I didn't realize ı had it so good when ı was just like, regular unhappy. I would kill for some down-the-middle depression right now. Just some real good deep dissatisfaction. 😆😆😆 Bazen insan o kadar batıyor ki gerçekten de böyle…devamıI didn't realize ı had it so good when ı was just like, regular unhappy. I would kill for some down-the-middle depression right now. Just some real good deep dissatisfaction.
😆😆😆 Bazen insan o kadar batıyor ki gerçekten de böyle düşünebiliyor. Diziyi izlerken bunu sonuna kadar yaşadım.
Film çok güzel, bir uzun bir de kısa olanı var uzunu izlemenizi tavsiye ederim elbette. Filmi 3 yıl önce falan izlemiş olmam lazım unuttum açıkçası(bu da benim olayım izleyip unutmak) ama çok beğendiğimi ve tavsiye eden arkadaşımla filmi tartıştığımızı hatırlıyorum.…devamıFilm çok güzel, bir uzun bir de kısa olanı var uzunu izlemenizi tavsiye ederim elbette. Filmi 3 yıl önce falan izlemiş olmam lazım unuttum açıkçası(bu da benim olayım izleyip unutmak) ama çok beğendiğimi ve tavsiye eden arkadaşımla filmi tartıştığımızı hatırlıyorum. Tekrar izlemek istiyorum o yüzden.
Filmden daha güzel olan bir şey daha varsa o da soundtrackleri arkadaşlar. En sevdiğimi başa koyarak sıralıyorum.
tears for fears-shout
joy division-love will tear us apart
tears for fears-mad world
stay-oingo boingo
echo and the bunnymen-the killing moon
tears for fears-head over heels
Spoiler içeriyor
Ferit Edgü'nün ilk okuduğum kitabı bu oldu. Sonra Hakkari'de Bir Mevsim'i de okumayı düşünüyorum.Kitabı okumanızı tavsiye ederim iki hikaye de tekdüze anlatılmamış, güzel bir dille yazılmış. Çok beğendim, kitap hem hikaye anlatıyor hem de 1 sayfa ara ara şairane bir…devamıFerit Edgü'nün ilk okuduğum kitabı bu oldu. Sonra Hakkari'de Bir Mevsim'i de okumayı düşünüyorum.Kitabı okumanızı tavsiye ederim iki hikaye de tekdüze anlatılmamış, güzel bir dille yazılmış.
Çok beğendim, kitap hem hikaye anlatıyor hem de 1 sayfa ara ara şairane bir şeyler de yazılmış. İlk önce yazışından anlaşılmıyor ama sonra okudukça sevmeye başladım.
İlk öyküde yetim, kambur bir arabacı olan Çakır'ın ölümünden 40 yıl sonra onun hikayesini yazmak isteyen yazar, aslında hiç çekilmemiş olan yüzlerce fotoğraftan yola çıkarak Çakır'ın fotobiyografik öyküsünü yazıyor.
İkinci öyküdeyse Kıni ve kız kardeşi Zehra, Kıni'nin kan kardeşi Esat Zehra'ya aşık ve bir kere de birlikte olmuşlar ama bunu Kıni'den saklıyor. Bir şekilde köyden giden Esat çok hastalanıyor ve büyücü Canan'ın evine varıyor. Canan ona bakıp iyileştiriyor. Bu sırada Zehra dua etmek için karnında bebeğiyle Eyüp'e gidiyor. Orda Canan onu buluyor ve Esat'a, evine götürüyor. Fakat mal alım satımıyla uğraşan Esat ve Kıni temin edicileri olan Fethi babanın düşmanlarınca vurulup öldürülüyorlar. Kimse bu cinayeti araştırmıyor. Gazetelere şöyle bir başlıkla haber oluyorlar: 'Su testisi su yolunda'
Spoiler içeriyor
Bu kitaba ilginç şekilde koronaya yakalanmış, koku alamıyor bir haldeyken başladım ve 27 Aralık günü karantinamın bitmesiyle bitirdim. Harika bir kitap, harika bir hikaye okudum tavsiye ederim. Grenouille kendisi kokmayan ama tüm kokuları ayırt edebilen, sentezleyebilen ve uzaklardan bile alabilen…devamıBu kitaba ilginç şekilde koronaya yakalanmış, koku alamıyor bir haldeyken başladım ve 27 Aralık günü karantinamın bitmesiyle bitirdim. Harika bir kitap, harika bir hikaye okudum tavsiye ederim.
Grenouille kendisi kokmayan ama tüm kokuları ayırt edebilen, sentezleyebilen ve uzaklardan bile alabilen bir burna sahip. Bir tabaklama atölyesinde çalışırken şehirde dolaşmaya çıktığı bir gün mükemmel bir koku duyuyor ve kokunun bir bahçede eriklerin arasında bir kadından geldiğini anlıyor. Kadına yaklaşıp onu öldürdükten sonra onu koklayarak solduruyor. Daha sonra bir parfümcü ustasının yanında çalışmaya başlıyor ve ona kitap dolusu yeni parfüm formülleri oluştururken damıtmayı, ezmeyi, parfümü doğru sentez etmeyi öğreniyor(daha önceden kendine has farklı bir stili vardı). Parfümcünün yanından ayrıldıktan sonra yıllarca insanlardan uzak bir mağarada bir çeşit perhiz yapıyor. Sonra şehire döndüğünde Grasse'de damıtma ve ezmeden başka çiçeklemeyi de öğreniyor böylece artık yaşayanların da kokusunu elde edebilir oluyor. Yine bir gün şehirde dolaşırken mükemmel bir kokuyla daha karşılaşıyor mükemmel kızıl bir kadının kokusu Laure. Ama bu koku öylece elde edip harcayamayacağından farklı gecelerde 24 tane genç kızı daha öldürüyor, saçlarını kesip elbiselerini çıkarıyor çiçeklemeyle kokularını elde ediyor. Bu sırada kimse kızlarını evlerden çıkarmak istrmiyor çünlü cinayete kurban gideceklerinden ölesiye korkuyorlar. Mükemmel kokuya sahip Laure'nin babası da kızını kaçırmak için kızıyla yola çıkıyor ama yol üstünde konakladıkları yerde Grenouille yine de onları buluyor. Kızın odasına girip kokusunu elde ediyor ve onun kokusunu diğer genç kızların kokusuyla harmanlıyor. Ama daha sonra Grenouille yakalanıp ve idama mahkum ediliyor. İdam günü bu parfümü sürünüyor böylece meydandaki kalabalık onun çocuk kadar saf ve masum olduğuna inanıyor. Kızın babası da Grenouille'a sarılıp onu bundan böyle oğlu kabul ediyor. Ardından başka bir katil yakalanıyor ve hayat normale dönüyor.
Grenouille olaydan sonra yeni bir yolculuğa çıkıyor. Yolda perhiz hayatı yaşadığı mağaranın kokusunu alıyor ama mağarada yaşamayı deneyimlediğinden ve insanlarla yaşamanın ne yaşanmaz bir deneyim olduğunu bildiğinden, artık ölmek istiyordu. Arada parfümün olduğu flakonu kokluyordu. Bu parfüm başkaları tarafından koklansa onu Tanrı ilan ederlerdi ama parfümü o yaratmıştı ve parfümün büyüleyemeyeceği tek kişi de oydu. Paris'e ulaştı parfüm flakonunu üstüne boşalttı insanlar etrafına toplandı koklamak yetmedi onu bir yamyam gibi elleriyle parçalayarak yediler. Grenouille yeryüzünden tek bir zerresi kalmamacasına yok oldu.
Grenouille'nin gerçekten en korkunç ve tuhaf taraflarından biri kendi kokusunun olmaması ve bu yüzden kendisine farklı farklı insan kokuları tasarlaması. Bir diğeri öldürdüğü genç kızların kokusunu elde ettikten sonra kızların onun için hiçbir değeri kalmaması. Kokusunu elde ettiği genç kızlar artık onun için yoklar.
Kitabı okurken çok garip bir an yaşadım. Grenouille ustasına çiçeklerden başka nelerin kokusu elde edilebişeceğini soruyor ve camın bilr kokusunu elde etmeye çalışıyor daha sonra çiçekleme yöntemlerini öğreniyor falan filan. Ben de instagramda havanda alakasız şeyleri ezen -mesela bir yılbaşı süsü- bir hesap gördüm ve homojenizatörle ezdikten sonra nelerin DNA'sını izole edebileceğimizi düşündüm. Çünkü okulda da DNA izolasyonun ilk aşaması olarak bir havanda nitrojenle dokuyu ezerek bir şeyler ekleyerek bir falcona alıyoruz. Sonuç olarak çok garip şekilde sanki Grenouille'ymuşum gibi hissettim.
Spoiler içeriyor
Ben çok beğendim. Akış biraz küçük kızın Derin Düşünce günlüğünden biraz da kapıcı hanımefendinin günlüğünden anlatımla gerçekleşiyor. Kitabın ne anlattığına gelirsem neredeyse kast(!) sistemi gibi bir apartmana Japon bir Beyefendi olan Kakuro'nun taşınmasıyla kapıcı Renée ve 13 yaşında intihar edecek…devamıBen çok beğendim. Akış biraz küçük kızın Derin Düşünce günlüğünden biraz da kapıcı hanımefendinin günlüğünden anlatımla gerçekleşiyor.
Kitabın ne anlattığına gelirsem neredeyse kast(!) sistemi gibi bir apartmana Japon bir Beyefendi olan Kakuro'nun taşınmasıyla kapıcı Renée ve 13 yaşında intihar edecek olan bir kız olan Paloma'nın hayatlarını değiştiriveriyor. Renée bir kapıcı görünüşüne zıt olarak müzik, felsefe, resim, Rus Edebiyatı, Japon sinemasıyla ilgilenen zevkli fakat bunu apartman sakinlerinden gizleyen bir kadın. Apartmana taşınınca kedisinin adını Lev olduğunu öğrenen Kakuro ona Tolstoy'dan bir kitap hediye ediyor ve arkadaşlıkları başlıyor. Küçük kız Paloma'ysa Kakuro'num doğum gününden bir gün sonra kuru temizlemecinin arabasının çarpmasıyla ölen Renée'nin ardından intihar etmekten vazgeçiyor. Bundan önce de evde kafa dinleyip günlüğünü yazmak için saklandığı bir gün neden saklandığını soran annesine kafasındaki sesleri susturmak için olduğunu söyleyince bir yalandan psikoloğa bile gitmek zorunda kalıyor. O günden sonra kapıcı dairesine sık sık kafasını dinlemek için saklanır olur ve Renée, Kakuro ve Manuela ile tanışıp onlara alışır. İntihar etmekten vazgeçen Paloma o gün defterine şöyle düşüyor:
Korkmayın Renée, intihar etmeyeceğim. Hiçbir şeyi de yakmayacağım. Çünkü sizin için bundan böyle asla'daki her zaman'ların peşinden koşacağım. Bu dünyadaki güzelliğin.
Ekran kararana kadar salondan çıkmadığımız bir filmdi. Sadece Queen'i sinema salonunun ses kalitesiyle tekrar dinleyebilmek için 2. kez gitmek istedim ama olmadı. Rami Malek'in ona uymayan kötü yapılmış protezlerine takılmadan izlemeniz gereken mükemmel bir film. (Queen hayranı olarak tarafsız olamayacağım…devamıEkran kararana kadar salondan çıkmadığımız bir filmdi. Sadece Queen'i sinema salonunun ses kalitesiyle tekrar dinleyebilmek için 2. kez gitmek istedim ama olmadı. Rami Malek'in ona uymayan kötü yapılmış protezlerine takılmadan izlemeniz gereken mükemmel bir film. (Queen hayranı olarak tarafsız olamayacağım izlemelisiniz!) Bir de Rami Malek Freddie Mercury'yi oynamak için fazla minyon bir insan bence.
Çok güzeldi hemen de bitti zaten ama şunu anlayamadım neden sorunlu beceremeyen bir kadın karakter bazı insanlar tarafından başka isimlendiriliyor. Belki böyle de yaşamıyoruz ama kafa sesiyle(?) (böyle mi diyim artık bilemedim) aynı fikirde olduğum ve tamamen aynı tepkileri verdiğim…devamıÇok güzeldi hemen de bitti zaten ama şunu anlayamadım neden sorunlu beceremeyen bir kadın karakter bazı insanlar tarafından başka isimlendiriliyor. Belki böyle de yaşamıyoruz ama kafa sesiyle(?) (böyle mi diyim artık bilemedim) aynı fikirde olduğum ve tamamen aynı tepkileri verdiğim yerler vardı. Yani arkadaşlar kimse hata yaptığı için adı başka bir şey olmamalı bunları bir erkek yapsaydı izlemesi normal gelirdi de demek istemiyorum ama (ki şu an dedim) sonunda normal olurdu çoğu kişi için. Öyle işte arkadaşlar salın insanları, dizi çok güzel sadece izleyin yargılamayın.
Spoiler içeriyor
Kitap, Cem'in ekonomik durumlarının kötüye gitmesinden dolayı dershane parasını kazanmak için Öngören isimli bir kasabada bir kuyu ustasına çıraklık yapma hikayesi ile başlayan ve 'kral oidipus' ve 'rüstem ile sührab' hikayeleriyle dolaşık bir şekilde babalar ve oğullarının hikayelerini, onların kader…devamıKitap, Cem'in ekonomik durumlarının kötüye gitmesinden dolayı dershane parasını kazanmak için Öngören isimli bir kasabada bir kuyu ustasına çıraklık yapma hikayesi ile başlayan ve 'kral oidipus' ve 'rüstem ile sührab' hikayeleriyle dolaşık bir şekilde babalar ve oğullarının hikayelerini, onların kader ortaklıklarını anlatıyor. Kitapta sık sık geçen ve Cem'in de kafasını kurcalayan pişmanlık değil ama geçmişin altında ezilişi hissini anlatan ve bu yükü kendine unutturmaya çalıştığı işte bu cümlelerdi:"İçimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam, yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda." Bu cümlerden sonra insanin gerçekten durup düşunmesi geçmişi düşünürken kaybettiği her dakikanin aslında daha değerli bir amaçtan çaldığıyla yüzleşmesi gerektiğini düşündüm. (Ama elbette geçmişten ve geçen zamandan ders almamamız gerektiğini öğutlemiyor burda.)
Yine kitapta yazdığı gibi eğer kötü kaderden korunmak için önlem almayıp normal bir hayat yaşarsan (geçmişi deşmezsen) normal bir hayata sahip olursun. Zaten ne zaman ki Cem merakına yenik düşüp geçmisi araştıyor başına gelenler geliyor. Oidipus da katil olmamak istediği için katil olmuş, katilin kim olduğunu merak ettiği için de kendisinin baba katili oldugunu öğrenmemiş miydi?
Hatırlamak isteyeceğim bazı cümleler:
"Bazı geceler gökteki yıldizlara bakarak altımızdaki karanlık alemi hissederdim."
"Bazan da birlikte kitap okuyup, sonra öpüşüp seviştiğimiz geliyordu gözümün önüne. Gençliğinde bir ideal için birlikte heyecanla kitap okuduğu kızla daha sonra evlenmek, babama göre en büyük mutluluktu. Bir başkasının mutluluğundan söz ederken babam bir keresinde anneme böyle demişti."
"O zamanlar “ben, beni kimse görmediği zaman en çok kendim oluyorum” diye düşünürdüm. Yeni keşfediyordum bu düşünceyi. Kimse sizi gözlemiyorsa, içinizdeki gizli ikinci kişi dışarı çıkıp dilediği şeyleri yapabilir. Yakınlarda bir babanız varsa ve sizi görüyorsa içinizdeki kişi içinize saklanır."
"Bir yıldız daha kaydı. Belki de o yıldızı bir tek ben görmüştüm. Ben varım diye düşündüm. Bu güzel bir duyguydum Ağustos böceklerinin 'tık-cık-tık-cık'ları gibi yıldızları da sayabilirim. Ben buradayım: 1, 2, 3, 5, 7, 11, 13, 17, 19, 23, 29, 31..."
"Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapmayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapmayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir babaya ihtiyacı her zaman mı vardır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldı vakit mi isteriz babayı?"
Tüm bu güzel cümlelerden sonra kitapta beğenmediğim bir şeyi de söylemek isterim. Ben bilir kişi değilim elbette ama çabalayan bir okur olarak kitabın ilk on sayfasında neden zibilyon kere bazan kelimesi kullanılmış anlayamadım. O kadar canımı sıktı ve itti ki beni kitaptan anlatamam. Neyse ki hemen son buldu da buna takılmayıp bu güzel hikayenin içine girebildim.