Çoğu kişi saçma bulmuş. Black Mirror vb yapımlara benzetenler de var. Bana kalırsa benzediği tek bir yapım var o da Junji Ito: Maniac serisidir. Hikayelerin bağımsızlığı ve olay örgüleri tam anlamıyla Junji Ito kaleminden çıkmış gibidir. Black Mirror’ın hikayelerinde bir…devamıÇoğu kişi saçma bulmuş. Black Mirror vb yapımlara benzetenler de var.
Bana kalırsa benzediği tek bir yapım var o da Junji Ito: Maniac serisidir.
Hikayelerin bağımsızlığı ve olay örgüleri tam anlamıyla Junji Ito kaleminden çıkmış gibidir. Black Mirror’ın hikayelerinde bir mesaj bulursun ama bu yapımda bir mesaj yok sadece olması muhtemel olaylar üzerinedir. (Bir kaç bölümün ucubeliği American Horror Story havası da verdi.)
Sonunda Raf’a eklendi, bir kaç gündür bekliyordum onaylanmasını. Hikaye kıyamet sonrası dünyada geçiyor. Ustasının intikamını almakla başlayan yolculuğunda, tanıştığı insanlara iyilik yaparak yoluna devam eden dövüş ustası Ken’in olay örgüleri üzerinden gitmektedir. Ana karakter bana Guts’ı hatırlattı. Ayrıca çizimleri de…devamıSonunda Raf’a eklendi, bir kaç gündür bekliyordum onaylanmasını.
Hikaye kıyamet sonrası dünyada geçiyor. Ustasının intikamını almakla başlayan yolculuğunda, tanıştığı insanlara iyilik yaparak yoluna devam eden dövüş ustası Ken’in olay örgüleri üzerinden gitmektedir.
Ana karakter bana Guts’ı hatırlattı. Ayrıca çizimleri de Baki ve Kengan Ashura tadı verdi.
Şimdilerde pek bi’ önemsizleşti sokaktaki kayıplar. İzleyen herkes evsiz bi’ çocuğun sokaklar tarafından nasıl ezilip, sindirildiğini öğrenmeli. Sosyolojik durumumuzu çok başarılı bir şekilde ifade etmişler. Üzücü olan kısım ne biliyor musunuz halen aynı terane! Hiç bir şey değişmedi büyük şehirlerde.…devamıŞimdilerde pek bi’ önemsizleşti sokaktaki kayıplar. İzleyen herkes evsiz bi’ çocuğun sokaklar tarafından nasıl ezilip, sindirildiğini öğrenmeli.
Sosyolojik durumumuzu çok başarılı bir şekilde ifade etmişler.
Üzücü olan kısım ne biliyor musunuz halen aynı terane! Hiç bir şey değişmedi büyük şehirlerde.
Ailesi, yuvası olan insanlar sokağı görmüyor, bi’ yardım eli uzatmıyor/uzatamıyoruz. Tabi bu durum sadece sokakta zor durumda olanlar için değil sıcacık yuvasında olmasına rağmen ailesinden bihaber yaşıyor çoğumuz. Toplum olarak tamamen kaybolduk.. iyilik yapmanın bu kadar zor olmaması gerekiyor, kimse bu denli korkmamalı birbirinden.
Kimse anlatmamış ama aşkın gözü kördür ve aynı zamanda da sağırdır. Ernie hayatını bir çocuğun saflığı ve endişesiyle yaşamaya çalışırken bir takım olaylar silsilesi yaşıyor. Hayat arkadaşı olan Edith onlara sığınacakları bi’ yer veren kişi tarafından, Ernie’nin gözleri önünde “foie…devamıKimse anlatmamış ama aşkın gözü kördür ve aynı zamanda da sağırdır.
Ernie hayatını bir çocuğun saflığı ve endişesiyle yaşamaya çalışırken bir takım olaylar silsilesi yaşıyor. Hayat arkadaşı olan Edith onlara sığınacakları bi’ yer veren kişi tarafından, Ernie’nin gözleri önünde “foie gras” için besleniyordu. Ernie artık böcek değil camın önü olmak istiyordu ve başardı.
Daha önce hiç kimse sana kabuklarından bahsetmiş miydi? Eğer kimse bahsetmediyse bu yapım o görevi üstelenecektir. Kendimizi bir çok şeyi kabullenmişken buluyoruz; kötücül insanları, bitmek bilmeyen ızdırapları, depresif süreçleri, sevdiklerimizi ve hatta kabuklarımızı. Ama ne hikmetse kendimizi sevmeyi, önemsemeyi kabullenemiyoruz…
Ya kardeşim anladık TWD hayranıyız,serileri bitirdik, kurulan evrene de bir özlem duyduk izleyelim dedik… İzlemez olaydım ana karakterlerin oyunculuk yapacağım çabası yüzünden ağzı yüzü yamuk kardeşim bu ne biçim oyunculuk anlamıyorum. Zaten TWD yan evreni diye hata edip imdb puanına…devamıYa kardeşim anladık TWD hayranıyız,serileri bitirdik, kurulan evrene de bir özlem duyduk izleyelim dedik…
İzlemez olaydım ana karakterlerin oyunculuk yapacağım çabası yüzünden ağzı yüzü yamuk kardeşim bu ne biçim oyunculuk anlamıyorum. Zaten TWD yan evreni diye hata edip imdb puanına da bakmadım, baksaydım zerre izlemezdim. Tamamiyle pişmanlık!!!
Misal Iris ve Hope ikisi de bok gibi oyuncu (özellikle iris) salak salak yüz ifadeleri, “go girl you got it” mentalitesi falan ergenliği değil de zihinsel engellerinden bahsetmek gibi olmuş.
Huck denen kadının da yüz ifadeleri, mimikleri acayip ucuz ve sinir bozucu. (sürekli ağız büküp duruyor sanki serinin en taşaklı elemanıymış gibi)
Bana kalırsa bu diziyi şu şekil izleyin; açın abi dublajlı versiyonu, dönün arkanızı işinizi gücünüzü yapın. Ne bileyim yemek, tamir tadilat yani arkada öyle bir ses olsun. Arada ilgi çekici, kavgalı sahne gelince 2 dakika ekrana bakıp geri işine dönmelik şekilde izleyin/dinleyin.
Kerpiç evde yaşadığım çocukluğum ve merdivenin altındaki o zifiri boşluğun korkusu. Her şeyiyle hayatımdan parçalar, taşradan çıkmış bir edebiyat ürünü işte böyle olur. İzlerken hep boğazım düğümlendi ve şuanki yaşadığım refahı kendime yakıştıramadım. Umarım sizi de derinden etkileyip ağlatır.
Güzelleş be oğlumm.. Şimdilik ölümüne kadar hayattasın. Şimdilik, ölümüne kadar hayattasın! Arka mahallede olup biten olaylara şahit olmak istiyorsanız (hele ki metropolün varoşlarına yakınsanız) çok güzel bir film.
Yaklaşık 6-7 yıl önce bitirmiştim zaman sanki yazılarını eskitemiyor. Yazdığı/el aldığı konuların halen güncelle örtüşmesi bu kitabı “baş ucumdan ayırmam” diyecek kadar sevmeme sebep oldu. Kişisel aydınlanmama faydası büyük, gözümü ve zihnimi açtı.