Yeraltı Edebiyatı, ülkemizde yeterince gelişim olanağı bulamamış olan türlerden. Türk yazarların çok rağbet etmediği bir tür aslında. Belki de rağbet etmek alışkanlıkları olan kişilerin yazarlığı sorgulanabileceğinden dolayı bu türü kaldıramayacaklar. O yüzden böylesi daha isabetli oluyor olabilir. Hakan Günday ise…devamıYeraltı Edebiyatı, ülkemizde yeterince gelişim olanağı bulamamış olan türlerden. Türk yazarların çok rağbet etmediği bir tür aslında. Belki de rağbet etmek alışkanlıkları olan kişilerin yazarlığı sorgulanabileceğinden dolayı bu türü kaldıramayacaklar. O yüzden böylesi daha isabetli oluyor olabilir. Hakan Günday ise bu tür yazarlardan değil. Düzensiz aralıklarla dört parçaya ayrılmış kitap. Her bir parçasına Rönesans resmindeki dört temel tekniğin isimleri verilmiş. Daha doğrusu dört kanonik resim modlarının isimleri. Sfumato, Cangiante, Chiaroscuro ve Unione. Bu da kitabı ilgi çekici kılmış. Her bir kanonik resim modunun ardından hikaye biraz daha şekil değiştiriyor. Kitapta yazanın kendi görüşleri olduğu kadar karaktere baz görüşler, uzun monologlar bulunuyor yer yer. Ama bunlar sıkmıyor. Temel seviyede felsefe eğitimi görür gibi veriliyor okuyucuya bunlar. Kısacası iyi bir kitap. İçeriğini anlatmak istemiyorum pek, çünkü fazla kaptırıyorum kendimi. Umut dolu kitaplara...
Kalabalıklar içinde milyonlarca 'yalnız' ifadesi ile günümüzün de önemli sorunlarından biri olan yalnızlık temini oldukça çarpıcı bir şekilde anlatan müthiş bir kitap Yalnızız. İnsanın kendi içindeki birinci ve ikinci ben ve bunların çarpışması, toplumun ve bireyin bunlara yaklaşımı oldukça güzel…devamıKalabalıklar içinde milyonlarca 'yalnız' ifadesi ile günümüzün de önemli sorunlarından biri olan yalnızlık temini oldukça çarpıcı bir şekilde anlatan müthiş bir kitap Yalnızız. İnsanın kendi içindeki birinci ve ikinci ben ve bunların çarpışması, toplumun ve bireyin bunlara yaklaşımı oldukça güzel ifade edilmiş. Samim'in düşlediği Simeranya, yaşadığımız toplumda hepimizin ihtiyacı olan ütopik bir ülke. Kim bilir belki de öyle bir ülkede bile insan denen mahluk huzur kaçıracak bir şeyler bulurdu. Ben eseri keyifle ve aktif bir zihinle okudum. Her satırda muhakeme, mukayese, sorgulama vardı. Okuduğum eser beni düşündürsün diyen herkese öneririm. Okuyacak olanlara keyifli ve bol düşünmeli okumalar dilerim.
İyi ol hoş ol benden uzak ol.... İnsan acıma duygusunu kaybederse ne olur? Acıma duygusunu kaybetmiş genç bir öğretmenin hayatından kısa ama uzun uzun bir kesit.. Kitap başında bir tiksindi uyandırdı, Zehra öğretmenin babasına müthiş bir kin duydum, lakin kitap…devamıİyi ol hoş ol benden uzak ol....
İnsan acıma duygusunu kaybederse ne olur?
Acıma duygusunu kaybetmiş genç bir öğretmenin hayatından kısa ama uzun uzun bir kesit..
Kitap başında bir tiksindi uyandırdı, Zehra öğretmenin babasına müthiş bir kin duydum, lakin kitap ilerledikçe babaya müthiş bir acıma hissi oluştu...
Kitapta çıkarabilinecek bir sürü ders var, en büyük düşmanımız önyargımız... Yaşamımız önyargılardan ibaret, herkesin vardır önyargı yüzünden kaybettiği kıymetini bilmediği insanlar... Derin bir ah çektim kitap bittikten sonra keşke yirmi yıldız olsa da verseydim...
Keyifle okuyun, mutlaka okuyun.