Denendikçe sönen varoluşlar Birbiri ardına duran haykırışlar Biliyorsun hepsini anlamsız bir tasma bunlar Ama gerçekler dinlemez zehirlenir bütün zaaflar Sonunda yüzleşeceğin binlerce sorunlar Dilediğin tek şey olmamalıydı çöküşler İşte umutlar öyle acımasızdır ki Dibe vuruşunu manasız bir gülümsemeyle hatırlatırlar Barış…devamıDenendikçe sönen varoluşlar
Birbiri ardına duran haykırışlar
Biliyorsun hepsini anlamsız bir tasma bunlar
Ama gerçekler dinlemez zehirlenir bütün zaaflar
Sonunda yüzleşeceğin binlerce sorunlar
Dilediğin tek şey olmamalıydı çöküşler
İşte umutlar öyle acımasızdır ki
Dibe vuruşunu manasız bir gülümsemeyle hatırlatırlar
Barış Çevik
Bazı eksiklikler ve mantık hataları olsa da Tom'un canlandırdığı en iyi spiderman filmiydi. Gelişimi 4. filmde yaşanarak gecikmiş olsa da sürecini izlemek güzeldi. Tom'un eski filmlerine nazaran örümcekler üzerinden ilerleyen muhabbetleri ve New York'un bol bol gösterilmesi keyifliydi. Filme puan…devamıBazı eksiklikler ve mantık hataları olsa da Tom'un canlandırdığı en iyi spiderman filmiydi. Gelişimi 4. filmde yaşanarak gecikmiş olsa da sürecini izlemek güzeldi. Tom'un eski filmlerine nazaran örümcekler üzerinden ilerleyen muhabbetleri ve New York'un bol bol gösterilmesi keyifliydi.
Filme puan vermem gerekirse 7.5 veya 8 derim.
Tek düşünce yeter Nefesini boğmak için Sessizliğin çığlını duymak için Yalandır belki Bu aptalca fikirler Ta ki çaresizlik kapıya dayanınca Fikirler güneş misali batınca Kaderin olmaz sana tekin Barış Çevik
Kaşınıyor kolum geceleri Altı bacaklı bir örümcek dokunuyor sanki Bilincimin değişkenliği Karıştırıyor beyinimi Gözler kapanmak Düşünceler konuşmak istiyor Bu çelişki de sıkışıp kalan benliğim Manasız sözlerde huzur arıyor Barış Çevik
Telkinler yönlendiriyordu kafa Değişiyordum Eminlik yok Ona ulaşmak Duymuyordu Varmıyordu ses Kapandı Basıyordum olmuyordu Her şeye basıyordum Daha da olmuyordu Duruldu Bilmem noldu Uslu Barış Çevik
Çocukken izlediğim bir yapımdı hala arada açar izlerim hakkında birkaç bir şey söylemek istiyorum. Tmnt hakkında yapılmış en ciddi, leo ve raphın rekabetini çatışmasını en iyi anlatan, dönemine göre seyir zevki yüksek animasyon sahneleriyle bence en iyi tmnt versiyonu. Aile…devamıÇocukken izlediğim bir yapımdı hala arada açar izlerim hakkında birkaç bir şey söylemek istiyorum. Tmnt hakkında yapılmış en ciddi, leo ve raphın rekabetini çatışmasını en iyi anlatan, dönemine göre seyir zevki yüksek animasyon sahneleriyle bence en iyi tmnt versiyonu. Aile içi motivasyonlar olsun, sorumlulukların getirdiği fedakar tercihler olsun çok iyi işlenmiş. İki kardeşin ailesini farklı bakış açısı ve disiplinlerle korumaya çalışırken çatışması izleyicilerin filmde empati kurmasını sağlayıp ikiye bölmekte. Keşke daha çok talep görüp bilinseydi ve devamı gelseydi.
Dönemin estetik görüntüsünü ve o yılların New York havasını çok güzel yansıtan bir yapım. İlk birkaç bölümü aşşırı aksiyonlu geçmesede sonradan açılıyor. Alıştığımızın dışında bir kahraman sunuyor bize bu da aslında bazı böyle olsa güzel olurdu dediğimiz boşlukları kapatıyor. Klasik…devamıDönemin estetik görüntüsünü ve o yılların New York havasını çok güzel yansıtan bir yapım. İlk birkaç bölümü aşşırı aksiyonlu geçmesede sonradan açılıyor. Alıştığımızın dışında bir kahraman sunuyor bize bu da aslında bazı böyle olsa güzel olurdu dediğimiz boşlukları kapatıyor. Klasik anlamdaki havalı dedektiflik havasını da sonuna kadar hissettiriyor. Bir şans verin derim.
Filmi sosyolojik bir bakış açısıyla incelemeye çalışırsak, asıl ismi Norma Jeane olan Marilyn Monroe'nun hayatında, çocukluğundan intiharına kadar toplumsal etkenlerin belirgin olduğunu fark ederiz. Annesiyle olan travmatik ilişkisi ve babasının hayatında hiç yer almaması, karakterini derinden etkilemiştir. Yirmili yaşlarına geldiğinde,…devamıFilmi sosyolojik bir bakış açısıyla incelemeye çalışırsak, asıl ismi Norma Jeane olan Marilyn Monroe'nun hayatında, çocukluğundan intiharına kadar toplumsal etkenlerin belirgin olduğunu fark ederiz. Annesiyle olan travmatik ilişkisi ve babasının hayatında hiç yer almaması, karakterini derinden etkilemiştir. Yirmili yaşlarına geldiğinde, o dönem erkek hegemonyasının yön verdiği film sektörlerine girmeye ve kariyerini büyütmeye çalışır. İşte tam o sırada bizim bildiğimiz Marilyn Monroe ortaya çıkar. Sistemin onu bir obje gibi sunduğu bu sektörde tutunabilmek için toplumun beklentilerini karşılamak adına sahne önü ve sahne arkası karakterleri oluşur. Eric Goffman'ın bu kavramlarının sosyolojideki yansıması, sahne önünde birey toplumda barınmak için işlevsel bir telkin düşüncesiyle toplumun beklentilerini karşılamaya yönelik bir karakter oluşturur. Sahne arkasında ise bireyin asli olan kendi kimliği ve karakteri var olur. Filmde bu iki karakterin, yani sahne önü ve sahne arkası karakterlerinin, sessiz bir şekilde içten içe çatıştığını hissederiz. Çünkü sistem, sahne önü karakterini zorunlu kılacak şekilde Norma Jeane üstünde bir baskı kurar ve çatışmalarının artık sessiz değil, bariz bir şekilde tetiklenmesine sebep olur. Bu baskılar ileride onu trajik bir intihara sürükler. İntihar nedenlerini sosyolojik bir zemine oturtmamız gerekirse, bu durumda Emile Durkheim'ın analizlerini kullanabiliriz. Marilyn Monroe'nun intiharını bu analiz bağlamında Özgeci (Elcil/Fedakâr) İntihar ve Kaderci (Fatalist) İntihar kavramları üzerinden açıklayabiliriz. Özgeci intihar, toplumla aşırı bütünleşmesi sonucu ortaya çıkar. Birey, toplumun isteklerini ve grup çıkarlarını kendi ideallerinden üstün tuttuğu durumlarda bu intihar türüne sebebiyet vermektedir. Kaderci intihar ise baskıcı toplum yapısını ifade eder. Toplum, bireyin geleceğini kısıtlar ve yönetir. Erkek hegemonyasının baskıları sonucu Marilyn Monroe'yu cinsel bir seks objesine dönüştürmesi, onun kariyerindeki tercihlerini ve karakterini derinden etkileyip özelliklerini açıkladığımız bu iki intihar çeşidine sürükler.
Her şeyin sonunda bu güçlü kadın için hayatının iyileşmesine yönelik bütün umutlar tükenmiş olacak ki kendi yaşamına son verir.