"İçinizde saklı ezikliği, korkuları, kötülükleri saklamak için mi akılcı, sert, kendini beğenmiş adam rolünü oynuyorsunuz?" "Kaçmak kurtuluş değildi. Kendinden kaçabiliyor musun?" "Düşündüğüm gibi değilmiş -Siz de düşündüğüm gibi değilsiniz.."
"Erdemin damgası olmadan nasıl onurlu olunabilir Kimse hak etmediği onuru taşımaya kalkmasın.." "Başkasını bu kadar sevebilir miyim? Senin olup olmadığımı bilebilir mi senden başkası?" "Yaldızlı mezarlardan gözün kamaşır, Ama içlerinde kurtlar kaynaşır. Yürekli olduğun kadar akıllı olsaydın, Bedenen gençsin, ama…devamı"Erdemin damgası olmadan nasıl onurlu olunabilir Kimse hak etmediği onuru taşımaya kalkmasın.."
"Başkasını bu kadar sevebilir miyim? Senin olup olmadığımı bilebilir mi senden başkası?"
"Yaldızlı mezarlardan gözün kamaşır,
Ama içlerinde kurtlar kaynaşır.
Yürekli olduğun kadar akıllı olsaydın,
Bedenen gençsin, ama aklen olgun olsaydın
Cevabını bu kağıttan almazdın.."
"yaşadığım hayal kırıklıklarından yaşattığım hayal kırıklıklarını çıkarttığımda neredeyse kafa kafaya denk geliyor.." "kaçın! hiçbiri hakkınızda iyi şeyler düşünmüyor kaçın! bu mahalle bu delilik bulaşıcı bakın! ben daha yeni delirdim..." "zamanı unut olanları olamayanları ve olamayacakları kadere hükmedip seni alamayışımı unut…devamı"yaşadığım hayal kırıklıklarından yaşattığım hayal kırıklıklarını çıkarttığımda neredeyse kafa kafaya denk geliyor.."
"kaçın! hiçbiri hakkınızda iyi şeyler düşünmüyor kaçın! bu mahalle bu delilik bulaşıcı
bakın! ben daha yeni delirdim..."
"zamanı unut olanları olamayanları ve olamayacakları kadere hükmedip seni alamayışımı unut ağaçları ve teşebbüs ettiğim yalanları söylediğin yalanları unut söylediğim yalanları.."
Benden kuşkulanma sakın, Brutus; İkiyüzlü soytarının biri olup da Önüme gelene dostluk yeminleri edersem, Şunu bunu kucaklayıp, pohpohlayıp Arkasından ağzıma geleni söylersem, Elalemi tavlamaya çalıştığımı görürsen, Kork o zaman benden...
Spoiler içeriyor
"Sen sevgiden ne anlarsın? Senin için sevgi, namussuz bir yatakta işlenen adilerin en adisi bir günahtan başka nedir ki!" *Kerime Nadir'in aynı adlı romanından televizyon filmi olarak uyarlanan Zambaklar Açarken, edebiyat eserinin ruhunu büyük ölçüde koruyabilmiş başarılı uyarlamalardan biri. Romanını…devamı"Sen sevgiden ne anlarsın? Senin için sevgi, namussuz bir yatakta işlenen adilerin en adisi bir günahtan başka nedir ki!"
*Kerime Nadir'in aynı adlı romanından televizyon filmi olarak uyarlanan Zambaklar Açarken, edebiyat eserinin ruhunu büyük ölçüde koruyabilmiş başarılı uyarlamalardan biri. Romanını okuduktan sonra filmini izlediğim için ikisini karşılaştırma fırsatı buldum. Bu yüzden ilk tavsiyem, imkânı olanların önce kitabı okuması olur. Çünkü karakterlerin iç dünyası, yaşadıkları ikilemler ve aralarındaki duygusal bağ romanda çok daha derin ve etkileyici bir şekilde işleniyor..
Elbette filmde kitaptan farklı bazı sahneler ve senaryoda yapılan küçük değişiklikler var. Özellikle finale giden süreçte farklılıklar göze çarpıyor. Ancak bunlar hikâyenin özünü değiştirecek nitelikte değil. Filmi izlerken en çok hoşuma giden ayrıntılardan biri ise romandaki bazı cümlelerin birebir korunmuş olmasıydı. Bu, kitabı okuyan biri olarak beni ayrıca mutlu etti.. :)
Bence film, romanın vermek istediği duyguyu ve atmosferi başarıyla yansıtmış. Kitabı okumak istemeyenler için de güzel bir alternatif olabilir. Çünkü ana fikri ve hikâyenin temelini izleyiciye aktarabiliyor.
Filmin konusu ilk bakışta bazı izleyicilere tuhaf gelebilir. Kayınpeder ile gelin arasında gelişen sevgi nedeniyle önyargıyla yaklaşılabilir. Fakat hikâyeyi izledikçe bunun sanıldığı gibi bir ilişki olmadığını anlıyoruz. Burada Aşk-ı Memnu'ndaki gibi bir aldatma, ihanet ya da gizli bir birliktelik söz konusu değil. Aksine, karşılıklı şefkat, anlayış ve sınırlarını aşmayan temiz bir sevgi anlatılıyor. İnsan kalbine söz geçiremeyebilir; önemli olan o duyguyla ne yaptığıdır. Bu hikâyede de karakterler yanlış bir yola sapmak yerine duygularının ağırlığını taşımayı seçiyor..
Bu yönüyle Zambaklar Açarken, yalnızca bir dram değil, sevginin her zaman tek bir kalıba sığmayacağını, bazen şefkatin ve anlayışın da insan hayatında derin izler bırakabileceğini gösteren hüzünlü bir hikâye. Ben hem romanını hem de uyarlamasını beğendim. Ancak duyguları daha yoğun hissetmek ve karakterleri daha iyi anlayabilmek adına öncelikle kitabının okunmasını tavsiye ederim. Film ise romanın ruhunu koruyan, izlenmeye değer bir uyarlama olarak bende güzel bir izlenim bıraktı...
"Bilir misin, insanın hayatta hiç bir şeye esef etmediği bir an olur... O an içteki kemirici acılardan zerrece eser kalmaz.. Kalp adeta gizli bir nasırla zırhlanır. Her şeye karşı büyük bir hoşgörürlük duyulur yürekte... Sizi kırmış, incitmiş olanlara karşı bile...…devamı"Bilir misin, insanın hayatta hiç bir şeye esef etmediği bir an olur... O an içteki kemirici acılardan zerrece eser kalmaz.. Kalp adeta gizli bir nasırla zırhlanır. Her şeye karşı büyük bir hoşgörürlük duyulur yürekte... Sizi kırmış, incitmiş olanlara karşı bile... Hatta onlara acırsınız..."
"Bir bakıma acı çekmek, yasağa karşı direnmektir... İnsan davranışlarında özgür olursa samimi ve mutlu olur... Aksi halde iki yüzlüdür bence..."
"Başkalarının karanlık görüşü mutlu dünyamızın ışıklarını karartmamalıydı.."
"Her şey o kadar ani oldu ki!.. Birtakım soruların cevaplarını kendi kendime bile vermiş değilim henüz..."
"Hiç kimse bilmiyordu ki, iç dünyama vurulmuş olan kilidi açacak bir anahtar yoktur yeryüzünde..."
"İnsanların dış görünüşleriyle iç dünyaları birbirinden ne kadar farklı hakikaten... Genellikle olduğumuz gibi görünmüyoruz... Benliğimizin birtakım yönlerini irademizle gizliyoruz... Yani ira demiz, iki yüzlü, hatta birçok yüzlü olmamızın nedenini yaratıyor, öyle değil mi?"
"Mankenlik, hayata bir başlangıç olarak fena meslek sayılmaz. Ama ben, bu işi sevmedim. Kendi kişiliğini başkalarının zevkine satmak.. Birtakım kuralların canlı makinesi olmak. Her şeyiniz ölçülü.. Adımlarınız, gülücükleriniz, hatta nefes alışınız... Ben özgürlüğü severim... Kendi kişiliğimle yaşamak isterim... Kimsenin davranışlarıma karışmasına, beni bir başka biçime sokmasına tahammül edemem.."
"İnsan neden hislerinin hakkını kullanamıyordu sanki? Genellikle sevgisinin hakkını? Buna karşılık birtakım budalaca kuralların bizi sevmediklerimizle beraberliğe zorlamasının anlamı neydi?..."
"Gençliğinizi sizden almış ve sizi şöyle bir kenara itivermiş olan hayat, bazen yüreğinize zehirli bir neşterin ucuyla dokunuverir.. Derin bir esef, bir karamsarlık kaplar içinizi..."
Spoiler içeriyor
Extinguished, insanların birbirlerine karşı bir şeyler hissettikleri anda kalplerinde bir alevin belirdiği fikrini anlatıyor. Allah'tan gerçek hayatta böyle bir şey yok. Yoksa ortalık yangın yerine dönerdi sjsjsj Düşünsenize, biri hoşuna gidiyor ve bir anda göğsünüzden alev çıkıyor. hahahaaaah Romantik bir…devamıExtinguished, insanların birbirlerine karşı bir şeyler hissettikleri anda kalplerinde bir alevin belirdiği fikrini anlatıyor. Allah'tan gerçek hayatta böyle bir şey yok. Yoksa ortalık yangın yerine dönerdi sjsjsj Düşünsenize, biri hoşuna gidiyor ve bir anda göğsünüzden alev çıkıyor. hahahaaaah Romantik bir metafor ama neyse ki gerçek hayatta duygular bu kadar bariz görünmüyor da itfaiyeyi her gün meşgul etmek zorunda kalmıyoruz djdjdjdjdj
Masallar, aşkın önüne engel koymayı sever. Bu animasyon da ise engellerle yetinmeyip kader defalarca yön değiştiriyor. Gerçek hayatta ise milyonlarca insanın içinde, doğru zamanda doğru kişiye rastlamak... Bazen bir masal kadar uzak geliyor. Evren sanki biraz daha uğraşın diyor.. İzlerken…devamıMasallar, aşkın önüne engel koymayı sever. Bu animasyon da ise engellerle yetinmeyip kader defalarca yön değiştiriyor. Gerçek hayatta ise milyonlarca insanın içinde, doğru zamanda doğru kişiye rastlamak... Bazen bir masal kadar uzak geliyor. Evren sanki biraz daha uğraşın diyor..
İzlerken aklımdan şu geçti: Demek ki bazı aşklar için sihir bile fazla mesai yapıyor sjdjdjd Kendi şansımı düşününce, bana da herhâlde bir dilek bahşedeni değil, dilekleri düzelten teknik servis lazım djdjdjd
Yine de animasyonun güzelliği burada. Fantastik olan şey sihir değil; tüm aksiliklere rağmen insanların birbirini bulabilmesi...
Animasyon bittiğinde aklımda kalan şey aşkın kendisinden çok, ona giden yol oldu. Hatta kendi adıma düşündüm; benim aşkı bulma ihtimalim de bu animasyondaki mucizeler kadar düşük hissettiriyor sjdjdjdj Umarım benim hikâyemin de bir yerinde görünmez bir dilek bahşedeni çalışıyordur hahahaaaaa
Spoiler içeriyor
"Doğru yol gergin bir ip boyunca gider... Yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip.. Üstünde yürümek için değil de sanki ayağının takılıp tökezlenmesi için vardır.." Kafka'nın Bir Köy Hekimi animasyonunu izledikten sonra aklımda en çok kalan duygu ürperti…devamı"Doğru yol gergin bir ip boyunca gider... Yükseğe değil de, hemen yerin üzerine gerilmiştir bu ip.. Üstünde yürümek için değil de sanki ayağının takılıp tökezlenmesi için vardır.."
Kafka'nın Bir Köy Hekimi animasyonunu izledikten sonra aklımda en çok kalan duygu ürperti oldu. Hikâyenin kendisinden çok, anlatım biçimi beni etkiledi. Sürekli değişen yüzler, biçimi bozulan insanlar ve gerçeklikle bağını koparan görüntüler, izlerken huzursuz edici bir atmosfer oluşturuyordu. Hatta akşam saatlerinde izleseydim muhtemelen korkardım sjsjsj
Kafka'nın eserleri çoğunlukla içsel bunalım, yabancılaşma ve varoluşsal sıkışmışlık üzerinden değerlendirilir. Bu animasyonda da bu ruh hâlinin yalnızca olaylarla değil, doğrudan görsellikle ifade edildiğini düşündüm. Dışavurumcu bir estetikle, karakterlerin iç dünyası dışarı taşmış gibiydi. Mekânlar, insanlar ve bedenler sürekli değişiyor; hiçbir şey sabit kalmıyordu. Bu da izleyiciye güven veren bir dünya yerine, sürekli diken üstünde hissettiren bir atmosfer sunuyor..
Animasyonu izlerken zaman zaman "Kafka'nın bilinçaltı nasıl bir yerdi acaba?" diye düşünmeden edemedim. Çünkü ekranda gördüğümüz imgeler, sıradan bir hikâye anlatmaktan çok, zihnin karmaşasını ve bastırılmış kaygılarını görünür kılıyor gibiydi. Bu nedenle animasyon, yalnızca bir edebiyat uyarlaması değil; aynı zamanda Kafka'nın ruh dünyasına açılan tekinsiz, karanlık bir pencere gibi hissettirdi..
Ben kitabını okumadan doğrudan animasyonu izledim. Buna rağmen uyarlamanın bende bıraktığı etki oldukça güçlüydü. Her sahnesini anlamış olmayabilirim ama hissettirdiği huzursuzluk çok gerçekti. Sanırım Kafka'nın dünyasına yaklaşmanın en etkili yollarından biri de tam olarak bu: Her şeyi açıklamaması ama izleyicinin zihninde uzun süre kalacak bir duygu bırakması..
"Genç kızlık düşleri yasaklanmalı. Daha ortaya çıkmadan engel olunmalı o kendini aldatma haline. Birileri söylemeli gerçeği. "Hayat kepaze bir şeydir ve aşk acısı acıların en hafifidir."