JT hayranı olarak izlediğim filmin muhteşem çıkması. Justin el attığı her işte mi başarılı olur arkadaş! Adam yaşayan efsane gerçekten! Film; zamanın ve yaşamın paradan ve diğer her şeyden çok daha değerli olduğunu gösteriyor bize. Eğer yeterince zamanın varsa paraya…devamıJT hayranı olarak izlediğim filmin muhteşem çıkması. Justin el attığı her işte mi başarılı olur arkadaş! Adam yaşayan efsane gerçekten!
Film; zamanın ve yaşamın paradan ve diğer her şeyden çok daha değerli olduğunu gösteriyor bize. Eğer yeterince zamanın varsa paraya ihtiyacın yok. Ayrıca filmde kapitalizme bol bol gönderme yapılarak, Robin Hood’taki gibi zenginden alıp fakire verme teması da işleniyor.
Zamanın gerçek anlamıyla para değerinde olduğu, zenginlerin sonsuza kadar genç kalarak yaşadığı, fakir ve güçsüz olanların ise bir gün daha hayatta kalabilmek adına zaman dilenerek ödünç aldığı, bazen de çaldığı bir sistemde geçen filmin sahneleri; günümüzde karnını doyurma kaygısı için cebelleşip yaşamaya çalışan yirmi birinci yüzyıl insanını anımsatıyor.
Hiç sıkılmadan izleyebileceğiniz çok iyi bir film.
Son olarak yazımı filmden en sevdiğim replikle bitiyorum:
“Bir kerelik de olsa elimde bir günden fazla süre olsun isterdim.”
İnsanlığa acımasız bir bakış açısı getiren ve suratınıza tokat gibi çarpan bir kitap. Öncelikle Jose Saramago’nun diliyle ve etkileyici kurgusuyla tanıştığım için çok mutlu olduğumu dile getirmeliyim. Kitap, ışıklarda bir adamın aniden kör olmasıyla başlar. Daha sonra bir göz doktoruna…devamıİnsanlığa acımasız bir bakış açısı getiren ve suratınıza tokat gibi çarpan bir kitap. Öncelikle Jose Saramago’nun diliyle ve etkileyici kurgusuyla tanıştığım için çok mutlu olduğumu dile getirmeliyim.
Kitap, ışıklarda bir adamın aniden kör olmasıyla başlar. Daha sonra bir göz doktoruna gider ve doktor ne kadar araştırsa da bir sonuç bulamaz. Çünkü adam hiçbir belirti göstermeden aniden kör olmuştur ve bu durumu açıklayacak kimse yoktur.
Ertesi gün adamı muayene eden doktor da kör olmuştur ve doktor bütün yetkili kişilere durumu bildirir. Adamın muayeneye gittiği klinikte bulunan bütün hastalar da sırasıyla kör olmuştur.
Sonrasında sağlık bakanlığı bunun bir salgın hastalık olduğunu duyurur ve doktor ve ilk kör olan grubu bir hastanede karantinaya alırlar. Karantina süreci çok zorlu bir süreçtir. Zulüm ve haksızlık doludur.
Kitapta en çok hoşuma giden detaylardan biri karakterlerin isimlerinin olmaması. Körlük, bir yere kapatılan yüzlerce kişi çevresinde gelişse de aslında yedi kişiye odaklanıyor. Doktor, doktorun karısı, koyu renk gözlüklü genç kız gibi tanımlamalarla tanıyoruz karakterlerimizi. Bu durumu ise körüz, isimlerin ne önemi var diye aktarıyor bizlere yazar.
Bu kitaba mutlaka şans vermelisiniz. Ve eminim ki okuduktan sonra bu zamana kadar neden okumadığınızı sorgulayacaksınız.
Son olarak yazımı kitaptan en beğendiğim cümlelerle sonlandırıyorum:
“Asıl körlük, umudun tükendiği bu dünyada yaşamaktı.”
“Körler ülkesinde tek gözlüler kral olur.”
İzlediğim en sıcak, en samimi ve en iyi filmlerden biriydi diyebilirim. Sandra Bullock’un enfes oyunculuğu eşliğinde bir de Quinton Aaron'nun duru, inandırıcı ve güçlü oyunculuğu birleşince tadından yenmedi. Filmin kısaca konusu; yaşıtlarından farklı, sorunlu ve zor durumdaki Afro Amerikan bir…devamıİzlediğim en sıcak, en samimi ve en iyi filmlerden biriydi diyebilirim. Sandra Bullock’un enfes oyunculuğu eşliğinde bir de Quinton Aaron'nun duru, inandırıcı ve güçlü oyunculuğu birleşince tadından yenmedi.
Filmin kısaca konusu; yaşıtlarından farklı, sorunlu ve zor durumdaki Afro Amerikan bir gencin hayata tutunma mücadelesi… Açıkcası sıfırdan gelip zirveye çıkan hikayelere bayılırım.
Genel olarak dram filmleri en beğendiğim filmler listesinde oluyor ve bu film de dram yönüyle o listeye girmeyi hak ediyor.
Bu arada filmi izlerken keskin bir dram beklemeyin; fakat insanın içini burkan birçok sahne izlemeye de hazır olun. Ayrıca Sandra Bullock filmdeki performansıyla “En İyi Kadın Oyuncu” Oscar’ını da kazanmıştır.
Son olarak filmden en etkilendiğim replikle kapanışı yapıyorum:
“Bazı insanlar soğan gibidir, anlayabilmek için katman katman kabuğunu soymak gerekir.”
Gerçek hikayesi ve muhteşem oyunculuklarıyla tarihin en iyi filmleri arasındadır. Aynı zamanda dram türünün de bence babasıdır. Tom Hanks ve Michael Clarke Duncan’ın oyunculuklarına kuracak cümlem yok. Hangi cümleyi kursam yetersiz kalır. Filmin konusuna gelecek olursak Coffey hapishanenin mahkumu, Paul…devamıGerçek hikayesi ve muhteşem oyunculuklarıyla tarihin en iyi filmleri arasındadır. Aynı zamanda dram türünün de bence babasıdır.
Tom Hanks ve Michael Clarke Duncan’ın oyunculuklarına kuracak cümlem yok. Hangi cümleyi kursam yetersiz kalır.
Filmin konusuna gelecek olursak Coffey hapishanenin mahkumu, Paul ise hapishanedeki infaz odası baş görevlilerden biridir. İki küçük kızı öldürmekle suçlanan Coffey; iri yarı, korkutucu ifadesinin aksine her zaman iyiliği düşünen ve ince bir karaktere sahiptir. İyi yüreğinin yanı sıra bazı sıra dışı güçlere sahiptir. Coffey, baş gardiyan Paul ile tanışır, günden güne samimi bir ilişki kurarlar ve Paul’un bir hastalığı olduğunu öğrenen Coffey, yeteneklerini kullanarak onu iyileştirir.
İşlenen cinayete gelecek olursak yaşanan olay her zamanki gibi soru işaretleriyle dolu. Cinayetin işlendiği sıra Coffey, kardeşiyle birlikte olmasına rağmen bu delil gözden geçirilmez ve hiçbir delil olmamasına rağmen suçlu gösterilir. Her ne yapılırsa yapılsın Coffey’in sonu bellidir. İdam…
Yaşanmış bir olaya dayanan filmde, Coffey tüm itirazlara, bazı delillere rağmen suçlu gösterilir. Onun sonu elektrikli sandalye olur ve tarihte elektrikli sandalye ile idam edilen en genç insan olur.
Kült filmler arasına giren bu filmi herkes hayatının bir döneminde mutlaka ama mutlaka izlemeli.
Son olarak filmden en etkilendiğim replikle yazıma son veriyorum:
“Işıkları kapatma patron.”🥺
Salt bilimkurgu olarak düşünülmemesi gereken sistemi eleştiren bir film. Oyunculuklar çok sağlam. Özellikle Leonardo Di Caprio’nun oyunculuğu muazzam. Netflix’in son zamanlarda yaptığı en iyi filmlerden diyebilirim. Filmi izlerken “aaa bu karakterler, bu programlar bizde de yok mu ya” diye düşünüyorsunuz.…devamıSalt bilimkurgu olarak düşünülmemesi gereken sistemi eleştiren bir film. Oyunculuklar çok sağlam. Özellikle Leonardo Di Caprio’nun oyunculuğu muazzam. Netflix’in son zamanlarda yaptığı en iyi filmlerden diyebilirim.
Filmi izlerken “aaa bu karakterler, bu programlar bizde de yok mu ya” diye düşünüyorsunuz. Siyasi yapıyı, doğruyu konuşanların nasıl susturulduğunu, sosyal medyanın zararlarını kara mizahla yerden yere vurarak anlatan mutlu son klişelerinden uzak bir film. Oturun ve hiç sıkılmadan iki buçuk saatin tadını çıkarın!
Son olarak yine filmden en beğendiğim replikle yazıma son veriyorum:
“Belki de gezegenin yok olması eğlenceli olmamalıdır. Belki de korkunç ve sarsıcı olmalıdır. Sabaha kadar uyumayıp her gece ağlasak yeridir, çünkü hepimiz %100 gebereceğiz!”
Tony sana sarılmak istiyorum! Karısı kanserden öldükten sonra hayata tutunmaya çalışan bir adamın hüzünlü ve sıcak öyküsü. Ricky Gervais’in oyunculuğuna şapka çıkartarak hayat verdiği Tony karakteriyle yer yer hüzünlenip yer yer gülüyorsunuz. Ne diyebilirim ki! Gerçekten aşırı beğendim! Yazımı dizide…devamıTony sana sarılmak istiyorum!
Karısı kanserden öldükten sonra hayata tutunmaya çalışan bir adamın hüzünlü ve sıcak öyküsü.
Ricky Gervais’in oyunculuğuna şapka çıkartarak hayat verdiği Tony karakteriyle yer yer hüzünlenip yer yer gülüyorsunuz.
Ne diyebilirim ki! Gerçekten aşırı beğendim!
Yazımı dizide beni en çok etkileyen replikle noktalıyorum:
“Onsuz herhangi bir yerde olmaktansa onunla bir hiçlikte olmayı tercih ederim.”