Spoiler içeriyor
Ana fikir: İnsan türü büyük memelilerin sıradan bir türüyken kısa bir süre içinde dünya fatihi olmak üzere nasıl değişti ve tüm bu ilerlemeye bir gecede geri çevirme kapasitesini nasıl kazandık? Yazar ana fikirde de bahsettiği gibi kitapta genel olarak insan…devamıAna fikir: İnsan türü büyük memelilerin sıradan bir türüyken kısa bir süre içinde dünya fatihi olmak üzere nasıl değişti ve tüm bu ilerlemeye bir gecede geri çevirme kapasitesini nasıl kazandık?
Yazar ana fikirde de bahsettiği gibi kitapta genel olarak insan türünün evrimini, genetik mirasını, geleceğini ve bu geleceği nasıl yok edebileceğinin tahminlerini anlatmış. Ilgi alanım doğrultusunda benim en sevdiğim kısımlar kısım bir, iki ve üç oldu. Bu kısımlarda genel olarak insan türünün akrabaları olan primatlarla genetik farkımızdan, cinsel seçilimden, biyolojimizden, nasıl sanat yaptığımdan, nasıl tarıma başladığımızdan, dillerin kökeninden, zararlı madde kullanımının nedenlerinden ve evriminden bahsetmiş. okuması zevkli fakat benim ilgimi çekmeyen kalan bölümlerde ise insanlık tarihinden, dillerin tarihinden, nasıl diğer kıtaları fethettiğinizden soykırımlardan ve dünyayı olası bir şekilde nasıl yok edeceğimizden bahsetmiş. Okunası bilgi dolu güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim.
Kitaptan bazı önemli bulduğum yerler ve alıntılar:
.
.
.
EVCİLLEŞTİRME VE TARIM ÜZERİNE
"Bitkilerin evcilleştirilmesi yeni dünya karıncalarının onlarca akraba grubu tarafından uygulanır. Tüm bu karıncalar yuvalarının içindeki bahçelerde bazı özel maya ya da mantar türlerini yetiştirirler. Karınca türleri doğal toprak kullanmaktansa özel tipteki bir kompostu yuvaya taşır: bazı karıncalar ürünlerini tırtıl dışkısı üzerinde, bazıları böcek ya da bitki kalıntıları üzerinde ve yaprak kesici karıncalar olarak adlandırılan bazıları da taze yaprak, kök ve çiçekler üzerinde yetiştirir. Örneğin yaprak kesici karıncalar yaprakları kırpıp küçük parçalara ayırmakta, yaprakların üzerindeki yabancı mantar ve bakterileri kazıyıp temizlemekte ve bunları yer altındaki yuvalarına götürmektedirler. Yaprak parçaları yuvada macun kıvamında ıslak topaklar haline getirilmekte, karınca tükürüğü ve dışkısı kullanılarak gübre yapılmakta ve bunun üzerine karıncanın tercih ettiği tek ve temel besin maddesi olan mantar türleri ekilmektedir. Bahçedeki zararlı otları temizlemeye benzeyen bir işlemle karıncalar yaprak macunları üzerinde bulabilecekleri diğer mantar türlerini ya da sporları sürekli olarak temizlerler. Kraliçe karınca yeni koloniler bulmak üzere ayrıldığında bu özel mantar türünün başlatıcı kültürünü de insanların ekilecek tohumları kendileriyle birlikte götürmelerine benzer şekilde birlikte taşır.
Hayvan evcilleştirmesine geldiğinizde karıncalar yaprak bitlerinden, tırtıllardan ve un bitinden, ağustos böceği ve tükürük böceği gibi tırmanıcı böceklere kadar çok farklı böceklerden tatlı özsuyu adı verilen yoğun bir şekerli salgı elde ederler. tatlı özsuya karşılık olarak karıncalar bu salgı veren ineklerini avcılardan ve parazitlerden korurlar. Bazı yaprak bitleri neredeyse evcil büyükbaş hayvanların böcek eş değeri olarak evrimleşmiştir. Kendilerine ait saldırı uzuvları yoktur. Tatlı özsuyu anüslerinden salgılarlar ve anüsleri karınca içtiği sırada öz suyu damlamasını beklettikleri özel bir bölme oluşturacak şekilde özelleşmiştir. İneklerini sağmak ve öz su akışını başlatmak için karıncalar yaprak bitlerine antenleri ile vururlar. Bazı karıncalar yaprak bitlerine soğuk kış süresince yuvalarında bakmaktadır sonra baharda gelişimin doğru aşamasındaki yaprak bitlerini uygun bitkinin uygun kısımlarını taşırlar. Sonunda yaprak bitlerinin kanatları oluştuğunda ve yeni bir yaşam alanı aramak için dağıldıklarında bunların arasından şanslı olan bazıları karıncalar tarafından keşfedilir ve evlat edinilir.
Bizler bitki ve hayvan evcilleştirmesini elbette ki karıncalardan öğrenmedik. Onu kendimiz yeniden keşfettik. Aslında tarıma giden yoldaki ilk adımlarımız hedefi açıkça söylenen bilinçli deneylerden oluşmadığı için bu süreci "yeniden keşfetmek" yerine "yeniden evrimleşmek" olarak adlandırmak daha doğru olur. Çünkü tarım insan davranışlarından ve öngörülemez bir şekilde evcilleştirme ile sonuçlanan bitki ve hayvanlardaki yanıtlardan ya da değişimlerden kökenlenmiştir."
.
.
.
MENOPOZUN EVRİMİ ÜZERİNE
"Insan dişilerinden menopoz, büyük olasılıkla iki farklı belirgin insan özelliği sonucunda ortaya çıktı: bebeğin doğumunun anne için taşıdığı sıra dışı tehlike ve annenin ölümünün yavru için taşıdığı tehlike. Insan yavrusunun doğumu sırasında annesine oranla epey büyük ölçülerde olduğunu hatırlayalım. insanlarda 46 kilogram ağırlığındaki bir anneden 3 kilo 200 gram bir bebek doğmaktayken, 90 kilogram ağırlığındaki bir anne gorilden 1 kilo 800 gram bir yavru doğmaktadır. Sonuç olarak doğum kadınlar için tehlikelidir. anne goril ve şempanzeler doğum nedeniyle neredeyse hiçbir zaman ölmemekteyken, özellikle model tıbbın gelişmesinden önce kadınlar doğum sırasında hayatlarını sıklıkla kaybetmişlerdir. 401 adet hamile rhesus maymunu ile yapılan bir çalışmada doğum sırasında yalnızca bir annenin öldüğü kaydedilmiştir.
Şimdi insan yavrusunun ebeveynlerine özellikle de annesine olan aşırı bağımlılığını hatırlayın. insan yavruları çok yavaş geliştiği ve geç kuyruksuz maymunların aksine sütten kesildikten sonra bile kendilerini besleyemedikleri için avcı ve toplayıcı bir annenin ölümü yavru için çocukluk çağının geç aşamalarına kadar diğer primatlardan çok daha fazla ölümcül bir durumdu. dolayısıyla çok çocuklu bir avcı ve toplayıcı annenin sonraki her doğumu, bu çocukların hayatı üzerine kumar oynamak anlamına geliyordu. doğmuş olan çocuklar büyüdükçe annenin onlara yaptığı yatırımın artması ve anne yaşlandıkça her doğumda kendi ölüm riskinin artması nedeniyle kumar oyunundaki şansı yaşlandıkça daha da kötüye gidecektir. hala size bağımlı olan 3 çocuğunuz varken bir 4 için neden bu üçünü riske atasınız ki?
Bu gittikçe kötüleşen şans durumu büyük olasılıkla doğal seçilim aracılığıyla menopozun dişi üretkenliğini annenin daha önceki çocuklara yaptığı yatırımı korumak amacıyla sonlandırmasına yol açtı. çocuk doğumu babayı yönelik bir ölüm riski taşımadığı için erkekler menopozu evrimleştirmediler."
.
.
.
EŞEYSEL SEÇİLİM ÜZERİNE
"Eğer bir erkek birey özellikle dişileri kendine çekmede ya da rakiplerini caydırmada başarılıysa bu birey doğal seçilimin değil de eşeysel seçilimin bir sonucu olarak daha çok yavru bırakacak genlerini ve özelliklerini bir sonraki nesle aktarabilecektir. aynı akıl yürütme dişi özellikleri için de uygulanabilir. Evrim eşeysel seçilimin işleyebilmesi için iki değişimi kendiliğinden üretmelidir: bir, cinsiyet özelliği evrimleştirmeli ve diğer cinsiyet bu özelliği beğenecek şekilde birlikte evrilmelidir. yani hayatta kalmaya etkisi olmayan ama genleri devam ettirmede avantajlı genler eşeysel seçilim ile kalıtılır."
.
.
.
"Bazı biyologların sosyobiyologlara yönelttiği eleştirilerde iki endişe nüksetmektedir. Ilk olarak barbarca bir davranışın evrimsel bir temelli olduğunu ortaya koymak onu haklı çıkarabilir. ikincisi davranışların genetik temelinin gösterilmesi bunu değiştirmek adına yapılacak girişimlerin abes olduğunu ima etmektedir. şahsi kanaatime göre bu iki endişede yersizdir. ilk olarak hayranlık duyulmasından ya da iğrenç olmasından bağımsız bir biçimde bir şeyi nasıl ortaya çıktığını anlamaya çalışabiliriz. ikinci endişeye ilişkin olaraksa bizler evrimleşmiş niteliklerimizin ve genetik olarak kazandığımız özellikleri Salt köleleri değiliz."
.
.
.
TEK EŞLİLİK ÜZERİNE
"Bu ağır sorumluluk bir çocuğun hayatta kalması için anne kadar babanın da işe karıştığı ebeveyn bakımından önemli kılmaktadır ve bu orangutanlar yavrularını ilk bağışları olan meni dışında başka bir şey vermezken baba goril şempanze ve gibonlar bunun ötesine geçerek koruma sağlarlar. Fakat Avcı ve toplayıcı insanlarla babalar bunun üzerine bir miktar yiyecek ve çok daha fazla eğitim sağlamaktadırlar. insanın yiyecek sağlama biçimi erkeğin dişiyi döledikten sonra yavruyu büyütmede yardımcı olmak için onunla ilişkisini koparmadığı bir sosyal sistemi gerektirir. Eğer böyle olmasaydı yavrunun hayatta kalma ve babanın genlerini aktarma olasılığı çok azalırdı. babanın çiftleşmeden sonra terk ettiği orangutan sistemi bizim işimize yaramazdı."
.
.
.
DEZJAVANTAJ SAĞLAYAN ÖZELLİKLER ÜZERİNE
"Bu sırada israilli biyolog zahavi'nin 1975 yılında yayınlanan önemli bir makalesini hatırladım. zahavi bu makalede biyologlar arasında hala tartışılan hayvan davranışlarındaki kendini yıkıcı özellikteki ya da maliyet gerektiren sinyallerin rolüne ilişkin yeni bir genel teori ortaya koyuyordu. Örneğin erkeklerde sağlık açısından zararlı ve açık bir şekilde olumsuz olan özelliklerin dişileri neden çektiğini açıklamaya çalışıyordu. Buradan hareketle zahavi'nin hipotezinin üzerinde çalıştığım Cennet kuşlarına uygulanabileceğine karar verdim. Zahavi'nin teorisi benzer şekilde kendilerini dişilere sergileyen erkeklere uygulandığında büyük kuyruk ya da dikkat çekici sese sahip olup hayatta kalmayı başarmış herhangi bir erkeğin, diğer özellikler bakımından olağanüstü genlere sahip olduğu çıkarımını yapar. erkek avcılardan kaçma yiyecek bulma ve hastalıklara dirençli olma bakımından özellikle iyidir. handikaplar fazlalaştıkça bu daha zor testlerden geçtiği anlamına gelir. böyle bir erkeği seçen dişi, ona talip olan şövalyesine ejderhaları öldürürken seyredip sınayan orta çağ'daki genç kızlara benzer. genç kız ejderha öldürebilmiş tek kollu bir şövalye gördüğünde, sonunda iyi genlere sahip bir şövalye bulduğunu anlar. eksikliği ile böbürlenen bu şövalye aslında üstünlüğü ile böğürlenmektedir."
.
.
.
"Uygarlık yalnızca insanların değil, bitkiler ve hayvanların da üzerine kuruludur."
.
.
.