Bir kütüphanede rastladım bu kitaba, Arkadaş Zekai'nin Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası'ndan aşina olduğum yayıncılığın basımı olduğu için hemen elim gitti ve bu şekilde oldukca beğendiğim bir şiir kitabıyla tanıştım. Şairin oldukça yoğun bir simgesel anlatıma sahip olduğu ve bu anlatımda…devamıBir kütüphanede rastladım bu kitaba, Arkadaş Zekai'nin Sakalsız Bir Oğlanın Tragedyası'ndan aşina olduğum yayıncılığın basımı olduğu için hemen elim gitti ve bu şekilde oldukca beğendiğim bir şiir kitabıyla tanıştım. Şairin oldukça yoğun bir simgesel anlatıma sahip olduğu ve bu anlatımda sıkça doğal motiflere yer verdiğini söylemek gerek.
-
"Biliyorum hiçbir şey bitmeyecek hiçbir şeyden sonra
Biliyorum yalnızca küçük noktalar bunlar uzun çizginin üstünde
Hep böyle kalsın istiyorum ellerim yüzüm ayaklarım
Hep böyle - hiç doğmamış ya da çoktan ölü
Hep böyle - yaşarken ölümsüz ve ölünceye kadar ölümsüz"
"Her biri koca bir boşluktu; her biri benim boşluğumdu ve ben onlarla doluydum. Bilmiyorum nedendi; delik deşiktim ya da, bomboştum. Tekliğime sığmadı dünya ya da ben bölünemedim onun çokluğuna. Öylece yanımdan geçip gittiler, beni görmeden ya da ben onlara görünmeyi beceremeden. Koştum yetişmek için; önüme kat kat serildi yolculuklar. Hep uzaklaştım, ama kat edemedim kendimden ötesinin uzaklığını. Hep uzaklaştım ve yakında hiçbir şey kalmadı."
"Kristal bir sabahta yalnızlığın katmanları altından fışkıran gece fısıltısının kehanetini göz önüne alarak yorganımın bir tabut kapağı olduğunun farkına varıyor ve doğmuş olduğum gerçeğini görmezden gelmekten vazgeçiyorum."
"Yaşlı Atlas'tan devraldım kadim kalıtı: Sırtımda taşıyorum yalnızlığımı. Yürüyerek tüketemediğim bu meydanda, olduğum şey boyunca, kaçırıyorum kendim sandığım şeyi ellerimden. Bilmiyorum, düşlediğim adamın rüyası mıyım; ya da yankılar korosunda bir nakarat, yansımalar ormanında bir yanılsama mıyım..."
"Hayal kırıklığından bahseder kimisi; bense inanmam, hayallerin kırılabileceğine - çünkü gerçekliktir asıl kırılgan olan, varoluşun hassas dengesinde."
"Benim yalnızlığımın helezonundan içeri yutulan oda, kentin yalnızlığına açılıyor; kent de dünyanın yalnızlığına. Dünyanın yalnızlığı bir kapı gibi evrene açılıyor ve evrenin yalnızlığı, Tanrı'ya."
"Kanımın çağıltısını duyarım bazen; onun yankısı, ezelden bana ulaşır; bilirim ki bedenim, yekpare som sıkıntıdır. Bende sıkışıp kalmış bir güç, beni köşeye sıkıştırmıştır. Yine yüreğimi eziyor o eski sıkıntının toynakları, demiştim ya bir zamanlar: Demek ki hayvansı bir güç bu, benden bana saldıran. Yani bir yabancı, benden bana bulaşan. Ya da henüz varolmayan ikizim, fark etmediğim; benliğimden ayrışmaya çabalayan."
"Kimileri, hayalperestliğin bayrağını bir ömür taşır. Rüyasında gördüğü bir ülkenin haritasını, uyanıkken yolunu bulmak için kullanır. Bu bir sığınma değil, meydan okumadır: İşte meydan ortadadır; hiçbir yerdedir ve oradadır. Ve hayalperest, gelebileni o meydana çağırır."
"Bir aşkın kucaklaşmasında veya bir isyanın dayanışmasında, insanca umutlarla ve tanrısal esinle, ruhla ve bedenle, arzuyla ve cesaretle, her gün daha da büyüyerek ve her gün daha da yakınlaşarak, konuşmaksızın konuşur gibi, duymaksızın dinler gibi, kavganın ortasında anlaşır gibi, suyun dibinde yanar gibi-
Karışacağız birbirimize."
8.5/10