Faust ve Obsesyon Kızıla çalan gün batımı manzarasında düşledim mutluluğun çekiciliğini. Ceylanların sıçrayışında hissettim yaşama sevincinden bir bukle. Bir bukle düşünce arzuladım gökyüzünün asil sonsuzluğundan. Arzulayıp, obsesyonizt düşüncelerden alıkoyamadım kendimi. Faust döngüsüne benzerdi obsesyon mağdurlarının zihinleri, Döngüde bir el, bir…devamıFaust ve Obsesyon
Kızıla çalan gün batımı manzarasında düşledim mutluluğun çekiciliğini.
Ceylanların sıçrayışında hissettim yaşama sevincinden bir bukle.
Bir bukle düşünce arzuladım gökyüzünün asil sonsuzluğundan.
Arzulayıp, obsesyonizt düşüncelerden alıkoyamadım kendimi.
Faust döngüsüne benzerdi obsesyon mağdurlarının zihinleri,
Döngüde bir el, bir yaşam ve bir darbe vardı.
İçine birazcık hudut serpiştirdiler.
Ve birazcık da duygu.
At gözlüğüyle bakanların göğsünde bir ağrı oluştu.
Ve Faust ağrıyı hiç umursamadı.
Geriye ne manzara, ne ceylan, ne gökyüzü kaldı.
(Şiir bana aittir.)
Kapitalizme eleştiri niteliğinde çekilmiş bir başyapıt. Ama guldurulerinden dolayı düşündürme kısmına çok az geçiş yapabiliyorsunuz. Sessiz film izlemeye karşı ön yargım vardı. Bu filmden sonra epey bir sempati duydum. Bu sessiz filmlerin top noktalarından biri olduğu için belki de diğer…devamıKapitalizme eleştiri niteliğinde çekilmiş bir başyapıt. Ama guldurulerinden dolayı düşündürme kısmına çok az geçiş yapabiliyorsunuz. Sessiz film izlemeye karşı ön yargım vardı. Bu filmden sonra epey bir sempati duydum. Bu sessiz filmlerin top noktalarından biri olduğu için belki de diğer filmlere karşı yine bir ön yargıyla yaklaşacam bunu da bilemiyorum.
Chaplin'in oyunculuğu harikaydı. O zamanlar bu kadar enfes bir oyunculuk sergileneceğini tahmin bile edemezdim. Sondaki şarkı söylediği kısma ayrıca bittim. En azından bu filme ön yargıyla yaklaşmayın, izleyin derim. Filmi mubi üzerinden izledim.
9/10
Mubi üzerinden bugün izlediğim film. Söylemek istediğim çok şey var, dikkatimi çeken çok nokta var ama çok uzun olacağı için bunu yapmayacam, sadece duygularımı ifade edecem. İlk fırsatta analizini yapıp bloğumda yayınlamayı düşünüyorum. Film harika, piyanoya doyuyoruz. Çekimler, açılar çok…devamıMubi üzerinden bugün izlediğim film. Söylemek istediğim çok şey var, dikkatimi çeken çok nokta var ama çok uzun olacağı için bunu yapmayacam, sadece duygularımı ifade edecem. İlk fırsatta analizini yapıp bloğumda yayınlamayı düşünüyorum. Film harika, piyanoya doyuyoruz. Çekimler, açılar çok güzel. Karakterlerin hepsini sevdim. İzlemeyenler muhakkak izlesinler.
"Nasıl bir ölüm ama
Nasıl bir şans
Nasıl bir sürpriz
İradem hayatı seçti."
"Geceleri okyanustaki mezarında yatan piyanomu düşünüyorum. Ve bazen de onun üzerinde süzülürken de kendimi. Aşağıda her şey çok hareketsiz ve sessiz, bu da uyumama yardımcı oluyor. Garip bir ninni bu ve böyle olduğu için de, o benim. Sesin olmadığı yerde sessizlik var. Hiç sesin olmadığı o yerde sessizlik var. Soğuk bir mezarda, çok çok derin bir denizde. "
9/10
(Not: Analizini yaptığım zaman buraya linkini koyacam ve bu gönderi profilimde sabit kalacak.)
Nihayetinde tren perona yaklaşmış ve durmuştu. Bir inip binme curcunası, sigara içme curcunası, yerime oturdun kavgası boy gösteriyordu şu dakikalarda. Benim içimde ise acaba kim inecek bu durakta curcunası oluşmuştu. Merakla bekliyordum. İlk inen kahverengi gabardin pantolonuyla en başından merak…devamıNihayetinde tren perona yaklaşmış ve durmuştu. Bir inip binme curcunası, sigara içme curcunası, yerime oturdun kavgası boy gösteriyordu şu dakikalarda. Benim içimde ise acaba kim inecek bu durakta curcunası oluşmuştu. Merakla bekliyordum. İlk inen kahverengi gabardin pantolonuyla en başından merak uyandırmıştı üzerimde. İnerken giydiği bej rengi paltosu, sarı renkli beresi ve ekoseli şalıyla merakları daha fazla üzerine çekmişti. Hemen ardından inen adamın da pek altta kalır bir yanı yoktu. Kaşe kabanı, şimdiye kadar gördüğüm en güzel kabandı. Beş senelik yaşantımda iki üç kişiden fazlasında görmemiştim gerçi ama çok güzeldi. Ama taktığı İngiliz model kasketini başka hiç kimsede görmemiştim. Gözündeki gözlüğü saydam çerçeveydi ve camları yuvarlaktı. Kirli sakalı ve uzun bıyıklarıyla tüm elitliğinin yanına görkemini de eklemişti. El ele tutuşup yürüdüler. Harika bir çiftlerdi. Sonraki inen kişiler sekiz dokuz kişilik grup halindeydi ve hepsi en az elli yaşlarındaydı. Birisi vardı ki 80den yukarı olduğu çok bariz belli oluyordu. Kamburdu sırtı. Elinde bastion bir elinde muhtemelen içinde örgü bulunan poşet. Daha ağırını taşıyabilir miydi, sanmıyorum. Uzun bir pardesü üstüne geçirilmiş şalı vardı. Valizini yanındaki asıl beyefendi taşıyordu. Oğlu gibi duruyordu. Onlar da caddeye yürüyüp ilk gördüklerini taksiye el kaldırıp bindiler. Son gördüğüm ise iki çocuklu bir aileydi. Kadın düz ve klasikti ama bir o kadar havalıydı. Ayağında uzun çizme üzerinde çiçek desenli eteği vardı. Toplu sarı saçlarını şalla örtmüş çocuklarının ellerinden tutuyordu. Adam da en az kadın kadar havalıydı. Deri ceketinin fermuarı sonuna kadar çekili, üzerinde sanki onu sıkıyor gibiydi. Kot pantolonu normal kesim, ayağımda kısa bir bot vardı. Kirli sakalı ve bıyığı gülümsemelerinin saklanmasını engelliyordu. Çocuklarını izleyip tebessüm gökkuşağı çizmişti bulunduğu yerden çocuklarına kadar. Sırtında sırt çantası, bir omzunda başka bir çanta vardı. İki elinde ise iki valiz vardı sürüklediği. Çocuklarından biri diğerinden biraz daha büyüktü. Aralarında bir iki yaş vardı tahminimce. Biri erkek diğeri ise kızdı. Erkek olanı bir eli annesindeyken yerden kar alıp kız kardeşine atmaya çalışıyordu. Sonunda da başardı. Yüzüne doğru gerilip bir kartopu attı. Kız kardeş ağladı. Erkek kardeş güldü. Kızın kumral saçlarını rüzgar savuruyordu. Yüzüne vuran kar artık daha fazla acıtıyordu. Kendisi kışa selam durarak açan çiçekti. Tüm görkemiyle açıyordu ve ben buradayım diyordu. Ama mutluluğunu ve görkemine ufacık bir kartopu yerle bir etmişti. Çünkü henüz çocuktu ve görkemini kullanmasını bilmiyordu. İşte ben ilk defa o zaman ağladığını görmüştüm Kardelen'in. İlk kez gördüğümde ağlıyordu. Sonrasında ise çok nadirdi ağladığını gördüğüm zaman. Bir keresinde kedisi öldüğü için, bir keresinde de üniversite sınavında istediği puanı alamadığı için ağladığını şahit olmuştum. Benden başka kimse görmemişti ağladığını. Kış bile. Eğer kış görseydi bir kez daha ağladığını, muhtemelen Kardelen'e karşı tavır tanınacaktı.
(Betimleme Tufanı.)
İlk yağan kar tanelerini bundan üç gün önce beş yaşımın ilk gününde görmüştüm. Kar, sokak lambalarının ışığında süzüle süzüle yere değiyor ve değer değmez eriyordu. Yarım saat geçti, biraz hızlandı gibi oldu. Sadece arabaların üstünde çok az miktarda kar birikmişti.…devamıİlk yağan kar tanelerini bundan üç gün önce beş yaşımın ilk gününde görmüştüm. Kar, sokak lambalarının ışığında süzüle süzüle yere değiyor ve değer değmez eriyordu. Yarım saat geçti, biraz hızlandı gibi oldu. Sadece arabaların üstünde çok az miktarda kar birikmişti. Sonra ise birden bulutlar kar yağışını yavaşlatıp tamamen durdurmak için gökyüzünden sıradaki emri bekliyordu. Çocuktum. Üzülmüştüm. Pencerenin önünden ayrılıp koltuğa oturmuştum. Düşüncelere dalıp, sürüncemede kalmıştı zihnim. Bir insanı bu kadar kolay üzebilirsiniz işte. Bir çocuğu ise bu kadar kolay üzüp, sürüncemede bırakabilirsiniz. Düşünmekten uyku bastırmıştı. Koltuktan kanepeye zıplayarak geçip, hiç duraksamadan kendimi kanepeye yaymıştım. Cenin pozisyonuna geçip ellerimi bacaklarımın arasına koyduğum sırada anlamıştım uykumun geldiğini ve annemle babamın asla eskisi gibi olmayacağını. Çünkü gözümü açtığımda bir curcunanın koptuğunu farkedip uykuya dalmadan uyanmıştım. Sersemlediğim için cümleleri seçemiyordum. Ama uykum açıldıkça, zaman geçtikçe daha iyi anlamaya başlamıştım.
(Az kaldı az.)
Muzzam. Bazı bölümler çok kafa karıştırıcı. Rick çok yırtık, Morty çok korkak, Jerry tam bir loser, Beth harikalık abidesi, Summer ergenliğin son demlerinde. Dizi her ne kadar ütopik olsa da bilimin ilerleyeceği seviyeyi(bu kadar ilerleyemese de) rahatlıkla görebiliyoruz. Dizide gördüğümüz…devamıMuzzam. Bazı bölümler
çok kafa karıştırıcı. Rick çok yırtık, Morty çok korkak, Jerry tam bir loser, Beth harikalık abidesi, Summer ergenliğin son demlerinde. Dizi her ne kadar ütopik olsa da bilimin ilerleyeceği seviyeyi(bu kadar ilerleyemese de) rahatlıkla görebiliyoruz. Dizide gördüğümüz buluşların çoğu gerçek yaşamda insanların hepsinin ölümüne ve insanlığını yok olmasına sebep olacak şeyler. Hiiiç bunları düşünmeden izledim. Güldüm, eğlendim, şaşırdım. Birkaç bölüm inanılmaz hoşuma gitti. Obama'nın olduğu bölümler ekstra komikti. Turşu Rick favori bölümümdü. Favori karakterim ise Jerry. (Rick'i saymıyorum.)
9/10
Babam hep suskun, annem ise hep mutsuz ve sitemkardı. İkisi de benimle ilgileniyor gibi gözüküyordu. Nadir gülümsedikleri anlardan birisi de gözüme baktıkları andı. Babam benle konuşur çok nadir oynar, annem de istediğim hemen her şeyi maharetli ellerinden geçirip karnımı doyurmak…devamıBabam hep suskun, annem ise hep mutsuz ve sitemkardı. İkisi de benimle ilgileniyor gibi gözüküyordu. Nadir gülümsedikleri anlardan birisi de gözüme baktıkları andı. Babam benle konuşur çok nadir oynar, annem de istediğim hemen her şeyi maharetli ellerinden geçirip karnımı doyurmak için çabalardı. Bunlar ama beni mutlu etmiyordu. Biraz konuşup, birbirlerinin yüzlerine sahtede olsa gülümseseler ben de mutlu olacaktım. Babama sahte gelen şey bana gelmeyecekti çünkü henüz çocuktum.
(Az kaldı az.)
Victor Polster'miş başrol oyuncusunun adı. Sen inanılmaz bir oyuncusun. O içindeki burukluğu, depresifliği, toksikliği seyirciye nasıl da bu kadar güzel yansıtabiliyorsun? Nasıl da Lara rolünü layığıyla canlandırıp insanı bu kadar uyuz edebiliyorsun? Mest oldum şahsen. Cinsiyet değişikliği için doktora giden…devamıVictor Polster'miş başrol oyuncusunun adı. Sen inanılmaz bir oyuncusun. O içindeki burukluğu, depresifliği, toksikliği seyirciye nasıl da bu kadar güzel yansıtabiliyorsun? Nasıl da Lara rolünü layığıyla canlandırıp insanı bu kadar uyuz edebiliyorsun? Mest oldum şahsen. Cinsiyet değişikliği için doktora giden Lara sabırsız başrol karaktermizdir. Ve bu sabırsızlığı bale eğitiminde kızların onunla dalga geçmesi ve cinsel hazlarını karsilayamamasından kaynaklı strese dönüşüyor. Stres Larayi toksik bir insan haline getiriyor. Hep arkasinda onu destekleyen babasına yan çizip hiç yapmak istemeyeceğiniz bir şey yapıyor. İzleyebilirsiniz. Akıp gitmedi, ama gitti.
7/10
12 farklı mekan, 12 farklı masa ve masanın etrafına üşüşen insanların olduğu film. Hepsi birbirinden farklı karakterde insanlar. Gündelik yaşamdan, sanattan, sinemadan, bıkkınlıktan, ayrımcılıktan, dedikodulardan, hurafelerden, felsefeden kısacası her şeyden konuşup tuhaf şekilde hiçbir sonuca varmıyorlar. Genellikle duyulan cümlelerden birisi…devamı12 farklı mekan, 12 farklı masa ve masanın etrafına üşüşen insanların olduğu film. Hepsi birbirinden farklı karakterde insanlar. Gündelik yaşamdan, sanattan, sinemadan, bıkkınlıktan, ayrımcılıktan, dedikodulardan, hurafelerden, felsefeden kısacası her şeyden konuşup tuhaf şekilde hiçbir sonuca varmıyorlar. Genellikle duyulan cümlelerden birisi "Öğle yemeğinde kahve ve sigara tüketmek senin için zararlı olabilir." oluyor. Bir diğeri ise "Kahve ve sigara kadar muhteşem bir ikili görmedim." oluyor. İlgimi en çok çeken konu Elvis Presley hakkında yapılan konuşmaydı. Her kısımı ince ince ayrıntılarıyla incelenip yorumlanabilecek düzeyde olduğu için ve spoiler vermemek için konulara girmeyeceğim. Bill Murray, Cate Blanchet, Roberto Benigni gibi usta oyuncular da mevcut. İzleyin derim.
8/10