"
EK:
"ey bahçenin unutuş çiçekleri
ölüm bizim ıssız bahçemizden geçiyor, elinde orağıyla
ve bir gülüşe benzeyen çiçeği
alıp götürüyor bizden
-
bu siste bir çocuk
saçlarına bir taç takmak için çiçeklerden
rengarenk bir kelebeği almak için keder ormanından
yola düşmüştür yabana doğru
hangi sözle hangi masalla kandırabilir nasıl çekip getirebiliriz şehrimize onu"
-SİYAVUŞ KİSRAİ(Furuğ Ferruhzad'a ağıt)
9.7/10